15

MiniGurumi...o da neymis?

Ben gecenin bu vakti aniden böyle bir blog acmak istedim...
Aslinda cok kez bu girisimde bulunmustum ama geri adim atmistim hep, yani vakit ayiramamaktan korktugumdan belkide...

Ikinci bir blog olarak Amigurumilerime özel bir sayfa hazirlamak istedim.

Örgü severlerle oradan daha yakin görüsebiliriz sadece bu alanda, özel olsun istedim :)

( Baktim yapamiyorum hic belli olmaz kapatirim :D )
BLog ismine gelince, bu oyuncaklar genelde kücük oldugundan, Mini geldi aklima, ee bu teknikte Amigurumi ikisinin sentezi oldu yani isim.

Birde bende sevgili Hamarat Anne gibi yaptiklarima isim vermek istiyorum.

MiNiX
Bu da benim oyuncaklarimin genel markasi olsun, hadi hayirli ugurlu olsun, (sanki dükkan actim :D )
Ayy az daha linki unutuyordum :)


8

Diş Telleri hakkinda Yorumlar

Netten dis teli takmis kisilerin görüslerinden derlemelerle karsinizdayim :)
Bende telli biri olaraktan, farkli görüsler var mi diye merak etmistim ve paylasiyorum baska dis teli kullananlar ve kullanmaya baslayacaklar icin:

* 1 yıl taktığım ve insanın gülüşünü iğrenç kılan ama dişleri inci gibi yapan tıbbi malzeme.
* Dişleri bozuk kadınların hamileyken nasılsa çirkinleşeceği için kullanabilecekleri tel.
( Ilginc, yani hamile kadinlar cirkin mi oluyor, bence güzellesenlerde cok, zaten cirkinim o dönem diye teli o dönem mi taksin yani...)
* Gülmeyi unutturan nesneler. dudak içlerini de kevgire dönüştürür, teli çıkardıktan sonraki ilk hafta ağzınızın suyunu ve dudaklarınızı toparlayamazsınız. asitli içecekler içmek yasaktır. Yasağı çok ciddiye alıp 1 yıl kola içmeyen ben, doktorun "tamam iç ama abartma" sözlerinden sonra aldığım ilk yudumda gözyaşlarına boğulmuştum.
* Tedavi sonucu inci gibi dişlerinizle gülümserken çektiğiniz acıları aklınıza getirirsiniz. harika bir gülüşe sahip olduğunuzu düşünüp megaloman megaloman gezersiniz.
* Oldukça pahalıdır bu teller. mesela 2 sene tel ve 6 ay damaklık için 3000 $ demişti doktor, belki de kandırdı beni bilmiyorum.
* ilk takıldığı hafta "ağzımı bir daha hiç açmayacağım" dedirten bunun yanı sıra damaklarda derin hasar meydana getiren diş üzerine kutu şeklindeki tel plakaların yapıştırılması ve onun üzerine ince bir tel gerilmesi suretiyle oluşan malzeme.
* Pek çok muhabbete konu olan diş tellerinizin yanında bonus olarak gözlükleriniz de varsa ne ala. Her ne kadar her yemekten sonra tüm yediklerinizi başkalarına gösterme gibi bir durum yaratsa da, ayda bir kaç gün dayanılmaz acılar yaşatsa da özenle sevilmelidir.
Yine de doktorla pazarlıklar yapılır, çıkması için haftalar sayılır. ve sonra 3 yılın ardından bir gün çıkar o teller. Heyecanla aynaya konuşulur ama 3yıl önce denen o sözler yinelenir; "ağzımı bir daha hiç açmayacağım".
Her şey iyi hoştur ama geride kalan yılların alışkanlığı bu görüntüyü yabancılar, benimseyemez. şaşkınlığın yerini bir süre sonra hüzün alır. o gece yiten telleriniz için telli turnam şarkısını armağan edersiniz, yetmez, yazar çizersiniz, ne çok şey paylaştıınızı düşünürsünüz.
Henüz sizde bıraktığı boşluklar damağınızın içinde durmaktadır. Günler geçtikçe duruma alışırsınız. O olmadan da yaşabilirisiniz. sonra telsiz daha güzel olduğunuzu anlamaya başlarsınız.
Geçen günler biraz daha unutturur. Her şeye olduğu gibi bu duruma da alışırsınız...
(Bu cikma sonraki agzimda hissedecegim bosluk durumu beni simdiden yormaya basladi hee, ilk günler kalabalik var gibiydi simdi normal sonrada bosluk olacak elbet ama buna alistigim gibi onada alisacagim, alismaliyim :) )

* Gözlükle bir arada kullanıldığında (kızlarda) süper çekici bulduğum aparat.
( Gözlükle kullanmak neden öyle bir görüntü versin anlamadim ben)
* ilk zamanlar insanın kendinden nefret etmesine sebep olur. aynaya bakamaz hale gelirsin. inanılmaz ağrılar çektirir. Tam ağrılar geçti derken kontrol zamanı gelir ve ortodontistin yaptığı değişikliklerle ağrılar yeniden başlar. insanı yemek yemekten soğutur. Cünkü yediğin her lokma zehir olur. zaten erik, mısır, kola gibi brakete zarar verecek şeyleri yemek yasaktır.
(Ben elmada yiyorum, erikte, misirda yedim cok sükür hic kopmadida )
*Bu tellerle diş fırçalamak da ayrı bir zulümdür. 2 tane diş fırçası vardır. biri ara yüz fırçası, diğeri de ortodontik diş fırçası. Teller yetmezmiş gibi bir de bu fırçalara dünyanın parasını verirsin. Dişlerini fırçalamamak gibi bir lüksün yoktur çünkü fırçalamadığın zaman teller dişlerde leke yapar.
(Teller varken dis temizligi cok önemli evet, ben bu konuda bazen cok incelemiyorum ama tam temizleyince kendimi daha iyi hissediyorum)
* Hiç beklemediğin bir anda tellerinden ayrılırsın. Önce insanın içini bir hüzün kaplar. Aynada artık yabancı bir yüz vardır. Ama bu hüzün 1 hafta sonra geçer. Yeni görünümüne alışır ve mutlu mesut hayatına devam edersin.
(Bu duygulari yasamayi bekliyorum sabirsizlikla :) )
* Bu tedaviye mazur kalan diyeyim artık insanların belediye otobüslerinde,devlet daireleri nde,duraklarda ayakta bekletilmemesi,kdv vergilerinden muaf tutulmaları,ramazanda son pidenin bu insanlara verilmesi gerekmektedir.Cünkü çok acıyor,sosyal eziklik de cabası..
( Buna cok güldüm iste, fena olmaz gercektende :D )
* Mevcut duruma en kısa zamanda uyum sağlayan canlının insan olduğunu düşünürsek, alışmak en fazla kişinin 1 haftasını alıyor. Birde bu tellerin zayıflatma özelliği var. Eğer benim gibi tam kilo almaya başlıyorum oley gibi bir zamanda takmaya başlarsanız işte o vakit biraz yıkıcı olabiliyor bu durum.
(Aaa bende zayiflamak istemiyorum, simdilik ayniyim bakalim)
* Tedavi ilerledikçe dişlerinizdeki değişimi farkedersiniz ve bu mutluluk dile gelmez...
(kesinlikle öyle)
* Resmen dişleriniz eğitiliyordur. Yardımcı aparatlar sayesinde yürü diyince yürümeyi, dur deyince durmayı öğreniyordur. Tabi bu durumda asıl terbiye olan sizsiniz. Sabırlı olmayı en acı ama en etkili biçimde öğrenirsiniz.
(Bana iyi gelecek eminim sabirsizlik var biraz..)
11

Love is...

Ben bu " Love is "karikatürlerinin hayraniyim.
Eskiden beri cok severim, bayilirim.

Hala daha koca kadin oldum, burada günlük gazetede oluyor hergün okumadan kesinlikle gecmem :) Sevgi neymis hergün ögrenirim güya oradan :D (Sanki bilmiyoruz ne oldugunuda :P)
Bugün beni sasirtti ilk kez bu karikatür, sevgi bazen cehennemdir yazisiyla...

Ama sonra düsündümde "evet hakliii" dedim, beni sasirtan sadece orada hep pozitif seyler yaziyordu bunca zamandir. Sevgi hep iyi seyler oluyordu!

Sevgi deyince aklima geldi simdi, bugün metroda Türk bir gencin telefon konusmasina kulak verdim, cok sesli konusuyordu daha dogrusu.
" Abi yaa, sende hep böyle ugrasiyorsun arayi düzeltmeye sonra üzülüyorsun iste böyle, en iyisi kenara cek kendini biraz bekle, hanimin alismistir senin zaten cabalayacagina.." gibi laflar etti, telefondakine akil veriyor güya.

Vayyy siz erkekler böyle planli hareket edersiniz hee...Yani erkeklerden böyle seyler duymaya aliskin olmayan bana tuhaf geldi iste...
Amaan, biz kadinlar daha beteriz ona aliskinimda :D

Ahhh Ask, bize hep pamuk sekeri ver hemi :)
19

Seni mor elbiseli $ey :)

Örgüyü özleyince bir taneyle yetinmek olmaz degil mi? :)
Bende o nedenle en son ördügüm biter bitmez bir baskasina basladim hemen.

Kizim bazen krese evden oyuncakta götürüyor ve en son yolda Bunny kaybolmus, farketmedik bile nerede düstügünü.
Onun yerini doldurmaz tabiki ama bende bu oyuncagi örme geregi duydum.
Yani ben bunu tavsan niyetiyle basladim ama sonradan ayicik yapayim derken sonuc kediye benzedi sanki :D
Neye niyet neye kismet :)

Gece bitirdim ki sabaha kizima sürpriz yaptim :)
Ismini Mavi$ koyduk, kendisi 17 cm, elbisesini illaki mor istedi, modayada uyumlu yani bu minik sey :D

Bakalim bir sonraki oyuncak ne olacak, cünkü benim örgülerimde plan olmuyor bazen basladigim seyi yapmiyorum gördügünüz gibi :) Planli öremiyorum, elimdeki tig nereye götürürse beni :P

Vaktim oldugunda birsey daha yapicam, sizlere yönelik :P
Merak edin azcik :)
14

Film izlemek isteyenlere

Biliyorsunuz bazen izledigim ve begendigim filmleri öneriyorum, epey film izledim yine...

Bu yazimda üc tanesini sizlerle paylasicam.

Ilk film bir Kore filmi, film sessiz geciyor, ama sessizlige ragmen akici sekilde izliyor insan, duygusal, degisik ve sevgi dolu bir film.

Filmdeki basrol cocugun evi yok ve evde olmayanlarin yahut tatilde..vs olanlarin evinde durarak sürdürüyor yasamini, birgün böyle bir evdeyken bir bayanla karsilasiyor ve sonrasi hayati ona bagli olarak degisiyor, devaminida izleyinde görün :)
Bende netten izledim, BUYRUN.



Ikinci bir film ise Peri Tozu, filmde sevmedigim kisimlarda vardi ama masalimsi olmasi hosuma gitti, hayati baska bir yönden gösteriyordu sanki...


Ama yabanci bir masali film yapmislar gibi geldi bana.
Ama film bitince esimle kendime dönüp bakmamiz biraz sohbet etmemiz iyi oldu.
Birde filmdeki arkadaslik-kardeslik sevgisine hayran kaldim.



Ücüncüsü ise Angelina Jolie'nin basrollerini oynadigi Wanted filmi.

Ilginc konulari sevenler icin özellikle iyi bi film ama biraz kanli canli :P

Biraz daha anlatacak olursam, hali üreten bir fabrikadakiler, her halidan belirli bir sekilde isim cikariyorlar, örülürken ipin olusturdugu yanlisliklardan falan, bu isimdeki kisiyi öldürüyorlar sonra, devaminda dahada ilginc seyler oluyor tabiki...
Hareket sevenler izleyin mutlaka :)
18

Mutlu musun?

EGER SEN DE, ALLAH’A iNANARAK;

* Hayatin güçlüklerine katlanabilecek kadar iNANÇ,

* Gelecegin daha iyi olacagina inanacak kadar ÜMiT,

* Dogru bildiklerin için mücadele edebilecek kadar CESARET,

* Topluma, ailene, Islam’a faydali olabilecek kadar SAGLIK,

* Ihtiyaçlarina yetebilecek, zekâtini verebilecek kadar PARA,

* Baskalarinin daima iyi yönlerini görebilecek GÖZ,

* Çevrenizdeki insanlara yardim eli uzatacak kadar CÖMERT,

* Insanlardan karsilik beklemeden yapabilecegin iYiLiK,

* Hayatin zorluklarina karsi hayati ve insanlari kusatacak SEVGi,

* Yastik kadar yumuþak ve rahat bir ViCDAN,

* Dili, belini, kalbini, keseni ve gözünü haramdan saklayabilecek iRADE,

* Gördüklerinin, duyduklarinin düzelmesini bekleyebilecek kadar SABIR,

* Günahlarini, noksanlarini itiraf edebilecek kadar FAZiLET,

* En kötü halinde bile Allah’ dan razi olabilecek kadar SÜKÜR varsa,

SEN MUTLUSUN !!!
21

Kendimce evliligin tanimini yaptim sonunda...

Toplumlar ne farkli birbirinden...
Her ülkenin belirli gelenekleri, kültürü, inanclari..vs. degisik bir sürü kendine has özellikleri var.
Hepsi ayni olsaydida dünyanin bir kurulus amaci olmazdi, nasil ki herkesin iyi olamayacagi gibi...

Bunlari yazmak nerden mi esti?
Dün Almanca kursumdan biriyle gezindik, yemege gittik, sohbet ettik biraz..
Kendisi Filipinli.
Onlarinda Türklerle benzeyen yönleri var, mesela yaslilara büyüklere saygi konusunda, cok deger verirlermis! Saglikli beslenmeye deger veriyorlar, zaten hic kilolu bir Filipinlide görmedim simdiye dek! Kendilerine deger veriyorlar, birde belirli masaj teknikleri var cok kullaniyorlar, mesela bas agrisi icin ka$larin bitim noktalarina bir krem sürüp biraz masaj yapiyorlar, yahut ensede bir yere ani baski gibi birsey... sonra agri gitmis oluyor.
Benim gelmek istedigim konu baska ama...
Kadinlar bir araya gelince ne konusur en cok?
E$lerinden, evliliklerinden konusabilirler degil mi :)

Bende bu siralar biraz moralsizim bu konuda, acildim biraz kadina, icimden gecirdim ki bir yandan nasilsa yabanci, bunlarda dedikodu gibi birseyde yok, bir akrabaya, komsuya desen hemen dedikodu yahut birsey duyarsin arkandan!

Bundan sonra yabancilarla dertlesecegim hee :D

Evlilik yasamlarimizda daglar kadar fark gördüm, kiyasladik durduk.
Öyle rahat ki, esine istediklerini belirtiyor gerisi ona kalmis diyor, cok beklentili yasamiyor, o da istedigi gibi yasasin tabiki diyor, özgürlük veriyor bolca, " baska bir kadini zaten karsilayamazsin kocacim, kadinlar pahali" diyormus birde.

Kendime baktigimda gördümki, özgürlük kisitlama(farkinda olmadan), herseye karisma, cok beklentili yasama...vs.
Eslere annesiymis gibi davraniyoruz sanirim bazen, halbuki onlar bunu sevmiyorlar bunu esimden biliyorum.
Oldugu gibi kabullenmek gerek tamam ama bir insani yalanla, yahut kötü bir aliskanlikla nasil oldugu gibi kabul edilebilir? Belki ilk baslarda bu yönünü göstermemistir sonradan cikmistir...

Kadin -Erkek, ikisi farkli canlilar, ayni olamazlar tabikide ama birbirlerini bu yönleriyle tanisalar.

Türk kadinlari cok fedakarlar bence, tüm dünyada Türk kadinlari gibi erkegine deger veren yoktur!
Tabi deger veriyorum derken benimki az abartilmis oluyor gibi geldi bana.
Gercekten hatalarim var ve bunlari kusbakisi uzaktan kendime bakinca görüyorum!

Ama $u da varki Türk erkekleri kadinini cok üzüyor, dürüst olmuyor ve her hatayi yapmaya meyilli nasilsa affeder gibi...

Biz affediyoruz, inancli insanlar olarak Allah bile günahlari herseyi affedebiliyorsa biz neden affetmeyelim diyoruz, kati yaklasmiyoruz ama bu iyiligimizin degeri bilinse keske, bu bilinmiyor iste! Erkekler sonra hataya meyilli oluyor, ders almis olmuyor!

Yabanci kadinlar en ufak seyde bosaniyorlar, gerci artik bu konuda her yerde öyle olmaya basladi, insanlarin birbirine katlanma orani azaldi.

Ne olacak bu durumlar?
Bunun bir formülü var mi?
Bir kadin nasil mutlu olur?

Evliligin tanimini yaptim bende kendimce;
Bazen berbat, cekilmesi güc bir bas agrisi - dis agrisi....
Bazende pamuk sekeri gibi pespembe, yumusacik ve tatli...
Pamuk sekeri yemek icin bu agriyi cekecek miyiz yoksa, agrisiz pamuk sekeri yiyende var mi?

15

Sünger KIZ

Epeydir örgü iplerime hasrettim, aslinda vaktim olduda ben tembellik ettim sanirim.
Ama diger bloglarda örgü oyuncaklari gördükce örmeyi özledigimi farkettim, acayip özlemisim hemde:)
En son amigurumi Chen yapmistim ve bayagi oldu.

Bu defa öylesine birsey yapacagim diye ciktim yola, yani ne eserse, plansiz ve uyduruk olsun istedim :D
Pembe yumusacik ipligim vardi örmeye basladim, sonra onu dikdörtgen seklindeyken diktim, yüzünü isleyincede kolluk olur bundan diye gecirdim aklimdan, alternatifleri degerlendiriyorum güya :)

Sonra saksinin altinada koyulup süslü bir saksi olusturulabilirmis diye düsündüm.
Yahut bardak isitici, icecegimiz sogumasin, üsümesin diye :D

Neyse ben bunu dikeyimde oyuncaga cevireyim en iyisi dedim kizim uyurken.

Sac yaptim gelisigüzel, siyah kurdeleler taktim, hatta o fincanin icinde saklandigi resimde piercing var agzina dikkat ( kalpli bir piercingi var ondan saklaniyor göstermemek icin :D ).
Ama sonra cikardi sacina toka takti hanim hanimcik oldu :P

Kizim görünce sevindi yine her zamanki gibi, hatta hemen ardindan yine ör anne dedi.
Ismi ne olsun dedigimde, atti tuttu birseyler sonunda "bu SpongeBob anne" dedi.
Bende ama kizim bu sari degilki dedim, sadece köseli olusundan benzetti belkide :D
O öyle deyince aklima aslinda SpongeBob'un kiz versiyonu yapilabilir, degisik olur diye düsündüm, sacli falan :)

E buna Sünger Kiz diyeyim ben bari, kizimin yogun istegi üzerine :)
Bu oyuncaginda dünyaya gelisi böyle oldu i$te :)
Bu arada scrapbook teknigiyle resim ilk defa süslüyorum, hosuma gitti ama, bende modaya uyayim biraz :D
13

Dogu$tan Lidermi$im

Test falan filani severim.
Blog gezinirken bir tane yaptim az önce.
Baslik hosuma gitti, insanin nefsini gidikliyor biraz :P

Simdi aynen kopyaliyorum;

Doğuştan Lider

Başkaları sizi heyacanlı, havai, etkileyici bir kişiliğe sahip biri gibi görürler, hızlı kararlar alan doğal bir lider gibisinizdir.

Ama bu kararlar her zaman “en doğruları” olmayabilir.

Insanlar sizi güçlü ve riske girmeyi seven, birşeyi ikinci kere denemekten kaçınan, maceracı biri olarak görürler ve sizinle vakit geçirmekten hoşlanırlar.
Tam anlamıyla sosyal ortamların aranılan simasısınız.

Not: Ailem ismimi bosuna Sultan koymamis demekki :) Sizde yapmak isterseniz buyrun.
Birde bu yandaki kiz ayni Dilanur'a benziyor sanki :)
15

Yarim kalan PuZzLe

Bu Puzzleyi eski blogumda yaparken yayinlamisim (16.08.2006'da), sonra devam etmistim bayagi hatta üstten birkac sira kalmisti sadece bitmesine ve o sira bize misafir gelecekti sanirim, tamda hatirlamiyorum ama misafirle ilgili olduguna eminim, o nedenle yemek masasindan kaldirmistim, kutuyu oldugu gibi depo olarak kullandigimiz minik odamiza attim.
Demekki gelenler cok görüsmedigim biraz yabanci kisilerdi!
Yoksa normalde ortada kücük masamiz var onda yiyoruz biz hep.

1000 parca Puzzleden baslamak iyi degil bunu anladim, yani zorlaniyor insan, önce 500 parcadan baslanilsa iyi olur bence.

Gezerken cocuklar icin Puzzle gördüm ve hemen kizima almak istedim halbuki kizima göre zor henüz ama yinede almak istedim. 4 tane, her biri 25 parca ve ince tahtadan yapilmis bu puzzleler cok kullanisli kizim icin, yirtamaz :D

Simdilik cok sevdigini söyleyebilirim, iki gündür onu oynuyor, parcalari zorla birlestiriyor o kadar kuvvet harciyorki, yani uymayanlarida birlestirmeye cabaladigindan :D
Benim yardimimla az anliyor ama yinede tamamen yapmasi imakansiz henüz :)

Belki kizim az büyüyünce o bitiremedigimi ikimiz yapariz kizimla ve sonrada duvara asariz cerceveletip :)

Hic yapmamis olan var mi icinizde, bence deneyin belkide cok hosunuza gider :)
13

SeViMLi MüZiKLeR

Ipod ile müzik dinlerken bu yaziyi yazmak aklima geldi.
O an metroda Ismail YK romantik mi romantik söylüyordu... Düsündümde bana hic uymuyor bu sarki ama yinede seviyorum dedim, yani bazi sarkilar sözleri uymasada seviliyor, melodisiyle yahut bir sekilde sempatisiyle.

Birde insanin her müzigi dinlememesi gerektigini düsünürüm hep!
Yani insani karamsarliga sürükleyen bir müzik olmamasi lazim, belkide kulagimizdan girip bize negatif seyler birakabilir!
Ayrica dertli insanlar dinlerya hani öyle damardan falan, sonuc ne olurki?
Derdi daha depresir, rahatlamaz yani...

O anlarda aslinda pozitif, civil civil, güzellik birakan türden dinlemeliyiz ki ruhumuz acilsin :)

Bende simdi sizlerin begenerek dinledigi, seker, yumusacik, sevimli ve taptaze duygular katan parcalar varsa onlari ögrenmek istiyorum, öneri istiyorum yani sizlerden :)

Tv'de Türk kanalim olmadigindan yeni cikanlari bile ben yarim sene yahut bir sene sonra duyuyorum, nettende öyle müzik olaylarini pek takip etmiyorum.
Yabanci parcalarda olabilir tabiki ama özellikle Türkceleri soruyorum!

Birde müzikten konu acilmisken kulaklariniza dikkat diyorum!
Yani metroda gözüme takildida, artik mp3 playeri olmayan yok, herkesin kulaginda bir kulaklik, %60 oraninda.

Gazetede bir haber okudum burada, cok sesli bes yil günde en az 4 saat müzik dinleyen birinin sagir olma ihtimali %90, yani kesinlikle biraz yasi ilerleyince duymama sorunuyla karsilasirmis bu kisiler.

Ben genelde tek kulak dinlerim, yani diger kulakligi takmam kulagima, sesinide orta seviyede tutarim. Birde benim kulaklik sorunum var, kulagiman düsüyor cogu kulaklik, kulagimin ici kücük oldugundan uyan bir kulaklik bulamadim gitti, kulagin icine oturan ucuna dogru sivriler var ama bende onu sagliksiz buluyorum.

Hayatiniz rengarenk bir müzik gibi olsun :)
15

Önemli 2 $eyler...

İnsanı iki şey öldürürmüş:
1- Sevmediği insanın silahından gelen mermi
2- Sevdiği insandan gelmeyen ilgi

İki şey "Kalitesiz insan" 'ın özelliğidir:
1-Şikayetçilik
2-Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2-Karşısındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller:
1-Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2-Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür:
1-Demagoji (laf kalabalığı)
2-Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı “Nitelikli İnsan” yapar:
1-İradeye hakim olmak
2-Uyumlu olmak

İki şey “Ekstra Değer” katar:
1-Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2-Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek


İki şey geri bırakır:
1-Kararsızlık
2-Cesaretsizlik

İki şey kaşif yapar:
1-Nitelikli çevre
2-Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1-Baskın yeteneği bulmak
2-Sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır:
1-Ustalardan ustalığı öğrenmek
2-Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1-Niyetin saf olması
2-Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır:
1-Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2-Hayata ve her şeye yeni (özgün,orijinal,farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek.

İki şey gelişmeyi engeller:
1-Aşırılık (mübalağa,abartı,ifrat,tefrit)
2-Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir:
1-Tebessüm (gülümseme)
2-Sükut (susmak)

İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1-Anne
2-Baba

İki şey geri alınmaz:
1-Geçen zaman
2-Söylenen söz

İki şey gerçek sondur:
1-Cennet
2-Cehennem

İki şey ulaşmaya değerdir:
1-Sevgi
2-Bilgi
16

Ne Dönemmis Bee!

Kizim büyümeye hizla devam ediyor :)
Suan ben bunlari yazarken o yine hasta, öksürük ve atesi var biraz.
Kresten birinden gectiginede eminim, cocuklardan bazilari hapsiriyordu bol bol kizimi birakirkenleri...
Ben hastayken götürmüyorum ki baska cocuklara gecmesin diye ama herkes bilincli degil! Benimde mecbur birakmam gerekiyor ama birini buluyorum hastaysa ve evde birakiyorum kizimi!
Neyse konum bu degildi, biraz onun gelisiminden yazmak istiyorum cok oldu yine...
Bazi blogcu arkadaslardanda okuyunca normal bir dönemdeyiz diyorum, hani bu 2 yas sonrasi dönemi cocuklar tuhaf oluyorya ergenlikteki gibi :)

Kizimda bayagi asabi ve yabani mi desem, yani insanlarin en ufak seyine kizabilir bazen sevmek isteseler bile. Bazen kizinca agzini acip "hrrrr" sesler cikarip kükrüyor resmen aslan gibi :D
Sinirlendigini gösteriyor güyaaa!

Bazen birseyi yapamazsa, sapkasini takamazsa mesela hirliyor ve eline alip isiriyor onu :D
"Allaaah, bu kiz simdi böyleyse büyüyünce nasil olur" diyede bayagi telaslaniyorum yani!

Bu aralar bana daha yakin sanki, kucagimda oturmayi seviyor.
Hic kucak cocugu olmadi kendiside, yani yapmadik, kucagimiza almadik alismasin diye.
Tv bakarken falan oturuyor ve yumusuyor kucagimda :D
Benimde cok hosuma gidiyor tabi kucagimda onun dagilmis erimis hali :D

Ben az kaslarim catik olsa, yahut kizgin olsam, " Anne üzüüülmee" diye söyleniyor bana.

Bazen gelip pat diyede vuruyor ve ben kiziyorum. Vurmak iyi degil diyede anlatiyorum ona ama bir anlik o da istemeden yapmis gibi oluyor sanki!

Kresteki arkadaslarinin isimlerini sayip duyuyor evde.
Birde sikayetlerini anlatiyor; " Bu bana bunu yapti, su sunu yapti ".
Bazi durumlarda nasil davranacagini bilmiyor, mesela biri biberonunu alsa icse, aniden geri almazda biraz düsünür diye düsünüyorum, yani "niye aldi, verecekmi" gibi!
Konusmalarindan, anlattiklarindan bunlari seziyorum.

Esimle sinemaya gidelim dedik bir gece, kayinvalidemle kalmak istemedi kizim, agladi diretti biraz, bende anlattim durdum kisa bir süre sonra gelecegimizi, bayagi bir süre sonra pes etti aglamadi. Babasinin gitmesine itirazi hic yokta, benden ayrilirken biraz sorunlar yasiyoruz kres haric, babaannesiyle babasiyla duracaksa falan.
Bensiz yapamiyor bu kiz ama en cokta beni yipratiyor, esyasi gibi kullaniyor!

Kestane cok seviyor bende bol bol yedirmeye calisiyorum hem evde yapip hem yollarda pismis satilanlardan...
Düzenli süt icmiyoruz, benim sucum biraz her aksam hazirlamiyorum, meyve sularina, papatya cayina cok aliskin, kizida bitki cayci yapicam bu gidisle :)

Almanca ögrendigi kelimeler var kresten ama Yugoslav bakicilarindan yugoslavcada ögreniyor maalesef! Evde nemo braje mi öyle birseyler deyip duruyor.
Ben almancayi güzel ögrenmesini istiyorum orada, kendi dilleriyle konusuyorlar demekki cocuklarla! Ilk firsatta cocugumu buradan alicam zatende!

Ahh Allah'im kizima uygun bir kres cikarsan karsima aklim onda kalmasa!

Cicekci önünden gectigimiz zaman babasindan hemen bir tane cicek almasini istiyor :) Babasida "ayni sana cekmis" diyor, bir bana bir ona aliyor, demet demet olmasada bize birer tanede yetiyor :)

Son zamanlarda saclarini cok tarar oldu bizim kiz :D Becerebilse birde... Benim saclarimi yapmak istiyor, oturuyorum haliya, kac tel sacim gidiyor kimbilir, acitmasa birde cok iyi olacakta, tokalari takiyor alirken sündürerek cekiyor bazen. Tokalarini yayiyor evin icine, hergün toka topluyorum, vermeyeyim diyorum ama illa istiyor!
Simdilik bu kadar olsun bakalim, daha neler neler vardirda yazacak, bu saatte ancak bu kadar gelir akla :)
11

Konya'dan Haber Vaaar :)

Ayse'cim mektubunu aldim ve cok tesekkür ediyorum gül resimleriyle dolu güzel mektubun icin, aslinda cok sevinemedim aldigim gün; tam postalarimi aldim merdivenden ciktim ve hirsizin evimize girdigini ögrendim i$te!
Bir süre sonra evden ciktim, az hava alayim hemde mektubunu okuyayim diye, cok iyi geldi mektubun o anda.
Asudeyle tokaya verdiginiz isimler beni cok sevindirdi :)
Asude az daha büyüsün Dilanur ablasiyla tanistiririm onu MSN'den falan :P
Düsünsene cocuklarimizinda birbirleriyle yazistiklarini ileride, ne güzel :)

Biliyor musun kendime bir kutu alicam ve bunu mektup kutusu yapicam...
Yani bundan sonra devami gelecege benziyor mektuplasmalarin :)
Yeni arkaslarda katilabilir bu mektup yazma kampanyasina :)
23

Kötü Rüya Görmekten Korkuyorum

5 yil önce yine bu zamanlar, esim askerdeyken ve ben daha kayinvalidemle otururken herkesin isi oldugu bir sabah eve geri dönüste darmadagin bir evle sarsilmistik...Tüm altinlarim calinmisti, tek kalan kulagimdaki altin küpeydi.
Herseyde hayir vardir elbet...

Gecen haftalarda hirsizlikla ilgili bir rüya gördüm...
Kapimizi sökmüslerdi..vs rüyamda, esimede anlattim ne tuhaf diye.
Sonra bir gecede o eski hirsizlik olayi aklima düstü yine ve esimde iste oldugundan beni korku sardi, tikirti duysam komsulardan kalkip iceri kontrol eder oldum, korkuyla uyudum o gece...

Persembe(6 Kasim) kurstan geldim, merdivendeyim esim ariyor benden 10dk. önce gelmis.
Bende bana sürpriz yaptin hee dedim, sevinerek merdivenden ciktim hatta asansörü beklemedim.

"Eve girmisler" dedi, ben inanmak istemedim.

Cünkü bunun rüyasini ve korkusunu cekmistim ben birkac gün öncesi...

Benim rüyalarim cogunlukla cikiyor :( Kötü rüya görsem o yüzden hemen telaslaniyorum ne olacak diye, cok oldu bu zamana dek bana rüyamda görüp basima gelen seyler...
Yatak odasi dagilmis, birazda oturma odasi...

Kizima ait birkac bilezik ve künyeler vardi büyüyünce ona verecektim hic ellemiyordum onlari, birde annemin hic altinim yok diye bana aldigi 3 bilezik... Ben altin kullanmayi sevmem ve almamda, iyikide sevmiyorum onlarda beni sevmiyor hic durmuyorlar...
Kizimin altinlarina üzüldüm sadece...
Simdi ben yine bir süre bu olayin etkisinde kalirim ve korkarim, esimde geceleri calisiyor bazen...
Esim daha iyi bir kilit takti ama yinede kendimi güvende hissetmiyorum hic!

Ya biz evde olsaydik, böyle bir durumla kizimla ne yapardim..
Yani iyiki biz yokken olmus diyede sükrediyorum.

Ama bunu yapanlarda eminim evden ciktigimizi görmüslerdir, birde ben kizimla her sabah ayni saatte cikiyorum evde kimse olmuyordu, bazen esim oluyor ama o günde o erken calisiyordu iste.
Hirsizlik 2. kez böyle sarsti beni manevi yönden, yoksa maddi yönü önemsemiyorum.

Birde yasadiklarimdan edindigime göre, hirsizlar en cok yatak odasini ariyorlar, aman degerli esya varsada ummadik yere koyun, mutfaga kullanmadiginiz tencereye koyun yahut herhangi evin baska odasina!
Birilerinin benim evimin icinde gezindigini bilmek rahatsiz edici, pis ayaklariyla bastiklarini bilmek...Cantalarima bakmislar birinin fermuari takilmis tam acamamis heralde, elime aldim ve, bu fermuari o kisi elledi dedim ve bende elledim düzelttim.

Merak ediyorum nasil insanlar, belki diger tarafta tanisirim kendileriyle...
13

Pratiklik ne güzel :)

Sizlere begendigim ve beni ilgilendirenlerinden sectigim birkac pratik bilgi yaziyorum.
Umarim isinize yarar!

- Eğer cildiniz kuru ise bir muzu ezin, içerisine bir çay kaşığı bal veya bademyağı karıştırıp yüzünüze sürün. Bir kaç dakika bekleyip ılık su ile yıkayın.

- Eğer ayaklarınız çok hassas ise, sıcak havalarda şikayetleriniz artıyorsa, her sabah bir kaç damla zeytinyağı ile ovalayın.

- Dirsek ve topuklarınızın sertleşmesini istemiyorsanız, bir dilim limon ile ovun. Böylece yumuşacık olacaklardır.

- Bir büyük soğanı rendeleyin ve orta boy bir bal kavanozuna koyup iyice karıştırın. 48 saat bekletin, şurup haline geldiğinde öksürüğü ve soğuk algınlığı olan hastaya sabah akşam bir çorba kaşığı içirin. Soğanın içerdiği yağlar öksürüğü durduracaktır.

- Bisküvileriniz yumuşamışsa onları birkaç dakika fırınlayın.

- Fırında patates yapmadan önce , 10-15 dakika haşlayın ve çatal ile delin. Daha kolay pişecektir.
- Buz kalıplarınızı su ile doldurmadan önce bölmelere portakal, limon ve dilediğiniz meyve parçacıkları yerleştirirseniz dekoratif buzlar elde etmiş olursunuz.

- Ütü yapmayı kolaylaştırmak ve süreyi azaltmak için ütü masasının kılıfının altına alüminyum folyo koyun. Sıcağı geri yansıtacağından ütü yapmak daha kolay olacaktır.

- Çekmeceleri içini boşaltmadan temizlemek istiyorsanız, elektrik süpürgesinin ucuna ince bir çorap geçirin.

- Tahta kaplarınızı suyun içerisinde bekletirseniz çatlarlar. Bunu önlemek için kullandıktan sonra bekletmeden yıkayıp, kurulayın. Böylece tahtaların bozulmalarını önlemiş olursunuz.

- Mobilyaların yerlerini değiştirdiğinizde halıların üzerinde iz bırakır. Bu izleri yok etmek için izlerin üzerine bir parça buz koyun ve erimesini bekleyin. Daha sonra üzerinde elektrik süpürgesini gezdirin. İzden eser kalmadığını göreceksiniz.

- Evinizde hayvan besliyorsanız ve bunların tüyleri koltuklarınıza, kanepelerinize bulaşıyorsa elinize yapışkan bir bant sarın ve tüylü olan yerlerde gezdirin.

- Elbisenize sakız yapışırsa, naylon torbanın içerisinde buzluğa koyun. Bir saat bekletin ve çıkartın. Kolayca çıkacaktır.

- Fermuarlı giyeceklerinizi çamaşır makinesine koymadan önce kapalı olup olmadığını kontrol edin. Açıksa zedelenebilirler.

- Satın aldığınız plastik ve cam eşyaların üzerine yapıştırılan etiketlerden kurtulmak için etiketin üzerine yemeklik margarin sürün ve 15 dakika bekletin. Bir bez ile ovalayıp yıkayın. Üzerinde hiç bir leke ve çizilme oluşmayacaktır.

- Satın aldığınız kahveyi taze saklamak istiyorsanız cam kavanoza boşaltıp içine iki adet kesme şeker atın. Ağzını sıkıca kapatın. Kahvenin taze kaldığını göreceksiniz.

- Kötü kokan spor ayakkabılarınızın içerisine biraz bikarbonat koyun ve bir gece bekletin. Sabahleyin silkeleyin. Kötü kokulardan eser kalmayacaktır.

- Lambalarınızın üzerine kullanmadığınız kokularınızdan veya biraz vanilya sürerseniz, lambalarınızı yaktığınızda mis gibi koku yayılacaktır. (Fazla sürülmez.)

- Kızartma kokularının bütün eve yayılmaması için yağın içerisine bir iki dal maydanoz atın.

- Yoğurttan daha fazla yararlanmak istiyorsanız suyunu atmayın. Yoğurdun tüm mineral ve vitaminleri bu suyun içinde bulunmaktadır.

- Yaptığınız böreğin kıvamında pişmesini istiyorsanız fırına koymadan önce birkaç saat buzdolabında bekletin. Böylece çok daha lezzetli olacaktır.

- Kesilmiş ve açık havada kalmış soğan zararlıdır. Kullanmadığınız soğan parçalarını saklamayın.

Ailem

11

10 Maddeyle Uyku Adabi

Herseyin bir yolu yordami var.
Yani öyle yapildiginda daha anlamli ve güzel...
Nette bazen arastirip bilgi denizinde ufak tefek okudugum oluyor.
Ufak tefek diyorum cünkü cok okuyan biri degilim bildiginiz üzere, en kötü yönümde bu sanirim!
Anlatmak istedigim konuya geleyim en iyisi :P
Uykunun Adabi nedir desem size?
Yani böyle bir adap var midir ve neden gerekli ki?
Hayatta öyle incelikler ve karsiliginda gelen güzellikler varki...Biraz genis bakmak lazim herseye. Bir maddeye bakarken bile atomlarini görmek icabinda diycem abartmis olucam tamam :D
Sorularimi kendim cevaplayayim :)
Uykunun adabi var evet, neden var, cünkü günümüzün 3'te biri uykuda geciyor ve gafletle gecmemesi icin uyku zamaninida degerlendirmek lazim degil mi :)
Yani öyle rastgele yataga girip uyumak dogru degil!
Maddeler halinde siralayalim :

1- Yataga abdestli girmelidir, Hadis-i Serifler'de de belirtilmistir bu :
(Abdestli yatanın ruhu Arşa yükselir ve gördüğü rüyalar doğru olur. Abdestsiz yatanın ruhu yükselmez, gördüğü rüyalar, karışık olur, doğru çıkmaz.) [İ. Gazali]
(Abdestli yatan, gece ibadet eden ve gündüz oruç tutan kimse gibi sevap kazanır.) [Hakim]

2- Misvakla disleri temizleyip sag yani üzerine kibleye karsi yatmak sünnettir.( Günümüzde fircaylada fircalayabiliriz ama misvagin ayri faydalari var bu baska bir yazi konusu olsun ).

3- Borclari, önemli isleri, hayatta iken yapamadiklari, kazaya kalan namaz ve oruclari olan kimseler vasiyet yazmadan yatmamaliymis! ( Bunu hic düsünmemistim, aslinda cok güzel bir düsünce cünkü sabaha cikacagimizi bilmiyoruz ve ölürsek isteklerimizi ögrenmis olurlar geride biraktiklarimiz ve bizim icin yaparlar birseyler belki! Hangimizin var vasiyeti?)
4- Günahlarina tevbe edip uyumali insan! Birde yarin baslayacak gün icin herkese iyilik yapacagina, fenalik yapmayacagina niyet etmeli.

5- Iyice uyku gelmeden yatmamali, kiymetli hayatimizi uykuda harcamamaya calismaliyiz, yani yeterince uyumaliyiz fazla degil.

6- Yatarken Ayet el Kürsi, üc ihlas bir Fatiha ve Felak - Nas süreleri okunmali ki her türlü kötülüklerden korunmak icin.

7- Uykunun bir nevi ölüm, uyanmaninda dirilmek oldugu düsünülebilir.
Hazret-i Lokman, oğluna (Oğlum, ölümden şüphen varsa, uyuma! Uyumak mecburiyetinde kaldığın gibi, ölmeye de mahkumsun. Eğer dirilmekten şüphe ediyorsan, uykudan uyanma! Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin) buyurmuştur.

8- Seher vakti kalkmak berekettir! Eski ninelerimiz hep öyle yaparlardi zaten degil mi! Erkenden camlari acarlar ve evin icine bereketi doldururlardi.
"Sabah uykusu rizka manidir" diye bir Hadis var, yani sabah özellikle günes dogarken uyumak iyi degil. En iyisi aksam erken yatmak ve sabahta erken güne baslamak sanirim imkan oldugu sürece tabiki!
İbni Abbas hazretleri, sabah vakti oğlunu uyur görünce buyurdu ki: (Oğlum, rızıkların dağıtıldığı saatte uyunur mu? Bu saatte uyumak, tembellik alametidir, unutkanlığa sebep olur.) [Şir’a]

9- Tok karnina uyumamaliyiz!Yatana dek biraz ara gecmis olmali yemekten sonra.
Bir Hadis-i Serif'te " Tok karnina uyumak kalbi katilastirir " demis Peygamberimiz ki günümüzde kalbi kati insanlar öyle cokki!

10- Benim önceden yaptigim bir hata, yüzükoyu uyumamak. Yani gövdemiz üstüne uyumamak.
Ben böyle uyumayi cok severdim, yani aliskanlik olmustu sanki öyle cok rahat gibi, sonra cocukken bunu duymustum ve o zamandir hep sag tarafima yatmaya calisirim.

Peygamber efendimiz, yüzükoyun yatan birine, (Kalk, bu yatış, Cehennem ehlinin yatışıdır) buyurdu. Yüzükoyun ve örtüsüz yatan birine de, (Bu, Allahü teâlânın hiç sevmediği bir yatış şekli) buyurdu.
Kim cehennem halki gibi yatmak isterki, kimse istemez sanirim...

Benden paylasmasi, isteyen istedigi gibi yatar tabiki :)
31

Blogculuk Hayatim 4 yasina girdi :)

Blogumda hic yildönümü kutlamadim.
Bir zamanlar hamileyken yine bir Ekim ayinin sonunda blogum dünyaya gözlerini acmisti :D

O zamanlar ben saskin ördek gibiydim, neyi nasil yapsam etsem, ne yazsam...

Hamilelik günlüklerimin disinda birsey yazmazdim hayatimdan, gerisi kopyala yapistirdi.

Zamanla bende kendi tarzimi yakaladim, ilgilendigim alanlardada yazmaya basladim, kopyala yapistiri unuttum, yani cok begendigim yahut duyurmak istedigim birseyse belki öyle.

Eskiyle yeni arasinda cok fark var blogumda, daha reale cevirdim kendimi, önceden daha gizli kisilik olarak dururdum.

Blogum 3 yasini doldurdu ve 4'e adim atti :D
Tabiki hep Blogger'da degildim, toplam blog hayatimdan bahsediyorum.
Zaten eski blogumdaki günlüklerimide tasiyamadim daha, sonra hepten yok edecegim orayi o nedenle.
Sizlerin güzel yorumlari olmasa bu kadar yazarmiydim bilmiyorum!
Ama ilk günki gibi her yorumda yine ayni heyecanla aciyorum, kim acaba ne yazmis diye :)

Ünlü olmak degil amacim, iyi arkadaslar edinmek, kendimi rahatlatmak, birseyler paylasmak, birseyler ögrenmek ayrica sizlerden...vs.

ilk baslar yorumlariniza cevap yaziyordum ve sonradan kizimla birlikte vakit azligindan cvp yazamaz oldum. Bloglari gezeyim, birde yazi yazayim derken zaman yetmiyor artik.
Bu demek degilki yazdiklariniza önem vermiyorum!!!
Eger soru yönelten olursa ilk firsatta geri dönüyorum kendisine, normal görüslerse zevkle okuyorum :)

Bekarlar evlensin, evlenenler cocuk sahibi olsun, okuyanlar meslegini eline alsin, orta yaslilar yaslansin :D ..vs. Ve yine bloglarda devam edelim hayatla birlikte :)

Not: Karikatürde cok hosuma gitti :)
9

CoCukLaRiMiZ iSTiSMaR EdiLMeSin

Cocuk istismari hakkinda yazilar yayinlanmaya baslamis Blog Hareket Günü'nde, ben de hemen kendi yazimi eklemek istedim. ( Resmi tiklayin büyük görmek icin ).
Birde konudan aklima mailime gelen bir yazi geldi. Onuda paylasmak istiyorum.

Cocuklarimizi yetistirmede daha dikkatli olmak adina ( bende dahil ), bu tip seyleri iyi okumaliyiz!

Cocugunuza zehirli yemek yedirir misiniz?
Maalesef genellikle cocuk yetistirmeyi, cocuklarin karnini doyurmak, kiyafetlerini almak, okul ihtiyaclarini karsilamak, dershane taksitlerini odemek zannediyoruz.

Maalesef bazi anne babalar cocuklarinin hangi yemegi yiyip yemeyecegi ile ilgilendikleri kadar hangi filmi izleyip izlemeyecekleriyle ilgilenmez oldular.

Yemek cocugunuzun sadece midesini kirletir.
Cok agir degilse yedikleri, ya birkac gun hasta yatar, ya da midesi yikanir.

Her gun zehirli filmlerle ruhu kirlenen cocuklarin ne hale geldigini gormek zorundayiz.
"Zehirsiz film var mi ki?" diye dusunmeyin! Evet, maalesef zehirsiz film sayisi cok az.
Bence asil sorunumuz, cocuklari zehirlerden korumayi basaramamis olmak degil.
Kendimizi bu zehirlerden koruyamiyoruz ki, cocuklari nasil koruyalim?

Kendini kurtaramayan baskasini kurtaramaz.

Takip ettigi dizinin bir sonraki bolumunu kacirmamak icin aceleyle sofrayi toplayip, kumanda elinde televizyonun basina gecen annelerin cocuklarindan sikayetci olmaya hakki var mi?
Tuttugu futbol takimin tum futbolcularini, yedekleriyle birlikte ezbere bildigi halde, oglunun bir tane arkadasini tanimayan babanin, oglundan surekli sikâyetci olmaya hakki var mi?
Vucudum bozulmasin diye cocugunu emzirmeyen annelere soyleyecek fazla bir sey bulamiyorum!
Bedeninden bir parca olan, cigerparem diye tanimladigimiz oz evladini bile doyasiya bagrina basma duygusunu kaybetmis birisine ne diyebilirsiniz ki? Bana bir tane "hayvan" gosterin "vucudum bozulmasin" diye evladini baskalarina teslim eden. Ben duymadim.
Biliyorum, bu cumle biraz agir oldu ama icimden geldigi gibi yazmasam icimde "koz" olacak.

Kendimizi doyurmadan baskalarini doyurmayacagimiz gercegini anlamak zorundayiz.

Kendisi okumayan baskasina okuma emrini verirken ne kadar etkili olur.
Kendini egitmeyen baskasini egitirken zorlanmaz mi?
Hani hep biz buyukler genclerden ve cocuklardan sikayetci oluruz ya!

Adamin biri is guc sahibi olamamis olan ogluna "Sultan Fatih senin yasindayken Istanbul'u fethetti!" deyince, hazir cevap delikanli "Fatih’in babasi senin yasindayken devlet yonetiyordu!" demis.

Anne babalar cocuklarimizi ellerimizle zehirlemeyelim!

Ne bu dunyada ne de oteki dunyada bunun hesabini veremeyiz!

Back to Top