28

Ben bayrami yasamak istiyorum


Bir bayram daha geldi...
Bayram nedir?

Sevinc, nese, birliktelik, baris, cosku, yardimlasma, kaynasma, hediyelesme...vs. bir sürü güzel seydir bayram.

Ben gurbette yasayan biri olarak ne kadar bu sicakligi burada hissedemesemde, bir yanlarim hep eksik kalsada, cocugumun bayramlari görmesi icin elimden geldigi kadar bayram havasi katmaya calisacagim.

Ben herseye inat yepyeni bayramliklarimi giyicem, kizimada giydiricem ve bayramlasmaya gidicem. Birkac kiside olsa gidilecek yinede evde durup karamsar olmaktansa birseyler icin harekete gecmek en iyisi :)

Hepinizin bayrami kutlu olsun, sevdiklerinizle cok güzel zamanlar gecirin insallah!

"Cenâbı Allah'ın Arefe günü oruç tutanların ikinci ve daha sonraki yıllarının günahlarını örteceğini ümid ederim" (Müslim, Sıyâm, 1162)
7

KaRa Tirtil

Bir Kara Tirtil yaptim ve nasil ortaya ciktiginida yeni örgü bloguma (http://minigurumi.blogspot.com/2008/12/kara-tirtil.html) ekledim.
Daha yeni bir blog oldugundan pek dikkat cekmiyor o yüzden buradanda paylasimlarim hakkinda kisa özet geciyorum.

Bu arada MiniGurumi bloguma eski amigurumilerimi geciriyorum, bazilarinin resimlerini yeniden düzenliyorum, yani bu sayfadakiyle ayni degil.

Bu arada en son dedigim sizin icin birsey yapicam diye, o aklimda ama vakit darligi var gene bu siralar, bayramda giriyor bir yandan. Biraz daha ertelendi yani bu yapacagim.

4

Cocugunuzun müzige ilgisi varsa buyrun firsat!

Hu huuu duyduk duymadik demeyin :)
TRT çocuk korolarına sınavla eleman alinacakmis.

Ee cocugunuz müzige merakliysa TRT'den daha düzeyli güzel bir yer olur mu ?
Ben Türkiye'de olsam cocugumun yasi uygun olsa isterdim dogrusu :)

Koroya katılmak isteyenler için;

20-21 Aralık 2008'de İzmir'de,
27-28 Aralık 2008'de Ankara'da,
10-11 Ocak 2009'da İstanbul'da sınav yapılacak.

Sınavlara katılmak isteyenlerin 24 Kasım-19 Aralık 2008 tarihleri arasında nüfus cüzdanı, 2 vesikalık fotoğraf ve 1 YTL posta pulu ile Ankara, İstanbul ve İzmir radyoları müdürlüklerine şahsen başvurmaları gerekiyor. Mektupla yapılan başvuralar kabul edilmeyecek.

TRT çocuk koroları sınavlarına katılacak adaylarda, 2001 doğumlu olma, gelişmeye elverişli, kaliteli bir çocuk sesine ve bu eğitimi yürütebilecek yeterli düzeyde müzik kulağına ve belleğine sahip olma, koronun çalıştığı il sınırlarında oturuyor olma şartları aranacak.

Katilan olursa bana bildirsin merak ettim simdi :)

Basarilar :)
11

Hassaslik Zor

Bugün igrenc basladi bana.
Nedenini bilmiyorum neden öyle ama hissettiklerimi anlatayim.

Tranvayda önümde oturandan bir koku gelmesiyle basladi benim tiksinmem, sanki saclarindan böyle tipik, acayip rahatsiz edici koku geliyordu. Kilolu, orta yasli bir adamdi...5 duragi zor gittim yaa.

Bir yandan kendi kendime "bu koku sadece beni mi rahatsiz ediyor acaba, ben mi abartiyorum" seklinde düsündüm.

Sonra metroya dogru yürürken önümde cok kiloluca irice bir adam, seslice birkac kez hapsirdi ve zar zor yürüyordu sanki, hapsirirken o cikardigi sesler beni yine tiksindirdi.

Metroda karsimda duran yaslica bir adam, tirnaklari uzun uzun ve sarimsiydi, cok igrendim görünce...

Ve gazetede bir resimde, acik pembe gömlek, beyaz pantalonlu bakimli bir adam gördüm icim acildi ne kadar saf temiz gözüküyor diye, pozitiflik veriyor insana diye düsündüm.

Yaa ben cok cabuk mu igreniyorum ne! :S
Ama bu hosuma gitmiyor ve engelde olamiyorum.

Yani mesela yemek yerken böyle bir durumla karsilassam o an yemeyi birakiyorum istahim kaciyor. Tv'de izlediklerim bile istahimi kacirabiliyor bazen, böcek türü birsey görürsem ...

Ama bazilari direk yok sayabiliyor kendilerini rahatsiz eden seyleri, yani rahatsiz etmiyor daha dogrusu onlari.

Hassas olmak cok kötü yaa.
Hem duygusal olarak cok hassasim hemde tutum olarak.
Babam bana demek o yüzden "pamuk gibisin sende kizim yaaa" diye söylenirdi.
Babacim simdi nickimde zaten Kelebek Gibi, hassasligimida ifade ediyor zaten...
Kirli seyleri sevmiyorum, insanlarin kokmasini sevmiyorum!
Yollara tükürülmesinden nefret ediyorum, bugün adamin biri ayrica bunu yapiyordu, hemde kaldirimda durmus iyice ne var ne yok " öggg" .

Yaa farkettim simdi yazincada bunlar hem erkeklerdi!
Kadinlarda igrenc bir durum görmek daha az.
Ee erkekler kendinize az cekidüzen verin yani!

Kadinlari savunmuyorum burada, gördüklerimden bir istatistik varsayin i$te...
Daha cok temizlige ve centilmenlige davet ediyorum böyle olanlari!
24

Kizim 2,5 yasinda

Kizim hasta, off biliyorum hep hasta yaziyorum her ondan bahsettigimde...
Hasta ola ola cocukta usandi.
Öksürük ve atesti bir iki gündür ve bugün dayanamayip pazar falan dinlemeden hastaneye götürdük, doktor akut bronsit dedi.

Bronsit lafini duyunca, biz $ok tabiki. Yani babaannem senelerdir astim bronsit ve cekiyor, gitgide kötüye giderek...

Tabi bu alerjik bronsitmis kiziminki yani birkac haftaya güzel tedavi edilirse gecer dediler.
Evde kizima uygulamamiz icin bir alet verildi, ilac bir yere dökülüyor ve aleti calistirinca, buhari burnuyla cekecek icine, yani maske takili burnunda oradan ilacin buhari geliyor.
Cocugum öksürdükce durmadan bizim canimiz aciyor... Aile olmak böyle birseymis, sanki onun acisi bize batiyor igne gibi.


Neler yapiyor baska biraz aklima gelenleri yazayim.

Sac taramayi falan cok seviyor demismiydim. Saclarima evdeki tüm tokalari takiyor mümkünse, cikarirkende canimi acitiyor cekerek, kizim kel kalicam sayende diyorum, saclarimi kopariyor:D

Evde ev terligi giymeyi cok seviyor, kreste alistigi icin hep orada ayri ev ayakkabisi giymeye, ondan sanirim.
Sayilari sayiyor bayagi, hem türkce hemde almanca 20 ye yakin sayiyor. Bazen sirali bazen karisik kafadan atarak :D

Almanca cümle kuruyor, mesela birseyi yapmak istemeyince : "Ik kan nik" diyor :D "Aslinda ich kann nicht =Yapamam" cümle ama kizimin okuyusu kendine has :D
Ona tembih ediyorum bazen, bakicina böyle olursa böyle söyle, söyle olursa söyle diye, ögretiyorum güya. Mesela hasta olursan -ich bin krank=hastayim ,dersin dedim ve bunu hemen ögrendi, sordugumda söylüyor.

Bir cizgi filmde civcivden dinazor ciktigini görmüstü, o zamandan beri birseylerin icinden hep birsey cikacak diye örnek veriyor. Cogunlukla civciv cikacak diyor, bende gülüyorum o öyle deyince, o da gülüyor ve tekrarliyor.

Her sabah düzenli krese kalktigimizdan, ayni cizgi filmlere bakiyoruz giyinirken ve kahvalti ederken. Dora isimli sevimli bir kizin oldugu hayvanlari kurtardiklari cizgi film.
"did di diddi Doraaa, did di diddi Dora, super coole Doraaaa" diye sarkisi var baslarken onuda söylüyor :) Bu cizgi filmde cogu konusmalar almanca ama arada ayni kelimenin ingilizcesinide tekrarliyorlar, ingilizce ögretmek amacli yani bazi kisimlariyla.

Kizimin üst damakta 8 disi var, altta ise 9. yeni cikti ve simdi 10. cikiyor, ondanda atesi olmus olabilir belkide...Yani toplamda 18 dise sahip olmus olacak :)

Bugün amcasinin kizi 1 yasina giriyor ona gidecekti güya kizim, hediye bile hazirlamistik birlikte paketlemistik falan, ama nasip degilmis iste, hediyeleride bir sekilde ulastiricaz artik.
Dogumgünü bilincinde artik iyice, krestede bazi cocuklarin dogumgünlerini kutlamislardi zaten, "hepi bösdey uuu yuuu" diyor kizim bazen evde :D

Kizimin sabahlari saatin zilinden önce kalkmasini istemiyorum, bakiyorum daha yarim saat var kalkmama, saat 7 de dikiliyor ayaga yaaa, halbuki 9 a yakin evden cikiyoruz, 1 bucuk saat rahat yetiyor bize, gelde anlat.
Ben onu fermuarli tuluma yatiriyorum hala, kücüklügünden beri böyle yaptim hep ki gece üstü acilma sorunu olmasin diye ve cok memnunum.
Sabahlarida kalkinca aciyor fermuarini ve cikiyor icinde tulumun, bende ince üstü sabah ev serin diye mecbur kalkiyorum erken bile olsa...

Kizim burnunu karistiriyor bazen, özellikle gripken falan. "Kizim mendil vereyim ona sil" diyorum, "mendille cikmiyo anne" diyo birde :D

Birde kizim bu ay sonu tam 2 bucuk yasina girdi.

Bu defalik bu kadar...

Bir sonraki sefere cok güzel seyler yazarim insallah kizimla ilgili :)
15

MiniGurumi...o da neymis?

Ben gecenin bu vakti aniden böyle bir blog acmak istedim...
Aslinda cok kez bu girisimde bulunmustum ama geri adim atmistim hep, yani vakit ayiramamaktan korktugumdan belkide...

Ikinci bir blog olarak Amigurumilerime özel bir sayfa hazirlamak istedim.

Örgü severlerle oradan daha yakin görüsebiliriz sadece bu alanda, özel olsun istedim :)

( Baktim yapamiyorum hic belli olmaz kapatirim :D )
BLog ismine gelince, bu oyuncaklar genelde kücük oldugundan, Mini geldi aklima, ee bu teknikte Amigurumi ikisinin sentezi oldu yani isim.

Birde bende sevgili Hamarat Anne gibi yaptiklarima isim vermek istiyorum.

MiNiX
Bu da benim oyuncaklarimin genel markasi olsun, hadi hayirli ugurlu olsun, (sanki dükkan actim :D )
Ayy az daha linki unutuyordum :)


8

Diş Telleri hakkinda Yorumlar

Netten dis teli takmis kisilerin görüslerinden derlemelerle karsinizdayim :)
Bende telli biri olaraktan, farkli görüsler var mi diye merak etmistim ve paylasiyorum baska dis teli kullananlar ve kullanmaya baslayacaklar icin:

* 1 yıl taktığım ve insanın gülüşünü iğrenç kılan ama dişleri inci gibi yapan tıbbi malzeme.
* Dişleri bozuk kadınların hamileyken nasılsa çirkinleşeceği için kullanabilecekleri tel.
( Ilginc, yani hamile kadinlar cirkin mi oluyor, bence güzellesenlerde cok, zaten cirkinim o dönem diye teli o dönem mi taksin yani...)
* Gülmeyi unutturan nesneler. dudak içlerini de kevgire dönüştürür, teli çıkardıktan sonraki ilk hafta ağzınızın suyunu ve dudaklarınızı toparlayamazsınız. asitli içecekler içmek yasaktır. Yasağı çok ciddiye alıp 1 yıl kola içmeyen ben, doktorun "tamam iç ama abartma" sözlerinden sonra aldığım ilk yudumda gözyaşlarına boğulmuştum.
* Tedavi sonucu inci gibi dişlerinizle gülümserken çektiğiniz acıları aklınıza getirirsiniz. harika bir gülüşe sahip olduğunuzu düşünüp megaloman megaloman gezersiniz.
* Oldukça pahalıdır bu teller. mesela 2 sene tel ve 6 ay damaklık için 3000 $ demişti doktor, belki de kandırdı beni bilmiyorum.
* ilk takıldığı hafta "ağzımı bir daha hiç açmayacağım" dedirten bunun yanı sıra damaklarda derin hasar meydana getiren diş üzerine kutu şeklindeki tel plakaların yapıştırılması ve onun üzerine ince bir tel gerilmesi suretiyle oluşan malzeme.
* Pek çok muhabbete konu olan diş tellerinizin yanında bonus olarak gözlükleriniz de varsa ne ala. Her ne kadar her yemekten sonra tüm yediklerinizi başkalarına gösterme gibi bir durum yaratsa da, ayda bir kaç gün dayanılmaz acılar yaşatsa da özenle sevilmelidir.
Yine de doktorla pazarlıklar yapılır, çıkması için haftalar sayılır. ve sonra 3 yılın ardından bir gün çıkar o teller. Heyecanla aynaya konuşulur ama 3yıl önce denen o sözler yinelenir; "ağzımı bir daha hiç açmayacağım".
Her şey iyi hoştur ama geride kalan yılların alışkanlığı bu görüntüyü yabancılar, benimseyemez. şaşkınlığın yerini bir süre sonra hüzün alır. o gece yiten telleriniz için telli turnam şarkısını armağan edersiniz, yetmez, yazar çizersiniz, ne çok şey paylaştıınızı düşünürsünüz.
Henüz sizde bıraktığı boşluklar damağınızın içinde durmaktadır. Günler geçtikçe duruma alışırsınız. O olmadan da yaşabilirisiniz. sonra telsiz daha güzel olduğunuzu anlamaya başlarsınız.
Geçen günler biraz daha unutturur. Her şeye olduğu gibi bu duruma da alışırsınız...
(Bu cikma sonraki agzimda hissedecegim bosluk durumu beni simdiden yormaya basladi hee, ilk günler kalabalik var gibiydi simdi normal sonrada bosluk olacak elbet ama buna alistigim gibi onada alisacagim, alismaliyim :) )

* Gözlükle bir arada kullanıldığında (kızlarda) süper çekici bulduğum aparat.
( Gözlükle kullanmak neden öyle bir görüntü versin anlamadim ben)
* ilk zamanlar insanın kendinden nefret etmesine sebep olur. aynaya bakamaz hale gelirsin. inanılmaz ağrılar çektirir. Tam ağrılar geçti derken kontrol zamanı gelir ve ortodontistin yaptığı değişikliklerle ağrılar yeniden başlar. insanı yemek yemekten soğutur. Cünkü yediğin her lokma zehir olur. zaten erik, mısır, kola gibi brakete zarar verecek şeyleri yemek yasaktır.
(Ben elmada yiyorum, erikte, misirda yedim cok sükür hic kopmadida )
*Bu tellerle diş fırçalamak da ayrı bir zulümdür. 2 tane diş fırçası vardır. biri ara yüz fırçası, diğeri de ortodontik diş fırçası. Teller yetmezmiş gibi bir de bu fırçalara dünyanın parasını verirsin. Dişlerini fırçalamamak gibi bir lüksün yoktur çünkü fırçalamadığın zaman teller dişlerde leke yapar.
(Teller varken dis temizligi cok önemli evet, ben bu konuda bazen cok incelemiyorum ama tam temizleyince kendimi daha iyi hissediyorum)
* Hiç beklemediğin bir anda tellerinden ayrılırsın. Önce insanın içini bir hüzün kaplar. Aynada artık yabancı bir yüz vardır. Ama bu hüzün 1 hafta sonra geçer. Yeni görünümüne alışır ve mutlu mesut hayatına devam edersin.
(Bu duygulari yasamayi bekliyorum sabirsizlikla :) )
* Bu tedaviye mazur kalan diyeyim artık insanların belediye otobüslerinde,devlet daireleri nde,duraklarda ayakta bekletilmemesi,kdv vergilerinden muaf tutulmaları,ramazanda son pidenin bu insanlara verilmesi gerekmektedir.Cünkü çok acıyor,sosyal eziklik de cabası..
( Buna cok güldüm iste, fena olmaz gercektende :D )
* Mevcut duruma en kısa zamanda uyum sağlayan canlının insan olduğunu düşünürsek, alışmak en fazla kişinin 1 haftasını alıyor. Birde bu tellerin zayıflatma özelliği var. Eğer benim gibi tam kilo almaya başlıyorum oley gibi bir zamanda takmaya başlarsanız işte o vakit biraz yıkıcı olabiliyor bu durum.
(Aaa bende zayiflamak istemiyorum, simdilik ayniyim bakalim)
* Tedavi ilerledikçe dişlerinizdeki değişimi farkedersiniz ve bu mutluluk dile gelmez...
(kesinlikle öyle)
* Resmen dişleriniz eğitiliyordur. Yardımcı aparatlar sayesinde yürü diyince yürümeyi, dur deyince durmayı öğreniyordur. Tabi bu durumda asıl terbiye olan sizsiniz. Sabırlı olmayı en acı ama en etkili biçimde öğrenirsiniz.
(Bana iyi gelecek eminim sabirsizlik var biraz..)
11

Love is...

Ben bu " Love is "karikatürlerinin hayraniyim.
Eskiden beri cok severim, bayilirim.

Hala daha koca kadin oldum, burada günlük gazetede oluyor hergün okumadan kesinlikle gecmem :) Sevgi neymis hergün ögrenirim güya oradan :D (Sanki bilmiyoruz ne oldugunuda :P)
Bugün beni sasirtti ilk kez bu karikatür, sevgi bazen cehennemdir yazisiyla...

Ama sonra düsündümde "evet hakliii" dedim, beni sasirtan sadece orada hep pozitif seyler yaziyordu bunca zamandir. Sevgi hep iyi seyler oluyordu!

Sevgi deyince aklima geldi simdi, bugün metroda Türk bir gencin telefon konusmasina kulak verdim, cok sesli konusuyordu daha dogrusu.
" Abi yaa, sende hep böyle ugrasiyorsun arayi düzeltmeye sonra üzülüyorsun iste böyle, en iyisi kenara cek kendini biraz bekle, hanimin alismistir senin zaten cabalayacagina.." gibi laflar etti, telefondakine akil veriyor güya.

Vayyy siz erkekler böyle planli hareket edersiniz hee...Yani erkeklerden böyle seyler duymaya aliskin olmayan bana tuhaf geldi iste...
Amaan, biz kadinlar daha beteriz ona aliskinimda :D

Ahhh Ask, bize hep pamuk sekeri ver hemi :)
19

Seni mor elbiseli $ey :)

Örgüyü özleyince bir taneyle yetinmek olmaz degil mi? :)
Bende o nedenle en son ördügüm biter bitmez bir baskasina basladim hemen.

Kizim bazen krese evden oyuncakta götürüyor ve en son yolda Bunny kaybolmus, farketmedik bile nerede düstügünü.
Onun yerini doldurmaz tabiki ama bende bu oyuncagi örme geregi duydum.
Yani ben bunu tavsan niyetiyle basladim ama sonradan ayicik yapayim derken sonuc kediye benzedi sanki :D
Neye niyet neye kismet :)

Gece bitirdim ki sabaha kizima sürpriz yaptim :)
Ismini Mavi$ koyduk, kendisi 17 cm, elbisesini illaki mor istedi, modayada uyumlu yani bu minik sey :D

Bakalim bir sonraki oyuncak ne olacak, cünkü benim örgülerimde plan olmuyor bazen basladigim seyi yapmiyorum gördügünüz gibi :) Planli öremiyorum, elimdeki tig nereye götürürse beni :P

Vaktim oldugunda birsey daha yapicam, sizlere yönelik :P
Merak edin azcik :)
14

Film izlemek isteyenlere

Biliyorsunuz bazen izledigim ve begendigim filmleri öneriyorum, epey film izledim yine...

Bu yazimda üc tanesini sizlerle paylasicam.

Ilk film bir Kore filmi, film sessiz geciyor, ama sessizlige ragmen akici sekilde izliyor insan, duygusal, degisik ve sevgi dolu bir film.

Filmdeki basrol cocugun evi yok ve evde olmayanlarin yahut tatilde..vs olanlarin evinde durarak sürdürüyor yasamini, birgün böyle bir evdeyken bir bayanla karsilasiyor ve sonrasi hayati ona bagli olarak degisiyor, devaminida izleyinde görün :)
Bende netten izledim, BUYRUN.



Ikinci bir film ise Peri Tozu, filmde sevmedigim kisimlarda vardi ama masalimsi olmasi hosuma gitti, hayati baska bir yönden gösteriyordu sanki...


Ama yabanci bir masali film yapmislar gibi geldi bana.
Ama film bitince esimle kendime dönüp bakmamiz biraz sohbet etmemiz iyi oldu.
Birde filmdeki arkadaslik-kardeslik sevgisine hayran kaldim.



Ücüncüsü ise Angelina Jolie'nin basrollerini oynadigi Wanted filmi.

Ilginc konulari sevenler icin özellikle iyi bi film ama biraz kanli canli :P

Biraz daha anlatacak olursam, hali üreten bir fabrikadakiler, her halidan belirli bir sekilde isim cikariyorlar, örülürken ipin olusturdugu yanlisliklardan falan, bu isimdeki kisiyi öldürüyorlar sonra, devaminda dahada ilginc seyler oluyor tabiki...
Hareket sevenler izleyin mutlaka :)
18

Mutlu musun?

EGER SEN DE, ALLAH’A iNANARAK;

* Hayatin güçlüklerine katlanabilecek kadar iNANÇ,

* Gelecegin daha iyi olacagina inanacak kadar ÜMiT,

* Dogru bildiklerin için mücadele edebilecek kadar CESARET,

* Topluma, ailene, Islam’a faydali olabilecek kadar SAGLIK,

* Ihtiyaçlarina yetebilecek, zekâtini verebilecek kadar PARA,

* Baskalarinin daima iyi yönlerini görebilecek GÖZ,

* Çevrenizdeki insanlara yardim eli uzatacak kadar CÖMERT,

* Insanlardan karsilik beklemeden yapabilecegin iYiLiK,

* Hayatin zorluklarina karsi hayati ve insanlari kusatacak SEVGi,

* Yastik kadar yumuþak ve rahat bir ViCDAN,

* Dili, belini, kalbini, keseni ve gözünü haramdan saklayabilecek iRADE,

* Gördüklerinin, duyduklarinin düzelmesini bekleyebilecek kadar SABIR,

* Günahlarini, noksanlarini itiraf edebilecek kadar FAZiLET,

* En kötü halinde bile Allah’ dan razi olabilecek kadar SÜKÜR varsa,

SEN MUTLUSUN !!!
21

Kendimce evliligin tanimini yaptim sonunda...

Toplumlar ne farkli birbirinden...
Her ülkenin belirli gelenekleri, kültürü, inanclari..vs. degisik bir sürü kendine has özellikleri var.
Hepsi ayni olsaydida dünyanin bir kurulus amaci olmazdi, nasil ki herkesin iyi olamayacagi gibi...

Bunlari yazmak nerden mi esti?
Dün Almanca kursumdan biriyle gezindik, yemege gittik, sohbet ettik biraz..
Kendisi Filipinli.
Onlarinda Türklerle benzeyen yönleri var, mesela yaslilara büyüklere saygi konusunda, cok deger verirlermis! Saglikli beslenmeye deger veriyorlar, zaten hic kilolu bir Filipinlide görmedim simdiye dek! Kendilerine deger veriyorlar, birde belirli masaj teknikleri var cok kullaniyorlar, mesela bas agrisi icin ka$larin bitim noktalarina bir krem sürüp biraz masaj yapiyorlar, yahut ensede bir yere ani baski gibi birsey... sonra agri gitmis oluyor.
Benim gelmek istedigim konu baska ama...
Kadinlar bir araya gelince ne konusur en cok?
E$lerinden, evliliklerinden konusabilirler degil mi :)

Bende bu siralar biraz moralsizim bu konuda, acildim biraz kadina, icimden gecirdim ki bir yandan nasilsa yabanci, bunlarda dedikodu gibi birseyde yok, bir akrabaya, komsuya desen hemen dedikodu yahut birsey duyarsin arkandan!

Bundan sonra yabancilarla dertlesecegim hee :D

Evlilik yasamlarimizda daglar kadar fark gördüm, kiyasladik durduk.
Öyle rahat ki, esine istediklerini belirtiyor gerisi ona kalmis diyor, cok beklentili yasamiyor, o da istedigi gibi yasasin tabiki diyor, özgürlük veriyor bolca, " baska bir kadini zaten karsilayamazsin kocacim, kadinlar pahali" diyormus birde.

Kendime baktigimda gördümki, özgürlük kisitlama(farkinda olmadan), herseye karisma, cok beklentili yasama...vs.
Eslere annesiymis gibi davraniyoruz sanirim bazen, halbuki onlar bunu sevmiyorlar bunu esimden biliyorum.
Oldugu gibi kabullenmek gerek tamam ama bir insani yalanla, yahut kötü bir aliskanlikla nasil oldugu gibi kabul edilebilir? Belki ilk baslarda bu yönünü göstermemistir sonradan cikmistir...

Kadin -Erkek, ikisi farkli canlilar, ayni olamazlar tabikide ama birbirlerini bu yönleriyle tanisalar.

Türk kadinlari cok fedakarlar bence, tüm dünyada Türk kadinlari gibi erkegine deger veren yoktur!
Tabi deger veriyorum derken benimki az abartilmis oluyor gibi geldi bana.
Gercekten hatalarim var ve bunlari kusbakisi uzaktan kendime bakinca görüyorum!

Ama $u da varki Türk erkekleri kadinini cok üzüyor, dürüst olmuyor ve her hatayi yapmaya meyilli nasilsa affeder gibi...

Biz affediyoruz, inancli insanlar olarak Allah bile günahlari herseyi affedebiliyorsa biz neden affetmeyelim diyoruz, kati yaklasmiyoruz ama bu iyiligimizin degeri bilinse keske, bu bilinmiyor iste! Erkekler sonra hataya meyilli oluyor, ders almis olmuyor!

Yabanci kadinlar en ufak seyde bosaniyorlar, gerci artik bu konuda her yerde öyle olmaya basladi, insanlarin birbirine katlanma orani azaldi.

Ne olacak bu durumlar?
Bunun bir formülü var mi?
Bir kadin nasil mutlu olur?

Evliligin tanimini yaptim bende kendimce;
Bazen berbat, cekilmesi güc bir bas agrisi - dis agrisi....
Bazende pamuk sekeri gibi pespembe, yumusacik ve tatli...
Pamuk sekeri yemek icin bu agriyi cekecek miyiz yoksa, agrisiz pamuk sekeri yiyende var mi?

15

Sünger KIZ

Epeydir örgü iplerime hasrettim, aslinda vaktim olduda ben tembellik ettim sanirim.
Ama diger bloglarda örgü oyuncaklari gördükce örmeyi özledigimi farkettim, acayip özlemisim hemde:)
En son amigurumi Chen yapmistim ve bayagi oldu.

Bu defa öylesine birsey yapacagim diye ciktim yola, yani ne eserse, plansiz ve uyduruk olsun istedim :D
Pembe yumusacik ipligim vardi örmeye basladim, sonra onu dikdörtgen seklindeyken diktim, yüzünü isleyincede kolluk olur bundan diye gecirdim aklimdan, alternatifleri degerlendiriyorum güya :)

Sonra saksinin altinada koyulup süslü bir saksi olusturulabilirmis diye düsündüm.
Yahut bardak isitici, icecegimiz sogumasin, üsümesin diye :D

Neyse ben bunu dikeyimde oyuncaga cevireyim en iyisi dedim kizim uyurken.

Sac yaptim gelisigüzel, siyah kurdeleler taktim, hatta o fincanin icinde saklandigi resimde piercing var agzina dikkat ( kalpli bir piercingi var ondan saklaniyor göstermemek icin :D ).
Ama sonra cikardi sacina toka takti hanim hanimcik oldu :P

Kizim görünce sevindi yine her zamanki gibi, hatta hemen ardindan yine ör anne dedi.
Ismi ne olsun dedigimde, atti tuttu birseyler sonunda "bu SpongeBob anne" dedi.
Bende ama kizim bu sari degilki dedim, sadece köseli olusundan benzetti belkide :D
O öyle deyince aklima aslinda SpongeBob'un kiz versiyonu yapilabilir, degisik olur diye düsündüm, sacli falan :)

E buna Sünger Kiz diyeyim ben bari, kizimin yogun istegi üzerine :)
Bu oyuncaginda dünyaya gelisi böyle oldu i$te :)
Bu arada scrapbook teknigiyle resim ilk defa süslüyorum, hosuma gitti ama, bende modaya uyayim biraz :D
13

Dogu$tan Lidermi$im

Test falan filani severim.
Blog gezinirken bir tane yaptim az önce.
Baslik hosuma gitti, insanin nefsini gidikliyor biraz :P

Simdi aynen kopyaliyorum;

Doğuştan Lider

Başkaları sizi heyacanlı, havai, etkileyici bir kişiliğe sahip biri gibi görürler, hızlı kararlar alan doğal bir lider gibisinizdir.

Ama bu kararlar her zaman “en doğruları” olmayabilir.

Insanlar sizi güçlü ve riske girmeyi seven, birşeyi ikinci kere denemekten kaçınan, maceracı biri olarak görürler ve sizinle vakit geçirmekten hoşlanırlar.
Tam anlamıyla sosyal ortamların aranılan simasısınız.

Not: Ailem ismimi bosuna Sultan koymamis demekki :) Sizde yapmak isterseniz buyrun.
Birde bu yandaki kiz ayni Dilanur'a benziyor sanki :)
15

Yarim kalan PuZzLe

Bu Puzzleyi eski blogumda yaparken yayinlamisim (16.08.2006'da), sonra devam etmistim bayagi hatta üstten birkac sira kalmisti sadece bitmesine ve o sira bize misafir gelecekti sanirim, tamda hatirlamiyorum ama misafirle ilgili olduguna eminim, o nedenle yemek masasindan kaldirmistim, kutuyu oldugu gibi depo olarak kullandigimiz minik odamiza attim.
Demekki gelenler cok görüsmedigim biraz yabanci kisilerdi!
Yoksa normalde ortada kücük masamiz var onda yiyoruz biz hep.

1000 parca Puzzleden baslamak iyi degil bunu anladim, yani zorlaniyor insan, önce 500 parcadan baslanilsa iyi olur bence.

Gezerken cocuklar icin Puzzle gördüm ve hemen kizima almak istedim halbuki kizima göre zor henüz ama yinede almak istedim. 4 tane, her biri 25 parca ve ince tahtadan yapilmis bu puzzleler cok kullanisli kizim icin, yirtamaz :D

Simdilik cok sevdigini söyleyebilirim, iki gündür onu oynuyor, parcalari zorla birlestiriyor o kadar kuvvet harciyorki, yani uymayanlarida birlestirmeye cabaladigindan :D
Benim yardimimla az anliyor ama yinede tamamen yapmasi imakansiz henüz :)

Belki kizim az büyüyünce o bitiremedigimi ikimiz yapariz kizimla ve sonrada duvara asariz cerceveletip :)

Hic yapmamis olan var mi icinizde, bence deneyin belkide cok hosunuza gider :)
13

SeViMLi MüZiKLeR

Ipod ile müzik dinlerken bu yaziyi yazmak aklima geldi.
O an metroda Ismail YK romantik mi romantik söylüyordu... Düsündümde bana hic uymuyor bu sarki ama yinede seviyorum dedim, yani bazi sarkilar sözleri uymasada seviliyor, melodisiyle yahut bir sekilde sempatisiyle.

Birde insanin her müzigi dinlememesi gerektigini düsünürüm hep!
Yani insani karamsarliga sürükleyen bir müzik olmamasi lazim, belkide kulagimizdan girip bize negatif seyler birakabilir!
Ayrica dertli insanlar dinlerya hani öyle damardan falan, sonuc ne olurki?
Derdi daha depresir, rahatlamaz yani...

O anlarda aslinda pozitif, civil civil, güzellik birakan türden dinlemeliyiz ki ruhumuz acilsin :)

Bende simdi sizlerin begenerek dinledigi, seker, yumusacik, sevimli ve taptaze duygular katan parcalar varsa onlari ögrenmek istiyorum, öneri istiyorum yani sizlerden :)

Tv'de Türk kanalim olmadigindan yeni cikanlari bile ben yarim sene yahut bir sene sonra duyuyorum, nettende öyle müzik olaylarini pek takip etmiyorum.
Yabanci parcalarda olabilir tabiki ama özellikle Türkceleri soruyorum!

Birde müzikten konu acilmisken kulaklariniza dikkat diyorum!
Yani metroda gözüme takildida, artik mp3 playeri olmayan yok, herkesin kulaginda bir kulaklik, %60 oraninda.

Gazetede bir haber okudum burada, cok sesli bes yil günde en az 4 saat müzik dinleyen birinin sagir olma ihtimali %90, yani kesinlikle biraz yasi ilerleyince duymama sorunuyla karsilasirmis bu kisiler.

Ben genelde tek kulak dinlerim, yani diger kulakligi takmam kulagima, sesinide orta seviyede tutarim. Birde benim kulaklik sorunum var, kulagiman düsüyor cogu kulaklik, kulagimin ici kücük oldugundan uyan bir kulaklik bulamadim gitti, kulagin icine oturan ucuna dogru sivriler var ama bende onu sagliksiz buluyorum.

Hayatiniz rengarenk bir müzik gibi olsun :)
Back to Top