2

Pressed Flower Art (Kuru Çiçek Sanatı)

2020 yilinda bloga bir yazi eklemeden olmaz dedim :) 

Bu yil Ramazan ayinin tam ortasiydi Instagram'da gezinirken, Ingiltere'den bir sayfa dikkatimi cekti: Kurutulmus ciceklerden tablolar yapiyordu ve ben güzelce bir gezindim sayfada, cokta keyifli geldi. Evim cicek, bahcem cicek, sagim-solum cicek...dedim, heveslendim...Yani o kadar ic iceyim ki son yillar bitkilerle, yasim ilerledikce doga miknatis gibi daha da cekiyor. Öncesinde hic görmedigim bakis acisiyla bakiyorum, bu bana inanilmaz huzur veriyor. 

Neyse iste "ben de yapicam" dedim o gece! Bayrama dek cicek kurutma denemeleri yaptim, bayramdan biraz sonra da Instagram'da sayfa olusturup üretmeye basladim. Basina oturup hic planlamadan icimden ne gelirse sonucu yaparken kendim bile merak ederek, özenle, sevgiyle...

Sizlerle simdi bikac kuru cicek tasarimlarindan bazilarini paylasmak istiyorum, vakit buldukca devamini yapmaktayim :) Yorumlarinizi, görüslerinizi de yazarsaniz cok sevinirim :) Instagram sayfasinda her calismanin bir ismi de oldugunu görebilirsiniz :) Ayrica birine sahip olmak isterseniz bana mail adresimden ya da Instagram'dan yazabilirsiniz:

 Hello Blümchen (anlami: Merhaba Çiçekcik)












Umarim hala buralarda beni okuyanlar vardir ve begenmissinizdir :) Hem belki birilerine ilham olur...Korona günlerinde renkli bir post bence güzel oldu. 

Hepiniz saglikla, sevgiyle, huzurla kalin...



0

Renklerini Sev



Gecen yildan, bir Proje'de yazdigim mektubum:

"Merhaba güzel cocuk,

Ben Viyana'da yasayan bir ablan, sana mektup yazmak ve seninle biraz sohbet etmek istedim. Bunun icin seni taniyor olmam gerekmez, seni hayal ediyorum ve yaziyorum :) Bu mektup ikimizin de hayat yoluna renk katacak biliyorum :) Renk katar dedim cünkü hayat herzaman öyle renkli ki: Bazen mutlu oluruz rengimiz gökyüzü gibi parlar masmavi olur, bazen hüzün cöker rengimiz gri bir bulut gibi olur icimize yagar, bazen heyecanlaniriz rengimiz günes gibi sapsari olur cosar...Tüm bu renklerin bütünlügü hayati güzel yapandir. Düsünsene hergün sadece mutlu olsaydik, mutluluk artik siradan olurdu...Yani hayatin sevmedigimiz renklerini de yasayinca "niye bu renk var ki, keske olmasa" dememeliyiz, cünkü her rengin bize ögrettigi birseyler mutlaka var. Hicbirsey tesadüf degil hayatta, suan benim sana yaziyor olmam bile :) Allah bu hayati sanki bizler icin süslemis, cok özenmis bu Dünya'yi yaparken, ne kadar sansliyiz degil mi, hersey tek cesit ve birbirinin ayni gibi olsaydi, günler birbirinin ayni yasansaydi cok sıkıcı olurdu. 
Bazen benim rengim gri oldugunda kendimi öyle karamsar hissediyorum ki hicbirsey yapasim gelmiyor, o gün hic gecmeyecek saniyorum...Senin de bunu hissettigin oldu mu? Öyle anlarda ben neler yapiyorum bilmek istersin diye düsünyorum:) Kitap okuyorum mesela, cünkü kitaplar insanlari icine ceker alir götürür baska dünyalara, cok iyi gelir :) Ya da konusmayi sevdigim bir arkadasim varsa onunla paylasiyorum yasadigim sikintiyi, paylasinca azaliyor hüznüm. Paylasacak kimse yoksa ellerimi acip Allah'a anlatiyorum, O nasilsa bizi herzaman dinliyor, Dua ediyorum ve sonunda cok rahatladigimi hissediyorum:) Sonra baska neler yapiyorum mesela: Temiz havada yürümek, günlük gibi birseyler yazmak, Ney üflemek, arkadaslarimla bulusmak, dogayi incelemek de cok hosuma gidiyor. Ayrica tam bir cicek hayraniyim, Allah ne büyük bir Sanatci diyorum baktikca sekillerine...Sen hic cicek yetistirdin mi? Kesinlikle tavsiye ederim, cünkü ciceklerin büyüdügünü gözlemlemek insana hem keyif hem heyecan veriyor. 
Olumsuz durum ne olursa olsun bir gün geliyor ve geciyor, yani rengimiz hep gri kalmiyor, yine yesilleniyoruz, turunculasiyoruz, pembelesiyoruz :) Önemli olan bizim kötü anlarimizi yasarken hep pozitif kalmaya calismamiz, sabirli olmamiz. Düsünsene geceden sonra sabah varsa eger, her karanlik durumun da sonu mutlaka aydinliktir! Bu dediklerimi hic unutma olur mu :) Özellikle rengin gri, siyah oldugunda hep hatirla ve hafif gülümseme yerlessin o güzel yüzüne :) Gülemezsen de "gececek" kelimesini kocaman yaz zihnine.


Derslerle aran nasil? Benim okuldayken bazi derslere ilgim azdi, bazilarina ise cok iyiydi. Insan her derste iyi olmak zorunda degildir zaten ;) Hem ögrenmekte okul hayati bitince bitmiyor ki, tüm yasam boyu ögrenmek gerekiyor, cünkü bu bizi gelistiriyor. Hayali olarak düsünürsek gittikce büyüyen bir bilgi depomuz oluyor, icine sürekli yeni bilgiler geldikce zenginlesiyoruz:) Kim zengin olmak istemez ki, hele böylesini ^^ Ögrenmeye merakli ol, bir böcegin hayatini ögrenmek bile olsa bu, ögren :) Baskalari senin ögrendigini sacma bulsa bile, o onun yolu onun düsüncesi, bu senin yolun :) Kendi yolunu bilgilerle süsle, bir gün geriye baktiginda ne güzel ögrenmisim yaa diyebil kendine :) Insan kendini de takdir etmeli bazen. Mesela ben aynaya gülümseyip, "gülmek yakisiyor aferin kiz" diyorum, bunu sen de denedin mi? Eminim sana da cok yakisiyordur, "nereden biliyorsun" dersen eger, ben gülümsemenin yakismadigi bir kisi görmedim hayatimda ^^
Canim cocuk, hayatin simdiye dek nasildi bilmiyorum ama bundan sonrasi icin cok güzel olacagini ümit ediyorum. Sen de ümit et! Hep iyi hayaller kur, hayal kurmak öyle güzel ki :) Bazen hayal ettigin gibi devam etmeyebilir hersey ama onda da bir hayir vardir! Allah bizim bilmediklerimizi de bilir ve bize daha iyisi nasip olsun diye bizim istedigimizi kismet etmeyebilir. Biliyor musun bunu hayatta cok kez yasadim: Mesela cok begendigim birseyi satin alacaktim, o gün alamayinca moralim bozuldu. Günler gecti ve bana daha iyisi daha uygun fiyata nasip oldu. Yani bosuna üzülmüstüm, sadece "bunda mutlaka benim icin bir hayir vardir" diye düsünmeliymisim :) Artik hep böyle düsünüyorum.

Bir de sana bir abla tavsiyesi, hergün uyumadan önce o güne dair 3 tane sükür sebebi düsün, bunu aliskanlik haline getir. Benim ufak bir not defterim var, her gün degil ama aklima geldikce birkac sükür sebebi yaziyorum o günkü tarihi de ekleyerek :) Mesela suan sana mektup yazabildigim icin Allah'a tesekkür ediyorum. Yazabilecek parmaklarim oldugu icin, kalemim kagidim oldugu icin, mektubumu ulastirabilecegim postahane oldugu icin de sükrediyorum...Biraz düsünürsek eminim sayfalar dolusu bile tesekkür sebebi bulabiliriz :)
Mektubumu burada bitirirken sana kelimelerimle sariliyorum...Umarim severek okumussundur, ben cok severek yazdim :) 

Allah'a emanet ol."

~Sultan


6

Şükür Defteri




Merhabalar sevgili okuyucum :)
Uzun bir aradan sonra buralarda isem, sen de buralarda isen, ne mutlu bize. Demekki daha hayatta seninle paylasacaklarimiz bitmemis.
Dedim: -Yeni yil girdi, yeni baslangiclar icin güzel bir firsat. Hem blogumu da özlemisken.. :)
Bugün yeni not defteri aldim, ee kendime hayrim olur belki ama niye baskalarina da olmasin ki diye yilin ilk yazisinda uygulamak istedigim konuyu ele alacagim. 
Hemen konuya gecis yapalim o halde.

Günümüzde en cok yaptigimiz seylerin basinda, sikayet etmek var. Sence de öyle degil mi? Uyanir uyanmaz basliyoruz: Uykumu tam alamadim, off hava da niye böyle, kahvaltida bu da olsaydi keske, vaktim yok, bu ne trafik yaa, hayat amma zor, bitmiyor bu ev isleri, ödevlerden kafayi yiyecegim, hep mi beni bulur terslikler...vs. 
Gecen yil özellikle dikkatimi cekti bunlar, gittikce karamsarlasmaya meyilli insanlar olduk. Ve hayatta bize tam özenle ögretilmemis ama ne kadar önemli birsey oldugunu farkettim: ŞÜKÜR. 

Sükür nimeti artirir, nimet sükrü görmezse gider! Yani birseyler bizi bulmuyorsa ya da elimizdeki de gidiyorsa orada bir eksigimiz olabilir. Gercekten layikiyla sükrediyor muyuz? Günde kac dakikamiz sükür icinde geciyor? 5dk-10dk? Hatta bu kadari bile degil...
Bu not defteri fikrim de bu konuyu hayata gecirmek icin ilk adim oldu. Artik gün sonunda 2-3 tane sükredecek cümleler yazacagim, bunu hergün yapmam da sart degil veya sayiya bagli kalmak zorunda degilim. Burada mühim olan sükretmeye önem vermek. Böylece kafamizi sikayet etmenin tersi yöne odaklamis olacagiz.

Mesela: Bugün annemin elinden harika bir manti yedim. Babamla sohbet etme firsati buldum. Cocugum güne baslarken beni öptü. Ögretmenimden iltifat aldim. Arkadasim bana cicek almis. Koltukta uyuya kalinca esim üstümü örtmüs....vs. gibi ayrinti iceren net cümleler ile hem hatira da biriktirmis olacagiz.
Mesela ben bugün uzun aradan sonra bloguma yazdigim icin de sükredebilirim :)

Ne dersiniz beraber uygulaya gecelim mi? :)

Hepimize sükür dolu bir yil olsun. 
Sevgilerimle :)
0

En Cok Izledigim 10 Youtube Kanalı


Bugün sizlerle Youtube'da takip ettigim kanallardan son zamanlarda favorim olan 10 tanesini paylasmak istiyorum :)
Artik o kadar Youtuber var ki...Ben de olmak istedim gecen yil özellikle ama icimdeki istek tam oturmadigi icin belki faaliyete hic gecmedim. Sonucta maharet kanal acmak degil, gercekten faydali olabileceksem yapmaliydim bunu. 
Simdilik Youtube camiasindan faydalananlardan olmaya devam ediyorum :) Genelde sali günleri (yani sosyal medya orucumu tuttugum gün) abone oldugum kanallarda paylasilmis izlemedigim birseyler varsa bakmaya calisirim sirayla. Secici olursaniz, kendinizi oldukca gelistirebileceginiz kanallar mevcut Youtube'da. Kesinlikle vakit kaybi degil! Vaktinizi nasil verimli kullanirsiniz hatta bunu bile daha iyi ögreniyorsunuz. Yani sadece yemek ve makyaj yayinlarindan ibaret degil, orasi da zengin bir kütüphane niteliginde kullanabilene!

Simdi hazirsaniz basliyorum :)



1- Hikmet Anil Öztekin: Yazari kitaplarindan tanir zaten cogu ama kanali ayri harika, motive edici, ferahlatici nane etkisinde, gercekten asiri severek takip ediyorum! Bir iki videosunu izleyince zaten eskilere de göz atmak isteyeceginize eminim.

2- Baris Özcan: Kendisinin özellikle bilimsel alandaki bilgilendirici videolari insanin ufkunu aciyor. Yani bilmediginiz onca sey duyuyorsunuz ve ögreniyorsunuz. Herseyi cok arastirip, emek vererek hazirlamasi zaten takdire sayan, keske herkes isini böyle özenerek yapsa!

3- Beyhan Budak: Kendisi Uzman Klinik Psikolog olmakla beraber, öyle ismine aldanip agir, bayici videolari var zannetmeyin. Aksine öyle kisa, öz ve anlasilir sekilde konulara deginiyor ki, hayatiniza güzel yön vermek icin sizi cok motive ediyor. Kendi icinize dönüp düsünüyorsunuz, kendinizi daha iyi tanimanizi sagliyor! 

4- Dünyadan Sesler: Bu kanali bir üstte bahsettigim Beyhan Bey'den ögrendim ve o gündür arada müzik dinlerken tercih ettiklerim arasinda oluyor :) Özellikle farkli dillerde ki müzikleri dinlerken o duygulari bilmece gibi cözmeye calismak...Ayrica yabanci eserlerin cevirileri de yaziyor altlarinda.

5- Sözler Köskü: Senelerdir takipte oldugum Risale-i Nur talebelerinin actigi kanal. Dinimizi bize öyle güzel anlatiyorlar ki, alisik olmadigimiz sekilde ve güzel dil ile. Kesinlikle cok faydalanip huzur buluyorum, ögreniyorum.

6- Ortapia: Bu kanal bu yil kesfettiklerimden biri, Serkan Bey kendisi Doktor olup bazi tibbi konularda öyle basit videolari var ki, cok severek dinliyor ve anliyorsunuz. Anlatim tarzi cok hosuma gidiyor. Sadece saglik konusunda degil tabiki kanali, mesela en son izledigim (galiba aylik yaptigi bir rutin olan) bir kitap, bir film, bir dizi ve bir müzik tavsiyesi videosuydu. Mutlaka göz atmanizi tavsiye ederim, ne demek istedigimi o zaman anlayacaksiniz :)

7- Asli Afsaroglu: Ilk duyunca makyaj kanali gibi düsünebilirsiniz ama degil. Pozitif enerji aldigim bir kiz, vaktini verimli gecirmek icin cabalamasini örnek aliyorum. Fransizca ögreniyor, saglikli beslenmeye calisiyor, tesettürlüler icin rahat ve güzel kombinler yapiyor, dikis dikiyor, seviyorum tarzini..."Hadi sen de birseyler yap" dedirtiyor insana.

8- Zafer Aksoy Akademi: Ehliyetle mesgul oldugumdan itibaren bu kanali kesfettim ve bazen izliyorum. Icinizde varsa eger araba sürme ile ilgili bilgi arayan Zafer Bey iyi bir egitmen.

9- Basak Kablan: Farkli konularda videolari var ve mutlaka her videosundan daha önce duymadiginiz birseyler ögreniyorsunuz. Kendisinin anlatim sekli, enerjisi, dobraligi, anlattiklari hakkinda bilgi sahibi olmasi hemen dikkatinizi cekiyor. 

10- Hakan Mengüc: Bu kanali kelime ile yazmam gerekirse: Mevlana, Huzur, Ney, Sakinlik, Rahatlama...Hakan Bey'in gerek ses tonu gerek kendi uslubu tam kanaliyla bütünlesiyor.


Kanallarin hepsine tek tek mutlaka ugramanizi tavsiye ederim. Cünkü amacim ne reklam, ne baska birsey, kendim faydalandigim icin baskalari da faydalansin istiyorum. 
Umarim birilerinin hayatina dokunur, güzellikler katmasina vesile olurum :)

0

Kendin OL


Insan belirli bir yasa gelmeden kendini taniyamiyormus, geriye baktigimda bunu gördüm. Önceden niye görememisim bilmiyorum, belki de o kadar baska seylere odakliymisim ki kendime zaman ayirmamisim. Bir de ne kadar dolu zannedip aslinda bos yasamisim! Ne bir hobi ne bir sosyal etkinlik ne de baska birseyler...Viyana'ya yerlestikten sonra sanki tek hedefim esimle mutlu olmamiz, buraya ayak uydurabilmekmis. Ben gül iken lale gibi olmaya calismisim. Birileri benim lale olmami takdir etsin de gerisi önemli degilmis, kendim önemli degilmisim.
Bazisi 20 yasinda belki bunun bilincinde olur gözünü acar, bazisi da benim gibi 35'inden itibaren...Buraya yaziyorum cünkü biliyorum böyle olan bir sürü kisi var! Ve bir an önce gözünüzü acmanizi diliyorum. Bosa gecmis her gün icin üzülüyorsün sonra...Zararin neresinden dönersek kar.

Kendini tani! Neyi seviyorsun? Yaptiklarini nicin yaptigini düsün? Hedefin? Etrafindaki kisileri düsün, hangisinin yaninda cok rahat ve huzurlusun? Mecbur katlanmaya calistiklarina gercekten mecbur musun? Hayatinda neyin degismesini isterdin ve bunun icin birsey yaptin mi?
Ben hep birilerine yaranmaya calistim, sevgi ihtiyacim vardi ve böyle karsiladim belki o eksikligi...Sevilmek icin birseyler yapmak zorundaydim! Gül olarak sevilebilecegimi düsünmedim...
Hayatini birilerine begendirmek icin yasama suan beni okuyan kardesim. Bir ortama girerken orada o kombin begenilecek diye giyinme sevmiyorsan! Elit bir arkadasinin gözüne girmek icin onun sevdigi kitabin yazarini begeniyormus gibi yapma! Kendin olmak öyle huzurlu ki. Herseyin ortada...Seni o sekil sevenler senin yaninda olur zaten. Bosuna aksi icin cabalayip ruhunu daraltma, üzerine yük yükleme...Sen cok özelsin! Allah senden bir ikinciyi yaratmayip sana bu degeri vermis, senin hamurunu sevgi ile yogurmus...Birak bu günümüz hastaligina yakalanmis insanlarin bakisini önemseme, sana üstten bakan tiplerin ekseninden uzaklas. Cünkü onlara 10 iyilik edersin bir defa ters düsersin hepsi güme gider. Insanlarin isine yaradigin kadar iyisindir ya hani! Birak iyi olmaya calisma, iyiliginin degerini bilenler bunu sana yansitir, sen kendin ol sadece yeter!
Ben kendimi gec buldum, belki bir kisi daha gec bulsun istemiyorum.
Hayat bize sunulan güzel bir hediye, acisiyla tatlisiyla...Keyfini cikarirken bol bol sükret ki cogalsin mutluluklarin. Sevdigin isleri yap, hobi bul kendine, kitap oku! Gez, toz, yürü, yorulana dek...Basini yastiga koydugunda tesekkür et yine. Rabbin seni her daim dinliyor. O da senin kendin olmani, kendini bulmani istiyor. Ne icin geldigini, nereye gittigini bilmeni...Hadi simdi, ertelemeden.

Not: Fotograf bugünden (20.02.2018-Viyana)

6

Sosyal Medya Orucu


Yilin ilk yazisi istedim ki herkese bir faydasi dokunsun. Evet simdi sonuna kadar okumaya ve üzerinde 5dk düsünmeye var misin?
Suan yaklasik 22 saattir sosyal medyaya girmedim, muhtemelen bunu 24 saate tamamlayinca girecegim...Aslinda bu gecen yildan istedigim fakat uygulamada nefsime zayif düstügüm bir seydi. Bu yil daha sade ve minimal bir hayat istedigim icin, gerek evimdeki esyalarda gerekse kilik kiyafette ya da vakit kullaniminda,...kisacasi herseyde göz önünde bulunduracagim bir konu. E uygulamak icin gercek adimlar atmak lazim, hicbirsey oturdugumuz yerden gerceklesmiyor! (Dizilerdeki gibi) geriye aliyorum, bu konuya nasil geldim, nicin 22 saattir sosyal medyaya girmedim?


Dün epeydir erteledigim birseyi yapmistim, fotograf sayfama Instagram hesabi da actim. Kisisel hesabim, Cuma'lari tasarladigim dua kartlari olan hesabim, fotograf grubumla ortak hesabimiz ve bu da 4. oldu. Neyse biraz cok odaklandigimi farkettim son zamanlar sadece Instagram'a degil, Whatsapp fln da...Sanki mecburmusum gibi sürekli elim telefona gidiyor, arada bir turluyorum...Bu hisler sana da tanidik gelmiyor mu?
En son yine bir Challenge yazim vardi blogta, bir günün görevi 6 saat sosyal medyayi kullanmamakti, o bile gözüme zor gelmedi degil... "Noluyor sana alooo", dedim: "Bu aralar az okuyorsun, yapman gereken bazi islerini erteliyorsun, hatta ve hatta sag elin arada agriyor telefonu tutmaktan.."
Neyse dün gece kizdim kendime hem bu konuda hem de baska bir konuda, ceza olarak "24 saat sosyal medya yok sana" dedim nefsime. Kendisi bi agzini gözünü burusturdu, surat asti elbet. Görmezden geldim, o beni düsünmüyordu ki, hep kendini...

Sabah uyandim elim telefona gitti, acmadim interneti, saate bakip geri biraktim, normalde kisa bir tur atardim gözlerim acilsin diye (hep bir bahane vardir...). Sonra kahvalti edince ee napsam simdi hep bir oturur kahve esliginde de gezinirdim sanal dünyada, bu defa iki ay ara verdigim ehliyet sinavina calistim hem de 6 deneme testi yaptim (sosyal medya sen basariya kesinlikle engelsin!). Sonra arabada bir yerlere gidiyorduk orda da bakinirdim az, bu defa cantama koyuverdim, daha cok etrafa bakmis oldum...Insta Story paylasimsiz kalsindi...Ama bir yandan aliskanliklar aklima geldikce ve yapmadikca mutlu oldum, kendimi daha bir özgür hissettim, gercekten! Sanki insanin elini ayagini tutuyor sosyal medya hep sündürüyor, cekiyor...Beni yormadi bu oruc, aksine daha cok vaktim kaldi baska erteledigim islerime. Günde yaklasik 2 saat bir ziyanlik oluyordu tahminimce. Birkac sayfa daha fazla kitap okudum. Vayy bee aslinda vaktim bereketliymis ben kendim söndürüyormusum bunu. Rabbim bosa giden zamanlarimizi affetsin, burda da israftan kacinmak görevimiz oysa...


Peki neden haftada bir gün tutmayayim ki bu orucu? Evet kesinlikle yeniyila yakisir bir karar bu, bence sen de düsün, cok faydasini göreceksin, görmezsen geri gel yaz bana! Yani artik sali günleri sosyal medya orucu tutma günüm ilan ediyorum, hep 24 saat olmak zorunda degil ama 20 saat olmali ki birseye benzesin.
Haydi sali günleri "KelebekGibi ile Sosyal Medya Orucu Günü" olsun ve sen de katil :) 
Bunu yapamayanlar en azindan benim gecen hafta biraz yaptigim gibi, takip ettiginiz hesaplardan elemeler yapin. O kadar kisiyi "Niye takip ediyorsun?", "Sana ne kazandiriyor?"...gibi, bir güzel ince ele ama tertemiz olsun. Oradan bile vakit tasarrufu olacaktir. Ya da Facebook'ta arkadas listen, sence gercekten hepsi arkadasin mi? Iki üc yildir hic iletisim kurmadiklarin arkadas mi? Bir de insan kiyamiyor yaa :D "Bunu da silsem, yaa iletisimim yok paylasimimiz yok ama iyi insan sanki...^^" Kiymak lazim, kendi iyiligimiz icin.


Peki sosyal medyaya neden cok alistim ben?
(Eski Blogger ve bir iki sayfa sahibi olmamin disinda..)
Bu sorunun cevabi aslinda, kendimi düsünmeden hareket etmemde yatiyor. Hep birilerine faydali olma istegi, paylasmayi seviyor olmak, belki birilerine destek olmak...vs. Tamam sevabi olmustur elbet ama belki daha hayirli olan islerimi kacirdiysam? O siralamadaki öncelikleri iyi dizmek gerek! Alttaki maddeyi üstteki önemliden önce tutarsak ziyandayizdir.
Gercekten yardima ihtiyaci olana yine ederim ama bu defa o aradaki cizgiyi iyi koruyarak, kendimden de sürekli taviz vermeden, daha dengeli. Sosyal medya öyle bir mecra ki iyi ve özenli kullaninca cok faydali.

Bundan sonra sali günleri bu orucu tutmasan bile bu söylediklerim üzerinde düsün diyorum, yazimin asil amaci iste tam buydu!
Insallah bir kisiye bile farkindalik kazandirabilirsem sevinirim :)

"Niyet ettim, sali günleri sosyal medya orucu tutmaya"
Allah kabul eylesin.

Viyana'dan sevgiler :)
2

2018'e Kucak Actik mi?

2018 girerken siz de kendinizi sorgulayip bir tartip ölcüp, ederiniz ne, daha neler cikabilir sizden, neler azalmis, neler fazla kalabalik etmis, neler renk katmis...bakiyor musunuz? Bence bunu yapmiyorsaniz bu yil degisiklik olsun ve sadece 1 saat sessiz bir ortamda düsünün. "Ben üretken degilim, böyle birseyi kafamda düsünürüm zaten, ne gerek var özel vakit ayirmaya, vaktim yok..bla blaa bla" demeyin. Vaktiniz siz neye ayirirsaniz ona var! Dizi izlerseniz diziye, sosyal medyalarda gezerseniz oraya, yürüyüse cikarsaniz ona...Hayatinizin önceliklerini bir baskasi mi yönetiyor? O halde hayat elinizden ucup giderken islak gözlerle bakarsiniz gecmise dogru. Bir hayal edin 60 yasina geldiniz ve gecmise baktiginizda neler yasamis olup o yasa gelmek isterdiniz?
Sonra yazin bir bir...Yazmak kendine söz vermek gibidir, düsünmek gibi kolayca ucup gitmez.


Ben de kendimce birazcik düsündüm...Öyle rahatca yaziyorum zannetmeyin, azönce bunu yazarken cocuklarimin yükselen sesler korosuna dahil olmam gerekti ve neyseki sabrederek olayi mutlu sonuca ulastirabildik :P Herzaman o sabri korumak ne mümkün...
1- Yeniyilda hedeflerimden biri cocuklarima daha da sabirli olabilmek bunu da konu acilmisken giris olarak yazayim :) Ayrica onlarla daha cok oyun oynamak da listeye girsin :)

2- Tek basima hic sinemaya gitmedim, bu yil isteklerim icinde bu da var :) Basit gelebilir ama bunu yapmayan eminim cok kisi vardir...

3- Hayatimdaki fazlaliklardan kurtulmaya calismak. Daha minimalist yasamak istiyorum! Buna 2017 yilinda basladim biraz aslinda ama öyle bir hale gelmisiz ki fazlaligimizi cikarmamiz bile uzun vadede mümkün...Hem esya anlaminda hem de hayatimdaki mesguliyetler ve insanlar anlaminda da... (Insanlar konusuna devamindaki maddelerde deginecegim)

4- Daha cok faydali seyler izlemek istiyorum. Sizler de yapabilirsiniz bunu! Hayatinizdan bir tane dizi azaltirsaniz belki 10 tane faydali kisiyi takip edebilirsiniz Youtube'dan... O dizilerin süresi ne kadar uzadi öyle 2 bucuk saat yaa, hem de reklamsiz hali bu.
Biz televizyonu tamamen sattik 2017'de, cokta iyi oldu. Fazla acmazdik ama tam kalkmasi daha bir ferahlatti :D Cocuklar daha cok oyun oynuyorlar sanki...Kizim zaten tam bir kitap kurdu cok sükür :) Sonra nasil ögrettin nasil yaptin diye soran oluyor: Bunlar sizin kendinizden yaptiginiz fedakarliklarin da sonucu olusuyor! Youtube'dan mesela son zamanlar begendigim sadece 3 ismi yaziyorum, haftada yarim saat belki ayirmis olup bir sürü bilgi ediniyorsunuz: Beyhan Budak, Baris Özcan, Hikmet Anil Öztekin... Yüzlerce gereksiz video arasinda neyseki böyleleri de var hamdolsun! Dizi izlemeyin demiyorum, benim de mutfakta is yaparken telefonumdan baktigim bir iki dizim oluyor ama gidip haftanin 5 gününü diziyle doldurmayin, az secici olun ve o vakitten tasarruf edin, eminim coook faydasini göreceksiniz ;)

5- Insanlar konusunda 30'lu yaslara gelince daha bir genis görmeye basladim. Önceden su kafadaydim: Ne olursa olsun bir faydam dokunur, olsun o ne yaparsa yapsin ben yine de...Yani bunlarin benim hayatimdan ne kadar caldigini farkettim. "Hayir" demeyi ögreniyorum! Örnegin tembel, her yil neredeyse ayni, herseyi bir off'lar halde yapan, üretmeyen ve üreteni de hazmedemeyen...tiplerden uzak duracagim insallah! 

6- Dedikodu hassas oldugum bir konu ama yine de maruz kaliyor muyum: Evet. Gerek yanimda yapilmasi gerek otomatikmen dahil olma konusunda cok ama cok daha özenli olacagim! Benimle baska birini konusacak olanlara da duyrulur buradan lütfen lütfen ölü kardesimin etini yemis gibi olmayi istemiyorum!!! Kendimizi gelistirelim, birbirimizden konusalim!

7- Esyaya cok deger veren sürekli maddi hedefleri olanlarla da mesafem olsun istiyorum. Bir olmaz iki olmaz ücüncü de beni de o girdaba sürüklesin istemiyorum... Yatirimini daha cok maneviyatina yapanlardan ögrenecegim seyler var buna eminim!

8- Baska bir hedefim ise daha önce hic gitmedigim (en az) bir yere gitmek :)

9- Dini yönden bilgimi arttirmayi da cok istiyorum...Cünkü insan ne zaman maneviyatindan uzaklasirsa o kadar lezzetsiz oluyor hersey, yasadigi dünyada cogu seye sahip olsa bile. 2017'de de dikkat ettim ama eksikler bitmedi, karinca misali yol aliyoruz... Sadece 5 vakit namazi bile acele etmeden düzgün kilmak bazen marifetmis gibi...Farzlari daha düzgün yapmaya calisacagim ve yil boyunca insallah Kur'an-i Kerim'in tamaminin mealini okumayi düsünüyorum. Rabbim yardim etsin.

10- Sporla aram maalesef deneme girisimlerim olduysa da hic daimi olmadi...Bu yönde güzel gelismeler istiyorum, eminim cok iyi gelecek! Ama gercekten beni icine cekecek birseyler olmali, zoraki yapmamaliyim...

11- Yeni birseyler denemeyi istiyorum yine herzamanki gibi :) Bu yil mesela okculuk kursuna gittim bir kez bile olsa mutlu etti beni :) Farkli fotograf cekim deneyimlerim oldu...Yeni tarifler denedim mutfakta...Yeni kisiler tanidim :) Room Escape oyununun gercegini oynadim...Yeni cicek isimleri ögrendim...Yeni kahveler tattim...

12- Sagligima bir iki yildir daha özen gösteriyorum ee malum yas artik 35i devirince...2017'de cogu sabah güne ilik balli ve limonlu su ile basladim, bunu aliskanlik haline getirdim artik hic unutmuyorum sabahlari :) Bu yil da yine saglikli beslenmeye dikkat etmeye kararliyim. Bir de saglik demisken erken kalkmak gecen yil ki hedeflerimdendi ama basarili oldugumu söyleyemem, bu yil yine yeniden bu konunun üstüne gitmeyi düsünüyorum.

Son olarak 2017'yi ugurlarken onda yasadigimiz herseye tesekkür edelim Allah'a, cünkü yasadiklarimizdan ögrendiklerimiz oldu ve biz ögrenmeye devam edecegiz, 2018'e sükürle kucak acalim :) 
Saglikli, huzurdolu, mutlu, bereketli, hayirli, bol tebessümlü, keyifli ve harika bir yil diliyorum yazimi okuyan herkese :)

0

Happy Birthday - Yas Hep 30

Özel günler bence hem iyi hem kötü: 
Önce iyi kismini diyeyim, malum insan sebepsiz bir baska mutlu hissediyor kendini, daha bir bebeksi ^^
Kötü kismi ise beklenti olmasi: Hic kimse "ben beklentisizim" demesin, biz bayanlar mutlaka minicik bile birsey olsa bekliyoruz esimizden, ailemizden, arkadaslarimizdan :) Sanki o gün herkes beni düsünsün, beni sevgi seline bogsun, vicik vicik simarayim, agzim iki karis acik kalip kapanmasin falan istiyor, istiyorum, istiyoruz :D Yani bir gün yaa,  senede bir güncük idare edin böylelerini dimi :P  Zaten normal günlük kosusturmalardan bir selami bile zor verenler var artik, böyle günler bahane oluyor daha fazla ilgilenebilmek icin. Yoksa normalde daha cok ilgilensin becerebiliyorsa o kisiler, özellikle "tek tarihe sigdiramam ben sevgimi" diyenler siz cok tarih belirlerseniz de olur yani :D
Sabah uyanincadan itibaren, "acaba bugün kimler kutlayacak dogumgününü" diye düsünüyorsun bi, tamam sen düsünmeyen birisin, ben düsündüm :P Kutlayan kisilerin %70i sanal alemden beri zaten...%70in de %30u samimi bir mesaj yaziyor, gerisi cok siradan "iyiki dogdun, mutlu yillar" bitti. Ben mesajin samimiyetinin bile kokusunu aliyorum ama yaa, cidden aliyorum. O mesaj smiley ile süslenmeli bi kere, kelimeler kisaltilmamali, özenli cümleler secilmeli...
Yani sen de ne püsküllüymüssün demeyin, ben kendim böyle yapiyorum ya düzgün ya da hic. 
Ama bakiyorum da benim 5-10 cümle yazdigim bana 1 cümleyi bile düzgün yazmiyorsa, yani 1 dakikasini bile dogru düzgün ayiramiyorsa aramizdaki bagi bir düsünelim derim.
Hey okuyucum, beni simdiye dek anladiysan zaten tamamdir olay ;)
O degil de yas gidiyor yaa, neyin kutlamasi bu :P 30'a girmek her yil nereye kadar ^^
Bir de günümün en favorisi esimin yazdigi siirimsi mektuptu, yazmak cok zordur onun icin, buna ragmen denemis birkac gün...Yani o an belki bir pirlanta bile o kadar sevindiremezdi zengin gönlümü :P Ikinci en duygulandigim kizimin cabasi, kutlama hazirligi stresiydi...Ve ikimiz beraber yatsi namazini kildik, sonra bugüne özel Dua istedim ondan: Daha nice dogum günlerimi kutlamayi dilemis :) Uyumadan önce de "iyiki varsin anne, biz de olmazdik yoksa" dedi :)
Bir de evin adam gibi adami var, hani büyük askim olur kendisi :) O da bugün "Anne sen cok iyi bir annesin bence" deyiverdi ya tamamdir hediye fasli kapanmistir, daha alasi mi olur yaa :)
Diger maddi hediyeleri saymayacagim, benim icin bunlar yetti de artti bile...
Evet "iyiki dogmusum" deyiverdim. Dün geceden el actim Sahibim'e, alemlerin Rabbi'ne: Beni var ettin, ben hata etsem bile yine rizkimi verdin, özür dilemem icin sayisiz imkan sundun...Simdiye kadar ki tüm günahlarimi bu dogumgünü hediyem olarak siler misin Rabbim? Istemeyi Veren'im, acizim, yalniz Senden diliyorum, yalniz Sana muhtac olmak istiyorum. Dedim de dedim iste birseyler...Diyemediklerimi de zaten O anladi biliyorum.
Tesekkürler Allah'im.
0

Viyana'daki Fotografcilar


 *Fotograf 2016'daki bir bulusmamizdan...

Tüm okuyucularima güzel bir Aralik gecesinden "Merhaba" :) 
Fotografcilikla ilgilendigimi beni biraz taniyanlar bilir :) Bu yazimda size fotograf grubumuz hakkinda yazacagim, cünkü biz her gecen gün büyüyen bir aile oluyoruz :) Belki Viyana'da olup yazimi okuyup "Aa ben de fotografla ilgiliyim, araniza katilmayi isterim" diyen cikar ya da baska sehirde tipki bizim gibi bir grup kurmak isteyen...

Taa sayfami actigim dönemlerden baslayayim: O zamanlar fotograf sayfalari tabiki daha azdi ve özellikle Almanya'dakiler aktifti, bulusmalar düzenleyenleri olurdu. Ben de keske Viyana'da da olsa da katilsam diye ic gecirirdim :P Sonra bir ilham perisi dedi ki: -Yahu niye bekliyorsun, kimsenin yapacagi yok, sen düzenle böyle bir bulusma. Biraz üzerinde düsününce hicte fena fikir degil dedim, periye hak verdim ^^ Sayfamdan duyurdum ve gelmek isteyen 15-20 kisiden belki hepsi gelmedi ama yine de katilim olmustu bu bile güzel gelismeydi. Ilk bulusma tabiki bir iz birakti ama devaminin yapilmasi gerektigini düsündüm sene de bir iki bulusma düzenledim yine.
Zamanla aramiza yeni katilanlar oldu, bazen de aramizdan ayrilan...

Öncesinde ve bu sürec icinde bazen fotograf dünyasinda gereken yardimlasmanin/birlikteligin eksikligini gördüm. Öyleleri var ki ne davetine icabet ediyor ne bir tesekkür ediyor ne birsey sordugunda cevap yaziyor...Bu her meslekte var tabiki, kendinden birsey verirsen sonrasi nasil olur korkusu...Benim de cok kez iyi niyetim kullanildi, isini halledip sonra bye bye diyenler...Ama bunlar beni kisa süreligine incitebilir sadece, Allah denilen bir en büyük adalet sistemi var, orada hicbirsey gözden kacmiyor zerre kadari dahi, iste bu icimi ferah tutmami saglayan en önemli etken hep :)

Neyse bulusmalar harici bizi bir arada tutacak grup acma fikrim olustu. Fotograf cekeni, cekineni, meraki olani, fotografci arayani,...hepsi burada toplanabilirdi. 
Böylece Facebook'ta Photo Lounge Viyana kurulmus oldu.
Isim nasil konuldu derseniz: O ara lens almistim Pix Lounge diye bir magazadan, sanirim oradan esinlenmistim "Lounge" kisminda...

Neden sadece Viyana? Viyana ve cevresindekiler icin bu grup cünkü aktif olarak bulusmalar düzenliyoruz, yani amac sadece sanal yardimlasma degil, yüzyüze de görüsüp hatta birbiri fotograf cekimlerimize katildigimiz oluyor... Cok görüstüklerimizle de ayri Whatsapp grubumuz var ve oradakilerle evlerimizde de bulusmalar yapiyoruz. Bu süre icinde birbiri ile samimi arkadaslik kuranlar da oldu :) Bunlari gördükce cok mutlu oluyorum.
Insallah grubumuzu sevgiyle beslemeye devam eder ve en güzel sekilde ileriye götürebiliriz :)

Bizler kimiz daha yakindan tanimak isteyen olursa Instagram hesabimiz herkese acik :) 
Ya da Viyana ve cevresindekiler Facebook/Photo Lounge Viyana grubuna katilabilir :)

*Paylastikca cogalacagiz.



2

Lütuf değil Görev


Bugün ortopediye gitmistim sol kol agrimdan, orada bekleyenlerden bir baba-ogul dikkatimi cekti. Simdi size güzel bir örnek yazmak isterdim, mesela gipta ile baktim, deseydim, ama maalesef...
Bir saat boyu hic bir kelime dahi konusmadilar, üstelik ikisi de baska birseyle mesgul degildi, telefon falan yoktu ellerinde. Cocuk 12-13 yaslarindaydi, gözgöze gelmemeye calisiyordu karsilikli oturdugu babasi ile...Bir ara telefonu caldi adamin kapatti, 10dk sonra yine caldi, acti ve "ne ariyon yaa, ciksam gelirdim heralde" deyip kapatti sertce. O an onlarin evinin icinde huzur olmadigini hayal ettim ister istemez.
Esim yanimda oturuyordu bu konuyu telefondan ona yazdim usulca: "Zavalli cocuga bak, ergenlik caginda hemde, ileri de nasil bir bag olacak babasiyla ya da olacak mi..."
Biz de süper anne baba degiliz elbet hatalarimiz var ama bir sekilde kendimizi gelistirme cabasindayiz hep...Etrafta birbiriyle iletisimi nerdeyse hic yok gibi aileler görünce üzülüyorum. Cünkü o gencler gelecegin bireyleri olacaklar. O bireyler bizim de evlatlarimizla muhatap olacaklar belki...Keske bu anne babaligin kitabi olsa, oradan sinava tabi tutulsa insanlar anne baba olmadan öncesi. Belki bazisinin bir kulagindan girip digerinden cikar ama minicik bile birsey kalsa hic yoktan iyi degil midir!..
Ahh canim cocuk, o yaninda mecburi durdugun babani birgün kendi ayaklarin üzerinde durunca daha hatirlayacak misin acaba...Eglenemedigin, keyif almadigin her dakikani her sevgi acligini nerelerde arayacaksin acaba...Ve bir gün yasin ilerleyince geriye dönüp bakinca yüregin burkulacak, aslinda ben böyle degilim, hepsi sevgisiz büyümekten olmus diye o tüm hayatini genis pencereden gözetleyince yine cocuk olasin gelecek...Yeniden ve bu defa cok sevgidolu olanindan...Belki sen de yasadiklarini kendi cocuguna yasatacaksin...
Benimkisi hayal, kötü hayal. Insallah sen her olumsuzda olumluyu görebilen, büyüklerin hatalarinin da olabilecegi olgunluguna erisen, sevgidolu bir yürekle kalirsin (amin).

*Unutmayalim ki iyi anne baba olmak lütuf degil görevdir. 
Allah'in emanetlerine iyi bakalim, sonra hesabini verecegiz daha...

0

Anne Saati


Yazdan kalma cicek fotografimla Kasim ayinin ilk gününe ve size "Merhaba" :)

Bir anne kisisine "2 saat istedigini yap" denilince sanki böyle müjdeli bir haber almis gibi sevinir degil mi? Herkes sevinebilir ama ben degil, niye sevineyim canim düsman miyim cocuklarima :P Tabiki saka yaa ben de her insanoglu gibi dinlenmeyi hakediyorum elbette, YES YES YES diyorum o iki saate :D
Suan o iki saatin icinde bulunmaktayim, blogumu da bayagi seviyormusum demek. Peki neler yapabildim: Ilk dakikalar hemen beynim isinmaya basladi, ne yapsam da cok verimli gecirsem, neler gelmedi ki aklima... Ev isleri kategorisini direk eledim! Suan mutfak lavabomda bulasiklar duruyor, olsun sonra nasilsa ben yapacagim, simdi stop levhasi var, o yöne gidemem :P Aa bu arada ben ehliyet yapiyorum ya nasil da yazdigim dilime bile yansidi :D Gecen bir konuda da esime burada öncelik bana ait bi kere dedim ki konu trafikle ilgili degil ama ben trafige ait kelimeler kullaniyorum :D 
Neyse 2 saate geri geleyim: Önce bir iki haftadir yüzüme maske yapmadigimi farkettim, hemen akasya bali gözüme carpti, sür yüzüne gitsin, en dogalindan organic bal maskesi. Yani illa bir yerlerden satin almaniz gerek degil mutfaga bir göz atin 10 cesit maske cikarirsiniz ^^
Devaminda hazir cilt isine girmisken, biraz cilt temizligi/bakimi ile devam ettim. Sonra o isleri geride birakinca hazir aksam namazi vaktiyken bundan önce hicbirsey yapmamaliyim dedim. Bana bu vakti Bahsedeni unutmak ne vefasizlik olur degil mi...Hatta Dua'mi az uzun tutup bir de sükür tesbihi cekeyim dedim. Allah'im bizlere neler bahsediyor, kacta kacina sükredebiliyoruz, maalesef ki cok az kaliyor bu konudaki cabamiz...Ama sikayette en önde yarisabiliriz :/
Namaz ve tesbihattan sonra ise karnimin aciktigini ama hazir birsey olmadigini farkettim ( iyiki farkettim evin hanimi olarak :D), ee vaktim kiymetli gidip yemek yapacak degilim heralde, sandvic diye birsey var dünyada :D Tarifimi vereyim, bol beyaz peynir, salatalik, domates, maydanoz ve pirasa...Elhamdülillah, karnimiz minicik birsey zaten menü falan ne gerek :P Yaninda da suan beyaz cay iciyorum size yazarken. Ve vaktim azaldikca stresim artiyor :D Ehliyetten de bir deneme sinavi araya eklersem süper olacak, zira bu ara soru cözmekle geciyor, cünkü baska yolu yok kazanmanin...
Vakitli birseyler aslinda beni hep strese sokuyor, dakik bir insanim. Mesela bu 2 saatte hicbirsey yapmamak da hedefim olabilirdi dimi? Önceki yazilarimdan birinde Challenge vardi, orada 15dk hicbirsey yapma görevini bile 5dk sonrasi biraktim. Durup hicbirsey yapmamak cok tuhaf...Ben birsey izleyeceksem bile telefonu mutfaga dayayip orada islerimi hallederken izlerim. Yillar olmustur oturup keyifle bitene dek gerile gerile birsey izlemeyeli...Sanirim insan anne olduktan sonra, artik 10 degil 20 elliymis gibi, hani bir karikatürde görmüssünüzdür herseye uzanan ellerle bir anne, o sekle büründügümüzü görüyoruz durup bakinca. 
Dik dur, derin nefes al, pozitif düsün ve devam et diyerekten yazima son veriyorum :)
Tüm mola vermis annelere benden birer cay ^^

0

"HI HIII" kabul ediyorum


Merhaba, oglumun yemek masasinin tepesinde oldugu ve bilgisayarimla beni basbasa birakmamak icin elinden geleni yaptigi bir andayim ama blog yazasim geldiyse engel tanimam :P
Ne yazacaksin bu kadar önemli derseniz, tabiki herzamanki gibi icimden gecenleri yazacagim :)

Sosyal medyada bile huzur yok bunu farkettiniz mi? Birileri baska birileri hakkinda atip tutuyor, digeri onu inkar ediyor fln...Birbiri özel hayatlarina kadar iniliyor. Prim yapiliyor sanki bunlarla...Cünkü biz insanlari siradan seyler cekmiyor, nerde entrika, macera, olay...
Cok siradan bir etkinligim olan Hatim etkinligini bile devam ettiremedik maalesef. Sadece ayda bir Cüz okuyabilecek 30 gönüllü kisiyi bir araya toplamak meger hic kolay degilmis! Cünkü entrika yok, pek cazip gelmiyor tabii nefsimize.
Nefsimiz demisken benimki de bugün mutfakta is yaparken telefonumdan bir diziyi acmistim oradaki nikahi görünce hemen sikayet etmeye basladi. Nikahimda bir resmi kuruma gidilecek isimiz var onu halledecegiz seklinde gitmistim, düsünün yaa :D Yani evlendigimin farkinda degilmisim ben. Adam orda soruyor bir de ayaküstü "kabul ediyor musunuz?" Ee isimiz hallolsun diye gittik "hayir" mi diyim ettim gitti :D  Hem de o an soruya cevabim "HII HIII" oldu. Yani "Evet" bile diyemedim:P

Ee hani ayaga basmalar falan da eksik... Bir Allah'in kulu da bu kizi süsleyelim bugüne ait bir fotograf cektirelim de dememis, vahh kendi halime. Sonra o isteme fasli falan hatirlamiyorum kahve pisirdigimi...O aci kahveyi hatrim icin icirememisim icimde kaldi gercekten :P
Yaa siz deyin salak ben diyeyim avanak o hesap benim evlilik. Esim ne isle mesguldu haberim var miydi? Cevap veriyorum, yoktu! Evlenince kalacagim odadaki esyalarin hazirligi konusunda hicbir fikir beyan ettim mi, neler severdim, ne renk olsundu...Hayir hersey neyse o kabulumdu ama size birsey diyeyim, bu tür herseye cok uyumlu kabul edilenlerin degeri bilinmiyor! Az yaygara cikaranlar daha el üstünde kiymetli oluyor bu bir gercek.
Ayy sosyal medya diyorduk dimi biz, evlilige nerden gittik :P Hee dogru dizi izlerkenden...
Neyse ben bir pizza hamuru yogurasim var onu yapmaya koyulayim, cocuklara etkinlik olur hem :)

Foto: Haftasonundan :)


4

Minimalismus Challenge - Turkish


Basliktan okudugunuz gibi bir meydan okuma etkinligi var planda :)
Buradaki "minimalismus" bize birseylerin aza indirgenecegini de isaret etmis oluyor. Yani bir nevi hayatimizdaki fazlaliklari hafifletmek...Hem bu tip Challenge'ler sacmalik boyutuna ulasmadigi sürece ve faydali sekildeyse hayata renk katmis oluyor rutini bozarak ;) 
Ben bunu Facebook'ta Fotograf Grubu'mda (Photo Lounge Viyana'da) gerceklestirecegim ama belki baska katilmak isteyen olursa diye blogumda da paylasmak istedim.
Haydi o zaman 20 Eylül hep beraber 30 gün neler yapacagiz listeye bakalim:

20 Eylül: Okudugun bir kitabi istedigin birine hediye et.
21 Eylül: Bugün sadece su ve sekersiz caylar ic.
22 Eylül: Alti saatligine telefonunu kapat.
23 Eylül: Uzun süredir giymedigin bir ayakkabini hayatindan cikar.
24 Eylül: Telefonundaki fazlalik (hic iletisime girmedigin) kontaktlari sil.
25 Eylül: Tek basina yarim saatlik bir yürüyüs yap.
26 Eylül: 24 saat icinde hicbirsey satin alma.
27 Eylül: Kitapligini güzelce bi düzenle.
28 Eylül: Bugün hic makyaj yapma.
29 Eylül: Bugün birine hediye ver.
30 Eylül: Calisma masani düzenle.
 1 Ekim: Bugün hic Tv izleme.
 2 Ekim: Ciddiye alarak sadece ona konsantreli bir sekilde bulasik yika.
 3 Ekim: Mevsimsel gidalardan bir yemek pisir.
 4 Ekim: Köpüklü bir banyo yap.
 5 Ekim: Epeydir iletisim kurmadigin birini ara hal hatir sor.
 6 Ekim: Desktop'unu piril piril yap, düzenle.
 7 Ekim: 15dk. sessiz bir ortamda hicbirsey yapma.
 8 Ekim: 2 yildir giymedigin bir (istersen birkac) parcayi gardrobundan cikar, vedalas.
 9 Ekim: 45dk. yürüyüs yap.
10 Ekim: Bugün cay, kahve, tatli, hazir gida...vs. yok.
11 Ekim: Yeni birsey dene (daha önce yapmadigin!).
12 Ekim: 2018'e kadar yapilabilecek ufak hedefler belirle kendine.
13 Ekim: Bir gazete ya da dergi satin alip oku.
14 Ekim: Hayatindaki sükür sebeplerini düsün, dua et, tesekkür et.
15 Ekim: Saat 17'ye dek sosyal medyaya takilma, bildirimleri kapat.
16 Ekim: Bugün sikayet etmeme günü, hicbirseyden sikayet etmek yok.
17 Ekim: Bir günlük yaz, bosalt icinde ne varsa, ilerde okumak üzere bir kutuya kaldir.
18 Ekim: Aylardir kullanmadigin bir cantandan kurtulma zamani geldi.
19 Ekim: Alisveris yerlerinde (caddede...vs.) gezin, hicbirsey almadan eve gelmis ol.

Bittiiii :)

Insallah bu aslinda zor olmayan listeyi hergün pes etmeden uygulayalim, yarida birakmak yok ona göre :) Sonrasinda size kattigi duygulari, deneyimlerinizi de benimle paylasirsaniz cok sevinirim :)

0

Tozlandim



Son zamanlar birikmis olan kirginliklarimin benim enerjimi düsürdügünü hissediyorum: Insan söyleyemediklerinin yükünü tasiyormus...
Söylesen bi dert söylemezsen ayri... Konusmak zor ama susmak daha zor...
Hayattan istediklerim aslinda ortadaydi hep, hic karmasik bir kisi olmadim: 
Mesela yakinlarim tarafindan yanlis anlasilmak en nefret ettigim seylerdendir. Yahu beni taniyorsunuz ama siz, yoksa tanimiyor musunuz? Ya da taniyor gibi mi yapiyordunuz?
Yani ben neden yakinimdakilere kendimi ifade etmeye, böyle demek istemistim demek zorunda kaliyorum!
Mesela güvenmek, huzur bulmak istiyorum sevdiklerimin yaninda ama hep en yakin zannettiklerim yoruyor beni. Yani samimi bir itiraf bu, suan cok üzgün olsam gidip kucaginda aglayabilecegim kimse yok. Ufacik Mahir'imin kafama dokunup "ciciiis ciciiiis" yapip beni teselli etmesi en büyük zenginligim oldu. Yani tabiki birileri cikar teselli eder ama onlarin tesellisi kuru kaliyor iste. 
Sonra diyorum kendi kendime, ahh be hayat zaten böyleydi, sen yas oldu 35 yeni actin gözlerini. Önceden pembe görmeye calistigindan görememissin. Belki artik yoruldugundan pembe gözlükleri de cikarir olmussun...
Ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin. Iste gidemedigimden gütmeye calisiyorum.

Bunlari hissetmeme sebep olan herkese kirginim.
Mutlulukla gülerkenleri yorgun gözlerimi farketmediniz mi yoksa? Gözlerimin taa icinin feri sönmüs bi kere...Ya da soluk bir cicek misali iste. Yakinima gelip gelip seyretmek yerine, biri dibimdeki otlari koparsa, biri az sulasa, digeri sadece konussa sevse...belki yeniden canlanirdim? Ama siz benim soldugumu bile farkedemediniz dogru ya! Bendeki de laf iste. Bosverelim, sizler nasilsiniz?

#BugündeBöyle
0

Lavera, dogal arayanlara...


Bugün kozmetik blogcularina özenecegim biraz ve epeydir tavsiye etmek istedigim bir marka hakkinda yazacagim. Lavera belki ismini daha önce duydugunuz bir markadir, özellikle yurtdisinda olanlar biliyor olabilir... Sizler de benim gibi her önünüze gelen kozmetigi kullanmayi sevmiyorsaniz ve dogal icerikli ürünlere eliniz gidiyorsa kesinlikle denemenizi öneriyorum. Yani ne sponsor ne de reklam icin yaziyorum bu yaziyi tamamen sadece memnuniyet üzerine :)
Fotografta kullandiklarimdan bazilari mevcut, birkac makyaj ürünü daha var, gözümden kacmis fotoyu cektikten sonra farkettim.
Sirayla üst soldan saga dogru bahsedecek olursam: 
1. ve 2. sac maskesi, en bastakinin sampuani da var alt sirada, o altin rengi olanin sampuanini da denemeyi planliyorum evdeki bitince. Gayet iyiler ;)
3.sü mis gibi gül kokulu dus jeli, gercekten kokusu harika, bitince devamini almayi düsündüklerimden. 4. ve 5. yüz maskeleri düzenli kullanmiyorum ama özellikle yine pembe olan gül serisi favorim. 6. ürün ise bir dis macunu, biz bunu kullanali baska dis macunu almak istemiyoruz. Daha önce de Himalaya diye bir markanin dogal dis macununu kullaniyorduk ama bu özellikle tat olarak daha bize hitap etti, bazi dogal macunlar gercekten agir tatlarda olabiliyor... Dayim bi kez kullandi ve bu macun cok iyiymis nerden aldiniz, diye sordu :)

Gelelim alt siraya, en soldaki 1. ve 2. ürünler sampuan, birinciye kizim bayiliyor mis gibi elma kokulu, digeri de benim yine gül serisinden begendigim. 3.sü cilt temizleme sütü, her türlü makyaji rahatlikla cikarabilirsiniz, gerci bir süredir bunu ikinci plana attim, Logona diye bir markanin gül ve aloe vera suyu ile temizliyorum cildimi, hem kokusu hem daha temiz his vermesi bakimindan...
4. ürün ise pek nemlendirici sürmeyen benim bazen yüzümde kuruluk olunca mecburiyetten kullanmak zorunda oldugumu bildigimden, bari sürünce parlamasin diye aldigim matt duran nemlendirici. Yani krem sürdügünüz pek belli olmuyor, yazin pek kullanma geregim olmadi ama artik havalar serinliyor eminim daha cok elime alacagim. 5. ve son ürün ise erkekler icin yüz nemlendiricisi, esim bazen krem sordugundan cildi kurulasinca bari benimkileri kullanmasin diye bunu almistim ama cokta istedigi seviyede nemlendirmiyormus öyle diyor ^^ 6. ürün ise Deo Roll on yine gül serisinden, yaz boyu cok memnun olarak kullandim.

Kisa ve öz, bu marka güvenimi kazandi ;) %100 dogal sertifikali, silikonsuz, mineral yagsiz, glutensiz, vegan, hayvanlar üzerinde test yapmayan... Ayrica herkesin alabilecegi fiyatlarda, daha ne olsun :)


0

Okul Basladi


Ve blogcu sabah gözlerini actiginda bakar ki kizinin okul saati gelmis. Usulca kizini okula götürecek olan tüm gece battaniyeye dolanip duran ve yanindakinin üstünü acan (!) baba kisisini cagirir. Zaten son zamanlar yataktan yavas kalkmalarina sinir olmaktadir ve cagirmalara tahammülü yoktur. Hele de odada uyuyan Mahir prens varsa o odada cit cikarsa gözler ayri bir irice bakar ses yapan kisilere. 
Eee hadi adam kalkti, sen kalkmiycak misin? diye sorar kendine...Kizin ortaokul 2. sinifa bir kez baslayacak (insallah yani) :P Bu ani kacirma, hayat gidiyor zaten hizlica, ne ani biriktirdiysen kardir deyiverir blogcu kisisi ve bir hisimla oldugu gibi sessizligini de korumada usta sekilde odadan cikar. Henüz gitmemis olduklarini görünce sevinir, cünkü güzel dilekler esliginde bir sarilma anisi biriktirebilecektir :) 
Ee gittiler simdi nolcak diye kalir ortada, uykusu da kacmistir. Bari bloga yazayim der Mahir prenste uyuyorken. Kahvalti arkadasi da zaten okula baslamistir, bundan sonra daha cok ogluyla kahvalti edecektir cünkü esi sabaha dogru isten geldigi icin ogleden sonra kahvalti etmektedir ki o da malum (blogcunun iyi günüyse...). 
Hee tabi bu konuda da dertleri vardir. Neden yilin 363 günü sanki kahvalti hazirlamak onun görevidir, neden! 350 olsa ici daha mutlu olacaktir halbuki :P Hadi 15 kez de disarida yenildigini sayarsak, 335 kaldi o daha süper, ee misafirlige de gidilir fln derken o kahvalti 300'e düser. Ama yani tamam kahvalti hazirlamayi da sever kendisi en sevdigi ögündür de buna ragmen o masaya oturulup eli ayagi tutmuyorcasina beklenmesi gicigina gitmektedir ki neden birkac yil öncesi böyle bekleyis yoktu da artik var? Tamam bu sorunun cevabini biliyordur...Iste tam bu kisimda okuyucuyu hayal kirikligina ugratip neyse deyip simdi karnindan gelen sesi dinlemek istiyor, mutfaga gidiyordur blogcumuz. 
Hee bayramin son günü oldugunu da unutmamis, büyüklerin ellerinden kücüklerin yanaklarindan öpüyor :)

0

Dertleselim



Merhaba sevgili okuyucu, hadi gel biraz dertleselim seninle?
Dertlesmek deyince olumsuz birseyler ortaya dökülecekmis gibi sanki degil mi? 
Önce birkac hafta geriye dönüs yapacagim günümüzdeki dizilerin yaptigi gizem gibi ^^

Türkiye'ye gittik, ilk kez önceden planlanmis bir tatil yapacagimiz icin ayri heyecan vardi...Ilk kez deyince belki sasiran olacaktir ama cidden hic tatil yapmadim öyle otelde kalmali falan...
Sonrasi kayinbabamin ölüm haberini aldik yolda, bu biraz ani oldu tabi ama ölüm haber mi veriyordu ki...(Lütfen ruhuna birer Fatiha okur musunuz?)
Yillar olmustu bir cenazede bulunmayali. Insan ölüme yaklastikca daha bir duygu karmasasi yasiyor, gidenin tam olarak gittigine inanamiyor bir süre...Ve gercekle yüzlesiyor vakit gectikce, cünkü koskoca bir : "Hayat Devam Ediyor" var.

Bu konunun haricinde anladigim birsey vardi ki bazi yakinlar aslinda yakin degiller. Kalbinin ritminin ayni ritmlerde attigi kisiler var ve bir de o ritmi bozanlar. Tatsizlik olmasin diye sustuklarin. Akil yasta, basta, diplomada, endamda, statüde degil sadece insanlikta...
Ve düsündüm de cevremde ne kadar gücsüz kisiler var, yani birini örnek almam gerekse kimi alabilirim diye düsündüm, yok! Aksi gibi benim örnek olmam gerekenler, alttan almam gerekenler cok...Demek bazen üzerimdeki yorgunlugun cevabi da bunda gizliydi. Güclü olmasi gereken konumuna itilmisim ve mecburi görevimmis gibi kalmisim oralarda. Bundan demek bazen koyverip aglama isteklerim, daglara tirmanip bagirma isteklerim, cit kirildim'ligim,...
35 yas psikolojisi mi bu, artik sadece huzur verenler olsun cevremde istiyorum. (Yasimi da söylemis oldum, güya hep 30dum :P)
Neyse sevgili okuyucum, bu kadar yeter bugünlük, geriden basladim ama bugüne gelemeden bitti yazim, ayni gecmis ve gelecek yüzünden gününü yasamayi kaciranlar gibi hissettim kendimi suan...

Biraz da sen anlat? Ne olursa olsun gececek, kiymetini bil eger suan güzel bir gündeysen.
Ve tesekkürler beni okuyup hissettigin icin...


0

Abla?




"Insanin bir ablasi olmali yaa bu hayatta..." 
diye gecirdim azönce aklimdan. 
Galiba Instagram'da bir abla kelimesi okumam sonucuydu bu defa... Bazen de baska birsey ayni duyguyu yasatir. Yani sanki olmayan ablaya hasretim :P
Oglumun, baba-anne-abi-abla-bebek parmak sarkisini iyice ögrendikten sonra "ama bizde abi yooook" demesi gibi... Cocuk simdiden mi o eksikligi yasiyor acaba ^^

Ne bileyim iste, hani abla=sirdas=dost=dayanacak bir omuz...
(Kardeslerim bu yaziyi okumasin :D)

Uzaklarda bile olsa, kafasini sisirecegim biri olmasi hayali cok güzel, hem rahatsiz ederim cekincesi de yok...En cirkin halimle Whatsapp'ten görüntülü konusabilirim :D Google'dan önce birsey kafama takilirsa ona sorardim...Bir hata yapinca yol gösterici pusulam olurdu belki...Düstügümde elimi tutabilirdi, izin vermezdi...

Her abla-kardes süper anlasiyordur diyemem ama cogu öyle olmali diye düsünürüm hep. 
"Fatih-Sultan-Mehmet" ya hani bizim isimlerimiz, bak o bozulurdu iste bu durumda ^^ Olsun yine de...
Ee artik mümkün olmayacak birsey ama hayal kurmak bedava ya benimkisi o misal :)
Bu yastan sonra (tam manasiyla) abla olacak kisi cikar mi karsima bilinmez :P Ama bana cogu "abla" diyor artik, bu da en büyük gercek :D 

Simdi bu kadar bahsettikten sonra gidin ablaniz, kiz kardesiniz varsa bir güzel kucaklayin, sevildigini hissetsin :) Eger ki var ama iletisim kopuksa da o baglari canlandirmak lazim...Küs iseniz barismak icin en güzel aydayiz! 

Simdi uyumaya gidiyorum, bakarsiniz bu yazidan sonra rüyamda ablam olur falan ^^
Hayirli Sahurlar

2

"Lesepatin" oldum


Bugün bir ayi geckindir icinde oldugum bir faaliyeti sizlerle paylasmak istiyorum :)
Ilani okudugumda, "neden olmasin ki" dedim ve hemen basvurdum.
Gerekli sartlardan zor olani haftada en az bir saat düzenli olarak katilabilmekti ve esimin normal calisanlar gibi haftasonu degil de pazartesileri de bos olmasini burada kullanabilecegimi düsündüm :)

-Amma uzattin ne bu söyle artik, dediginizi duydum sanki ^^
Gönüllü kitap okuyuculugu, hem de ana dilde: Gurbette ellerde cocuklara bir kelime kazandirirsam kardir diye düsündüm. Ayrica kendime de yarari olacakti, cocuk kitaplarina daha cok dalsam, hayatim daha renklenmez miydi? :) Kizim okumayi ögrendiginden bu yana evde okumayi azaltmistim...

Neyse basvurduktan sonra bu konuda 5-6 saatlik ögrenim görmek üzere Belediye'ye cagrildik. Farkli ülkelerden de kisiler vardi, özellikle Japon bir bayanin okumasini merakla bekledi herkes ^^
Basimizda tiyatro egitmeni gibi biri vardi. Gercekten cok ama cok eglenceli gecti oradaki saatler. Rüzgar sesi mi yapmadik, rollere mi bürünmedik, hayvan sesleri mi cikarmadik...Yani bayagi dolu dolu gecti. Hem diksiyon üzerine hem de dogru okuma teknikleriyle ilgili bayagi bilgilendirici oldu. Ayrica cocuklarin dikkatini cekmek ve daha uzun dinleyebilmeleri icin tüyolar vardi.
Deneme okuma yaparken heyecanli olmama ragmen kendimi iyi ortaya koyabildim ve okumam begenildigi icin de tabiki cok mutlu oldum :) (Eskiden bir sitede masal seslendirmistim simdi o aklima geldi ^^)

Bayan gönüllü okuyucuya burada "Lesepatin" deniliyor. 
Evime cok uzak olmayan bir ilkokula yönlendirildim ve orada basladim. Aslinda okul müdürü haftada iki saat okul öncesi sinifini ve birinci sinifi teklif etti ama baslangic olarak bir saat ile baslamak istedim. Özellikle son zamanlar oglum bensiz pek durmadigi icin...
Ve birinci siniflardaki Türk ögrencilerle her pazartesi okuma maceramiz böylece baslamis oldu :)
Cocuklarin halleri bazen öyle komik ki ^^ Bir de bana "-Ögretmenim" diye hitap etmeleri cok hosuma gidiyor :) 
Sadece Türkce okumuyoruz, cünkü okul müdürü Almanca'si zayif olanlar oldugunu söyledi özellikle bu yönde de birseyler yapmamizi rica etti. Mesela bu hafta hangi harfi ögrendilerse onunla ilgili Almanca kelimeleri okuyoruz, Türkcesini konusuyoruz...Yarim saat okulla alakali bu kisim bitince, devamindaki yarim saatte de benim yanimda götürdügüm cocuk kitabini okuyoruz. 
Kitaplari devlet kütüphanelerinden temin ediyorum, bunun icin de bana ücretsiz olmasi icin kart cikarttilar. Herhangi kafama göre evden kitap götürüp okumam yasak. Ben de kütüphaneden kitap alinca ilk kendi cocuklarima okuyorum, sonra hem konuya hakim olmus oluyorum hem de cocuklarim da dinlemis oluyor ^^

Bu gönüllü is para kazandirmiyor ve düzenli vakit gerektiriyor ama herzaman dedigim gibi, hersey para degildir!


Yarin pazartesi ve ben yine ögretmencilik oynamaya gidecegim insallah :)

Merak edenler icin biraz detaylica anlatmis oldum, baska sorusu olan varsa, yoruma yazabilirsiniz :) 
Türkiye'de de böyle bir faaliyetler var mi? 

Okudugunuz icin tesekkürler :)



0

Ramazan'da Cocuk


Senai Demirci ne güzel yazmis: Tut beni ey Oruc...
Gercekten de ince düsünürsek oruc bizi tutmali, kötülüklerden, günahlardan, cimrilikten, sabirsizliktan, sükürsüzlükten... Yani tüm Ramazan gercekten icimizde hicbirsey hissetmiyorsak acliktan ve susuzluktan baska, büyük kayip degil mi sizce de? 
Hayatimizda kac Ramazan görecegiz bilmiyoruz ama her Ramazan tek dilegim affedilmis olarak o ayi tamamlamak. Devaminda biraz daha kendimize ceki düzen vermis halde yolumuzda yürümek. 



Bu ayda en özenilmesi gereken konulardan biri de cocuklar bana göre. Bizler bile o cocuklugumuzdaki sahurlari nasil ki gülümseyerek hatirliyorsak, kendi cocuklarimiza da hatirlanacak bir Ramazan ayi birakmaliyiz. Yani diger aylardan farki olmali, bi heyecan olmali, renk olmali...
Ben önceki yil yukarida gördügünüz Ramazan takvimi yapmistim kizima :) Ondan önceki yil ise aktif sekilde gecirebilsin diye görevler belirlemis puan toplayip bayramda ona göre ödüller sunmustum (tiklayip bakabilirsiniz). 
Gecen yil tam yeni eve tasinma zamani birsey yapamadigim icin üzülmüstüm, neyseki bu yil firsati kacirmadim :) Hem ufaklikta artik 2,5 yasini gecti onu da dahil ettim bu defa :) Aslinda biraz vakit ve üretkenlikle cok zor birsey degil. Önemli olan cocuklarinin gülümseyen suratlarini hayal edip biraz sevgi katmak :) Gercekten hergün ayri bir heyecanla uyaniyorlar ki ufakligin sabredebileceginden emin degildim, hepsini acalim diye tutturursa diye düsünmüstüm ama öyle olmadi :) 

11. gün paketlerini acmadan önceki halleri ^^ 


Kizim icin ayrica bir kavanoza görev kagitlari yazip katladim, hergün bir tane seciyor. Merak edenler olmustu bundan da bir görüntü ekliyorum belki fikir olur :)
Burada önemli bir husus var ki herkes kendi cocugunu tanir, neleri yapabilir ona göre görev yazmakta fayda var. Yani zorlamayacak/biktirmayacak sekilde, dozunda olmasi tercihimdir! 

Yazim umarim birilerine renk katmistir :)
Galiba Ramazan'da cok gezememek beni bloga bagladi bunu da itiraf ettikten sonra 13.günün sahuruna uyanacagimiz Gece'nin Sahibi'ne emanet ediyorum sizleri :)

*Blog Header'imi sonunda yeniledim, nasil olmus? :) 


Back to Top