11

Arka Ta$

Eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış.
Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş.

Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ dan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir.

Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar.

Aşk, kendinden emin bir şekilde sorar; -Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım sen niye varsın ki bu dünyada?

Arkadaşlık cevap verir: - Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için...

Hiç bir zaman arkadaşsız kalmamaniz dileğimle...


Not: Mailime gelmisti ve cok hosuma gitti Arka-Tas tabiri :)
16

Konser sonrasi

Ayaklarim berbat agriyor, gözlerim sismis ve geride kalan isiltilari ..
Yani halim berbat :D

Ee konser sonrasi yorgunlugu bu olsa gerek, benim gibi hic yerinde durmayan biri icinde normal diyeyim artik!
Bekledigimden güzeldi :) Playback yoktu, canli söyledi Tarkan ama iyi ter akitti 1,5-2 saat sahnede.
Boyu uzunlar sagolsunlar önlerdeydiler bende cok topuklu giymedigime pisman oldum biraz, gerci giyseydimde ayaklarimi düsünemiyorum, simdi bile böyleyse...

En önlerden izledik ama yinede esim dayanamadi beni tepesine cikardi iyi göreyim diye :D
Tepeden net karsimda görmek güzeldi ama arada asagi indim esim yoruldukca ve yine ciktim :D
2. cikmamda falan karsilikli oynadik minicik.
3. esimin tepesindeykende " süpersin sen yaa" dedi bana söyledigi parca bitmis konusurken:D
Herkes o an döndü bana bakiyor :D :D
Ayy kendimide farkettirdimya 5000 kisiden fazla insanin icinde buna sastim sadece :D
Esimin omuzlarinda olmamdan dolayi birkac kez :P Sonra zaten bir görevli geldi yasakmis öyle dedi daha cikmadim.

Konserin yapildigi mekan cok güzel, piramit seklinde kocaman bir bina.
Konser bitimi Dj. ler devam etti calmaya...

Hee bu arada resimler nerde derseniz eger, arkadasimin makinasinda, onunki daha iyi cekiyor diye hep onunla cektik, bana gönderecek ilk firsatta, bende ekliycem.

Belki bir yazimi sadece resimlerle dolu birsey yaparim :)
22

Üniversite Yoluna Adim :)

Dogumgünüm bir hafta sürüyor demistim, güzel basladi ve güzelde devam ediyor cok sükür :)

Dün arkadasimla biraz gezindik, kayinvalidem aradi ve eve postacinin bir kagit biraktigini söyledi, merak ettim durdum. Hatta arkadasima dedim, "belki Üniversite'dendir cevap bekliyorumya hala, olumlu olursa bana güzel bir dogumgünü hediyesi daha olur".

Ama %20 ümidim vardi beni kabul etmelerine dair.

Bunu daha öncede belirttimmi bilmiyorum, ben taa 7 sene önceki girdigim sinav ÖSYM sinav sonuc kagidimla basvurdum. Normalde 4 yillik herhangi bir Üni.ye kayit yaptirip gecis yapiyor ögrenciler buraya Türkiye'den. Yani sadece kazanmak yeterli degil sinavi, en az 4 yillik kazanmak gerek hem. Benim puanim sadece baraj puandan biraz fazlaydi yani 2 yilliklar tutuyordu.
Üniversite sinavina 3 kez girdim :D
Ama hic dersaneye gitmedim ve hic özelden evde Üni. icin ders calismadim, abartisiz söylüyorum hic! Test kitabi falan bile satin almadim. Ee bu marifetmi hayir, sadece okul bilgilerimle baraj puani astigim icin ben kendimle gurur duyarimda hep :) O kadar dersaneye gidip yinede alamayanlarda var yani :P

Hatirliyorumda lise sondayken, üniversite sinavlarina yakin herkes rapor alirdi doktorlardan :DBen tek kisi oldugumu bilirim sinifta, sadece ben ve hoca :D
Hoca sonra sinifa örnek vermisti beni "bakin arkadasinizda sinava girecek ama yinede geliyor okula" diye :D

Benim umrumda degil miydi sinav? Tabiki umrumdaydi ama o kadarda illa bu olmali diye düsünmüyordum, böyle düsünmemin altindaki sebeplerde var tabii.Mesela abimin okumasi, kardesimin okuyacak olmasi. Yani birde ben yük olmamaliyim aileme gibi düsündüm sanki! Onlarda tek kizlarini uzaga okula gönderirlermiydi onuda bilemiyorum. (Gerci kocaya geldim taa Viyana'ya...)

Her sene girdim sinava yinede, 3. kez girdim ve nisanlandim, evlendim sonrada...

Buraya geldim Üni.ye basvurdum, alindimda ama gitmedim. Esimin dogru isi yoktu bile, yine yapamam, maddi yönden nasil hallederiz gibi düsündüm, kimsenin destek olacagini görmedim, göstermedilerde zaten!

Burada bir yil agir bir iste calistim ve anladimki meslek olmayinca ancak bu isler varmis, ben böyle calisamam kesinlikle ömürboyu diye düsündüm. Yani meslegim olmali!Bir taraflarimin eksik oldugunu gördüm, burasi sizliyordu...

Yazlari tatile gittigimde, bu konular acilinca ben aglardim hatta üniversite okuyamadim diye.

Annem hep der "buraya gelinde kizim ben cocuga bakarim sen okursun". Onlarda eminim biliyorlar benim bunu ne kadar istedigimi sonradan cok iyi anladilar.

Ve düsündümki, ben bu Üniversiteyi okumazsam hep ömürboyu icimde bir sizi kalacak ve hep bu konu acilinca ben agliycam! Yaa bu bir takinti gibi ayni, bu duygumu anlatamam!
Belki insan Üniversite okumadanda yapabilir, kendine iyi is bulabilir hadi sansina ama sadece is degil sebep! O ortama girmeliyim, basaramasamda en azindan denedim yapamadim derim. Ama hic baslayamadan hep geri dönmelerim beni bunaltiyor herzaman!

Iyice uzattim biliyorum konuyuda, ee nerden nereye getirdim yani :D

Iste kizim var, esim var, bir evim var sorumlu oldugum ama bu engel olmamali kesinlikle!

Ben bu hayalimi gerceklestirmeliyim!

Sonuc olarak, eve geldim ve o postanin Üni'den geldigini gördüm, bir bucuk ay önce yaptigim basvurum kabul edilmis :)

Yani siz farzedinki Türkiye'ye göre istedigim bölüme ve Üniversiteye yerlestirildim :)

Ama kac sene önceki sinav puanimla basvurumun kabul olmasi, bence burada evli olup yasadigimdan! Burada yasayanlar direk diplomayla girebiliyorlar cünkü, giris sinavi falan yok. Onlar icin en büyük zorluk diplomayi almak.

Viyana Teknik Üniversitesi bekle beni gelicem :P Önce bir almancam yeterli olup olmadigina dair dil sinavindan gecmem gerekmis, yetersizse kursa gönderiyor Üniversite beni.
Insallah yeterli olacak, biraz calisip ilk firsatta sinava giricem. Cünkü Mart ayinda dönem basliyor ve ben bir dönem kacirmak dahi istemiyorum.


Allah'ima cok sükürler, baslangicta birsey benim icin, devamida cok güzel gelir insallah!

Darisi tüm isteyenlerin basina :)

8

Takvim deyip gecmeyelim...

Artik takvim yapraklarini okumaya özen gösteriyorum cünkü güzel bilgiler oluyor, gecenlerde okuyupta begendigim seyleri sizlerle paylasmak istedim.

Hz. Ebu Zerr (r.a.) buyurdular: ''Yalnizlik, kötü arkadastan; iyi arkadas da yalnizliktan iyidir.''

Imam-i Gazali Hazretleri arkadasi üce ayirir:
''Gida gibi arkadas, her zaman lazimdir.
Ilac gibi arkadas, ihtiyac halinde lazimdir.
Hastalik gibi arkadas, hicbir zaman lazim degildir.''

Cafer-i Sadik (k.s.) Hazretleri: Bes kisiyle arkadaslik etme buyuruyor:
1- Yalanciyla; cünkü daima aldanabilirsin. Uzagi sana yakinlastirir, yakini da senden uzaklastirir.
2- Cimriyle; zira muhtac oldugun bir anda yardimini senden esirger.
3- Akmakla; zira sana menfaat vereyim derken zarar verir.
4- Korkakla; zira o seni ele verir. Tehlike aninda kacar ve seni yalniz birakir.
5- Fasikla (acikca günah islemekten cekinmeyen) ; zira o da seni bir lokma ekmege veya daha azina feda edebilir...

Resulullah Efendimiz (s.a.v.) söyle buyurmuslardir: '' Alti hasleti, güzel ahlaki islemeye devam ederseniz sizin cennete girmenize kefil olurum:
1- Konustugunuz zaman sadik olun, dogru söyleyin,
2- Va'd ettiginiz zaman va'dinizi yerine getirin,
3- Emanet olundugu zaman emanete riayet ediniz,
4- Namusunuzu muhafaza edin,
5- Gözlerinizi harama kapatin,
6- Ellerinizi haramdan cekin.''

'' Yorgunluk, agri, kaygi, keder, aci ve gamdan diken batmasina varincaya kadar Müslümana isabet eden her seye karsilik, Allahü Teala onun hatalarini örter.''
(Hadis-i Serif)
10

Gel, ne olursan ol yine gel!

Bugün biricik kanalim olan TRT Int'e baktim ve Mevlana'nin 735. vuslat yildönümü oldugunu gördüm.Onun hakkinda cok güzel seyler anlatildi, öyle etkileniyorki insan!
Böyle derinden bir ask, sonsuz bir sevgi...
Insanlarin mutlu olmadigi bu zamanda, mutlulugun formülü ise onun sözlerinde yatiyor!
Para ve makam hirsi yapmayan insanlar mutlu olurmus!
Bu konu itibariyle bende en azindan bugünün önemine Mevlana'dan güzel sözler eklemek istiyorum.

Sevgide güneş gibi ol,
dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
hataları örtmede gece gibi ol,tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol,her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün,
ya göründügün gibi ol!

*Topraktan biten güller solar gider, gönülden biten güller daimidir"
*Ayıpsız dost arayan , dostsuz kalır..

*Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.

*Dünya tuzaktır. Yemi de istek.İstek tuzaklarından kaçının.

*Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana,içinde inci vardır.

*Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.

*Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış, oysa önünde yüzlerce dağ var.
25

27 merhaba :)

Dün aksamdan basladi bir tuhafliklar, baktimki önüme keyif cayi, yaninda tatli ve börek,yanindada bir tane gül... Hepsi bir tepsiye özenle yerlestirilmis önüme gelmisti :) Sonra uyumaya gittik ve 12 civariydiki telefona msj...

Gerci ilk msj Türkiye'den geldi orada bir saat önce diger güne baslandigi icin, ex kankamdan, tesekkürler kendisine :)

Sabah kursa gittim geldim ve Pc üzerinde bir not, güzel sözcükler ve yaninda baska yere yönlendirme, sonra o yere bakiyorum baska kagit ve yine baska yere yönlendirme...derken 15 kagit sonrasi hediyeme ulastim :D Sevdigim ayakkabilar :)

Kayinvalidemde diyor "kipirdaniyordu evde ama o kadar kagidi hangi ara koymus" :D
Esime cok tesekkürler atraksiyonlu hediye verisi icin :) (Bu sekil hediye vermeyi benden alisti ama neyse).

Annecimde "iyiki varsin" dedi telefondan :) Babamda ayri msj yazdi.
Onlarada cok tesekkürler, sayelerinde iyiki varim :)
Diger dogumgünümü kutlayan tüm arkadaslara tesekkürler, sizler sayesinde güzel geciriyorum günümü:)

Bu yukarida gördügünüz biletlerde hediyedir esimden :P
20 Aralik cumartesi kizimi kayinvalideme birakip bir konser macerasi yapicaz bakalim, hep istedigim bir konserdi bu :) (Konser sonrasi belki ayrintilari yazarim).

Neden dogum günlerim dedim diye sorarsaniz buraya bir ugrayin derim :)
4

Istanbul'dan selam var :)

Bugün DHL kargosu kapimi caldi ve size paket var deyince, "ahhaa" dedim, "bu kesin Zeynep Melikedir". Cünkü en son o gönderiyorum demisti ve tahmin ettigim gibide cikti.
Mektup diyemiycem paket yollamis yüregi zengin arkadasim :)

Icinden cikanlarida hemen resimledim tabiki sevincle :)Kizim icin bir kitap ve süveter, benim icinse güzel bir esarp :)
Kizim bile ben acarken öylece icinde ne var diye nasil merakla bekledi.
Icinden cikan kitabi almakti ilk isi, bende anlattim ona "bunlari Zeynep abla gönderdi" diye. Bir süre sonra unutmus ismini, "anne bunu Elif abla gönderdi" dedi ve sonrada ismi yanlis dedigini farkedip "ablanin ismi neydi?" diye sordu :)

Onunda kizi var senin gibi dedim, bizde ona gönderelim mi mektup dedim, "Yumiyum gönderelim anne" diyor, yumiyumu cok severde kendisi sekerlemelerden :D

Teknoloji olmasa tanismayacaktik, iyiki varsin arkadasim!
Mektubun cok icten yazilmisti, sicakligini göndermissin pembe kagida yazarken :)
(Mektubun icinde kurumus gül bile vardi, esim bile bana böyle mektup yollamadi hee :P)
Birde tam dogumgünüme gelmesine ne dersiniz, ayarlamis gibi olmus ama tesadüf sanirim?

Ilk firsatta cevap yazicam insallah :)

Viyana'dan kocaman selamlar ...
21

PaPaTYaM

Kizimla ilgili uzunca yazmak istiyorum bugece :)
Kücük hanima hala buhar tedavisi uyguluyorum evde, kursuma devam ediyorum kizima kayinvalidem yahut esim bakiyor ben kurstayken.
Krese gitmiyor, hep evde ve yeniyildan sonrada ne yapariz bilmiyorum, belki kayinvalideme teklif edicez hergün gelip gitmeyi göze alirsa ve isterse!

Bu arada ilk vesikalik fotosunu yazmistim daha önce ve ikincisi geldi :) Yani krese fotografci gelmis, isteyen begenirse fotograflari satin aliyor, bende hemen aldim. Kizimin ikinci fotografcida cekilmis fotosu bu :)

Ona daha iyi anne-baba olmak icin kitap aldik yeni. Esim almancayi daha iyi anladigindan almanca bir kitap sectik, hem benim okumamda almancam icin iyi olur :)

Kitabin daha ilk sayfalarinda diyorki ; "Insanlar var ki paralari var cok seyi var ama mutlu degiller! Cogu insan mutsuzluga programlanmis gibi. Kücüklügünde bilmeden mutsuz olmayi ögreniyor ve hayati boyunca yasamini bu sekilde devam ettiriyor."

Bu satirlar cok hosuma gitti, mutsuz olmak icin ufacik sebep yetiyor bazen biz insanlara, halbuki her $er`de bir hayir olabiliyor! Bu kitapta aile mutlu olmali ki cocuklari mutlu olabilsin ana tema olmali, ben ilk sayfalarda öyle anladim.
Devamini okudukca altini cizicem hosuma giden faydali yerleri ve sizlerlede paylasirim belki.
Kitabin ismini vereyim : Das Geheimnis glücklicher Kinder ( Mutlu Cocuklarin SIRRI ).
Baska neler yapiyor, hmm....
Kizim sakiz cigniyor cok sükür yutmadan, bir aralar cok yutardi öyle öyle alisti.
Birde"annenin sakizindan ver " diyor. Ona cocuk sakizi aliyorum ben genelde sekerli ve pembe renkli ama hanfendi benim gibi naneli cigniycekmis "eksi seviyom" diyor :D
Banyo yapmayi cok seviyor, zorla cikariyorum kendisini :)
Ama kollarini falan ovdugumda pek hosuna gitmiyor, "ee kizim kirler nasil cikacak" diyorum falan azcik izin veriyor sonra.
Eskiden beri hatta ilk banyosunda bile kayinvalideme tembihlemistik aman anne suya yavas temas ettir, istemedigi sey olursa bekle acele etme..vs...vs. Ben kendimde hep dikkat ettim, hic basindan asagi su dökmedim mesela, sacini ayri yikardim tek elimde tutabilirdim o zamanlar minicikti. Büyüyüncede yukariya baktiriyorum o esnada sacini yikiyorum.
Sanki cocuklar gözüne su kacinca yahut aniden burnuna su cekince korkarlarmis gibime geliyor ondan belkide böyle davrandim hep ama bir yöndende iyi yapmadim, yüzmeye alismasi zor olabilir :)

Biraz kiskanc gibime geliyor, ben babasiyla yanyana olsam gelip araya girecek :D
Birde bu aksam arkadasim bizdeydi mesela, ben onunla ilgilenmeyeyim diye elinden geldigince lafimi böldü durdu, herzamankinden cok yanlarimda dolasti sanki, birde ilgi odaginin kendisinin olmasini istiyor gibi geldi bana :)

Simdilik kizimdan bu kadar, onu cok seviyorum ve bu siralar agiz aliskanligim ona hep "Papatyam" diye hitap ediyorum :)
2

Uykun var ama uyuyamiyorsan...

7-8 saatlik deliksiz bir uykunun sırrını söyle acikliyorlar: Yatmadan yaklaşık 1.5 saat önce mutfağa dalmak gerekliymis.
Bir deneyelim mi ne dersiniz?
Tabiki mutfaga girip her caninizin cektigini yiyinde demiyorlar bu uzmanlar.
Belirli yiyecekler varmis uykuyu saglayan ve bizi rahatlatan, uykuya hazirlayan.

Bu yiyecekler nelermis bakalim;

1- Muz: Bunlara sari posetin icindeki uyku haplari isminide verebiliriz yani, insani gevsetip uykusunu getiriyormus.
2- Papatya Çayı: Sakinlestirici özelligi oldugundan özellikle sinirliligin panzehiridir bu cay.
3- Ilık Süt: Icerisindeki bazi maddelerden dolayi beyni yatistirirmis ve rahat uykuya dalmanizi saglarmis.
4- Bal: Ilik sütünüze yahut bitki cayiniza bir cay kasigi ilave etmeniz yeterlidir.
5- Patates: Patatese sasirdiniz belki ama mideyi yormuyormus, mesela firinda pismis yahut püre halinde sütle birlikte.
6- Yulaf Unu: Bu da iyi bir uyku icin en iyi ilaclardan biriymis,bir serbetle karistirip icilebilir.
7- Badem: Kalp dostu bu yemislerden bir avuc dolusu yenirse kaslarin rahatlamasina neden oluyormus.
8- Keten Tohumu: Hayat ters gittiginde 2 kasik yemek yeterliymis,yogurtla yahut sütle, moral verici etkisi varmis
9- Kepek Ekmeği: Ince bir dilimi beyne ''uyku vakti'' sinyalini yollamaya yeterliymis.
10- Hindi: Bir dilim kepek ekmegi üzerinde kücük bir parca haslanmis et iyi gelecektir,rahatlatacaktir.

(Kaynak: RealAge Türkiye)

Not:Ben hangini denedim diye sorarsaniz, muzu denedim ve pek birsey anlamadim, yani kizimla ne derece mümkünse uyumak o kadar artik:) Papatya cayini biliyordum ve bazen icerim zaten.
33

Blogumu Sildim

Arkadaslar cogunun haberi yoktur ama düngece ben blogumu sildim evet yanlis duymadiniz!
Ama bilerek degil tabiki!
Yanlislikla blog nasil silinir bunuda benden ögrenin :D

Ee simdi blogumdayim bu nasil oluyor degilmi?
Bastan anlatayim ben simdi herseyi:

Ben Google hayraniyim bilirsiniz eklentilerini illa deniycem, giris sayfamda googledir hep!

Oradan bir eklenti eklemistimki Web sayfasiyla ilgili birseydi, onu begenmedim pek ve silemedimde, derken iste toptan silmisim Bloggerle alakasi yoktur diye düsünmüstüm ama oradaki toplam ne var ne yok hepsi icin gecerliymis silmek :S

Ben kaldim ortada, "gece gece al iste uctu gitti onca zamanlarimi verdigim yazilar, kizima hatira birakacagim günlükler..vs." diye diye saskinca ve üzgünce ugrastim bayagi.

Her türlü yardimlari aradim yine Google'den ve mailler yolladim sorunuma dair.
Hem Türk yetkililere hem Alman...

Ilk cevap Google Yardim Grubundan Merve Hanim'dan geldi bugün ve hemen halletti blogumu geri gönderdi bana :)

Kendisine buradanda cok tesekkürlerimi sunuyorum :)
(Soranlar olmus nasil aldin diye, Yardim Grubuyla irtibata gectim sadece onlar kendileri yapti, ben hicbirsey yapmadim! Sorun yasayan olursa Google'de "Google Yardim Grubu" yazsa bulur).

Bu arada bugün blogsuzluk nasilmis onu yasadim, moralim sifirdi.
Disciye gitmistim birde hem beton gibi durdum, o disime bakarken ben blogu düsündüm :D

Eger blogumu geri almasaydim yeni acmayacagimi biliyordum cünkü hevesim kirilirdi eski yazilar giderse...
Blog icime islemis meger farketmeden, esim bile anladi bunu gercekten bugün :D
Sanki bir arkadasimin ölüm haberini almis gibi hissettim kendimi!

Simdi tekrar buradayim ve yaziyorum :)
Blogum ve blogumun degerli ziyaretcileri her biri ayri renk katan güzel insanlar iyiki varsiniz :)

Aysima'ya da tesekkür ediyorum, blogumu kapandi okuyunca mail yolladi :)

Yazmaya devam :)
3

Siddete HAYIR!

Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi?, bir kaç gün dür bir fragman dönüyor tv de.

Şiddete hayır diyelim!

Önce bir genç kız koşuyor, ardından biri kovalıyor, herkes seyirci. Adam kızı yakalayıp, defalarca bıçaklıyor. İkincide yine aynı sahne ama çevrede bulunanlar kızı çembere alıyor.
Bundan sanırım 15-20 gün önce falandı Uğur İlhan'a rastladığımda tv de.
Bütün arkadaşlarım tenefüste oynarken ben duvarın dibine çöker, akşam annemin yiyeceği dayakları düşünürdüm. Evlendim aynı şiddete maruz kaldım diye anlatıyordu.

Şimdi Güneş Sığınma Evlerini kuruyor. Genç kız sığınma evleri bunlar.

Hepimizin yapacağı bir şey var.

Mesela sayfalarımıza logolarını koyup , bundan herkesin haberdar olmasını sağlamak gibi. Küçücük 5 ytl bile yardım. Yani hepimizin yapacağı bir şey mutlaka var.

Logoya tıkladığınızda sayfaya ulaşabiliyorsunuz.
12

Yamuk oturmalara son versem

Benim kendimde en sevmedigim seylerden biri bilgisayar basinda sekilden sekile girmektir.
Düzgün oturmayi hic beceremem, yani deniyorum ama ilk dakikada kendiliginden eski halimde buluyorum kendimi yine ve "offff" luyorum sadece.

Cünkü bu oturuslar yüzünden kollarimda, ayaklarimda agrilar cektigim oluyor uzun oturmussam yanlis sekilde.

Bu konuda yazilar okudum birazda yazmak istedim. Eminim benim gibileri vardir, belki daha beterleride var midir ki :S

Dizüstü bilgisayar taraftari hic degildim ama bu yüzden sirf bu yil cok düsündüm bilgisayarimi degistirmeyi, hala kafama uygun bulursam degisicem gercide...

Bileklerde bile bir damarin alti mi varmis, kalinlasiyormuymus neymis, yani hep ayni sekil mausun üstünde oldugundan zavalli bilegimiz...

Maus padlerinizi bilekli olanlardan almanizi öneririm yahutta bileginizin oldugu yere rahat bir minik inekcik koyabilirsiniz benimki gibi :) Yani basit bir önlem ama ise yariyor bayagi.

Birkac egzersiz gördüm onuda paylasmak istiyorum, özellikle boynumuza dikkat edelim, yoksa boyundaki damarlar beyne iyi kan gönderemiyormus ve buna bagli bir sürü sorunlar...

"Nerde hareket orda bereket" :)

Son olarakta netten bir iki öneri:

Eğer gözlük kullanıyorsanız sizin için doğru gözlük olup olmadığını kontrol edin.
Gözünüzün kurumasına izin vermeyin ve sürekli olarak kırpın.
Ara sıra ekrandan farklı bir yere bakarak konsantre olmaya çalışın.
Ekrana yakın oturmayın.
Monitörünüzü göz seviyenizden aşağı şekilde yerleştirin.
Ekranınızın renk ve parlaklığını ayarlayın ve öyle kullanın.
Çok parlak ve göz alıcı olmamasına dikkat edin.
Sık sık oturuş pozisyonunuzu kontrol edin. Dik oturun.
Birde benden bir tavsiye PC yaninda yesil yaprakli bir bitki bulundurun ve arada bakiverin, yesil gözlere cok iyi geliyormus!

Umarim birilerinin isine yarar bu yazim :) Ben bu konudan cok muzdaribim!
28

Ben bayrami yasamak istiyorum


Bir bayram daha geldi...
Bayram nedir?

Sevinc, nese, birliktelik, baris, cosku, yardimlasma, kaynasma, hediyelesme...vs. bir sürü güzel seydir bayram.

Ben gurbette yasayan biri olarak ne kadar bu sicakligi burada hissedemesemde, bir yanlarim hep eksik kalsada, cocugumun bayramlari görmesi icin elimden geldigi kadar bayram havasi katmaya calisacagim.

Ben herseye inat yepyeni bayramliklarimi giyicem, kizimada giydiricem ve bayramlasmaya gidicem. Birkac kiside olsa gidilecek yinede evde durup karamsar olmaktansa birseyler icin harekete gecmek en iyisi :)

Hepinizin bayrami kutlu olsun, sevdiklerinizle cok güzel zamanlar gecirin insallah!

"Cenâbı Allah'ın Arefe günü oruç tutanların ikinci ve daha sonraki yıllarının günahlarını örteceğini ümid ederim" (Müslim, Sıyâm, 1162)
7

KaRa Tirtil

Bir Kara Tirtil yaptim ve nasil ortaya ciktiginida yeni örgü bloguma (http://minigurumi.blogspot.com/2008/12/kara-tirtil.html) ekledim.
Daha yeni bir blog oldugundan pek dikkat cekmiyor o yüzden buradanda paylasimlarim hakkinda kisa özet geciyorum.

Bu arada MiniGurumi bloguma eski amigurumilerimi geciriyorum, bazilarinin resimlerini yeniden düzenliyorum, yani bu sayfadakiyle ayni degil.

Bu arada en son dedigim sizin icin birsey yapicam diye, o aklimda ama vakit darligi var gene bu siralar, bayramda giriyor bir yandan. Biraz daha ertelendi yani bu yapacagim.

4

Cocugunuzun müzige ilgisi varsa buyrun firsat!

Hu huuu duyduk duymadik demeyin :)
TRT çocuk korolarına sınavla eleman alinacakmis.

Ee cocugunuz müzige merakliysa TRT'den daha düzeyli güzel bir yer olur mu ?
Ben Türkiye'de olsam cocugumun yasi uygun olsa isterdim dogrusu :)

Koroya katılmak isteyenler için;

20-21 Aralık 2008'de İzmir'de,
27-28 Aralık 2008'de Ankara'da,
10-11 Ocak 2009'da İstanbul'da sınav yapılacak.

Sınavlara katılmak isteyenlerin 24 Kasım-19 Aralık 2008 tarihleri arasında nüfus cüzdanı, 2 vesikalık fotoğraf ve 1 YTL posta pulu ile Ankara, İstanbul ve İzmir radyoları müdürlüklerine şahsen başvurmaları gerekiyor. Mektupla yapılan başvuralar kabul edilmeyecek.

TRT çocuk koroları sınavlarına katılacak adaylarda, 2001 doğumlu olma, gelişmeye elverişli, kaliteli bir çocuk sesine ve bu eğitimi yürütebilecek yeterli düzeyde müzik kulağına ve belleğine sahip olma, koronun çalıştığı il sınırlarında oturuyor olma şartları aranacak.

Katilan olursa bana bildirsin merak ettim simdi :)

Basarilar :)
11

Hassaslik Zor

Bugün igrenc basladi bana.
Nedenini bilmiyorum neden öyle ama hissettiklerimi anlatayim.

Tranvayda önümde oturandan bir koku gelmesiyle basladi benim tiksinmem, sanki saclarindan böyle tipik, acayip rahatsiz edici koku geliyordu. Kilolu, orta yasli bir adamdi...5 duragi zor gittim yaa.

Bir yandan kendi kendime "bu koku sadece beni mi rahatsiz ediyor acaba, ben mi abartiyorum" seklinde düsündüm.

Sonra metroya dogru yürürken önümde cok kiloluca irice bir adam, seslice birkac kez hapsirdi ve zar zor yürüyordu sanki, hapsirirken o cikardigi sesler beni yine tiksindirdi.

Metroda karsimda duran yaslica bir adam, tirnaklari uzun uzun ve sarimsiydi, cok igrendim görünce...

Ve gazetede bir resimde, acik pembe gömlek, beyaz pantalonlu bakimli bir adam gördüm icim acildi ne kadar saf temiz gözüküyor diye, pozitiflik veriyor insana diye düsündüm.

Yaa ben cok cabuk mu igreniyorum ne! :S
Ama bu hosuma gitmiyor ve engelde olamiyorum.

Yani mesela yemek yerken böyle bir durumla karsilassam o an yemeyi birakiyorum istahim kaciyor. Tv'de izlediklerim bile istahimi kacirabiliyor bazen, böcek türü birsey görürsem ...

Ama bazilari direk yok sayabiliyor kendilerini rahatsiz eden seyleri, yani rahatsiz etmiyor daha dogrusu onlari.

Hassas olmak cok kötü yaa.
Hem duygusal olarak cok hassasim hemde tutum olarak.
Babam bana demek o yüzden "pamuk gibisin sende kizim yaaa" diye söylenirdi.
Babacim simdi nickimde zaten Kelebek Gibi, hassasligimida ifade ediyor zaten...
Kirli seyleri sevmiyorum, insanlarin kokmasini sevmiyorum!
Yollara tükürülmesinden nefret ediyorum, bugün adamin biri ayrica bunu yapiyordu, hemde kaldirimda durmus iyice ne var ne yok " öggg" .

Yaa farkettim simdi yazincada bunlar hem erkeklerdi!
Kadinlarda igrenc bir durum görmek daha az.
Ee erkekler kendinize az cekidüzen verin yani!

Kadinlari savunmuyorum burada, gördüklerimden bir istatistik varsayin i$te...
Daha cok temizlige ve centilmenlige davet ediyorum böyle olanlari!
24

Kizim 2,5 yasinda

Kizim hasta, off biliyorum hep hasta yaziyorum her ondan bahsettigimde...
Hasta ola ola cocukta usandi.
Öksürük ve atesti bir iki gündür ve bugün dayanamayip pazar falan dinlemeden hastaneye götürdük, doktor akut bronsit dedi.

Bronsit lafini duyunca, biz $ok tabiki. Yani babaannem senelerdir astim bronsit ve cekiyor, gitgide kötüye giderek...

Tabi bu alerjik bronsitmis kiziminki yani birkac haftaya güzel tedavi edilirse gecer dediler.
Evde kizima uygulamamiz icin bir alet verildi, ilac bir yere dökülüyor ve aleti calistirinca, buhari burnuyla cekecek icine, yani maske takili burnunda oradan ilacin buhari geliyor.
Cocugum öksürdükce durmadan bizim canimiz aciyor... Aile olmak böyle birseymis, sanki onun acisi bize batiyor igne gibi.


Neler yapiyor baska biraz aklima gelenleri yazayim.

Sac taramayi falan cok seviyor demismiydim. Saclarima evdeki tüm tokalari takiyor mümkünse, cikarirkende canimi acitiyor cekerek, kizim kel kalicam sayende diyorum, saclarimi kopariyor:D

Evde ev terligi giymeyi cok seviyor, kreste alistigi icin hep orada ayri ev ayakkabisi giymeye, ondan sanirim.
Sayilari sayiyor bayagi, hem türkce hemde almanca 20 ye yakin sayiyor. Bazen sirali bazen karisik kafadan atarak :D

Almanca cümle kuruyor, mesela birseyi yapmak istemeyince : "Ik kan nik" diyor :D "Aslinda ich kann nicht =Yapamam" cümle ama kizimin okuyusu kendine has :D
Ona tembih ediyorum bazen, bakicina böyle olursa böyle söyle, söyle olursa söyle diye, ögretiyorum güya. Mesela hasta olursan -ich bin krank=hastayim ,dersin dedim ve bunu hemen ögrendi, sordugumda söylüyor.

Bir cizgi filmde civcivden dinazor ciktigini görmüstü, o zamandan beri birseylerin icinden hep birsey cikacak diye örnek veriyor. Cogunlukla civciv cikacak diyor, bende gülüyorum o öyle deyince, o da gülüyor ve tekrarliyor.

Her sabah düzenli krese kalktigimizdan, ayni cizgi filmlere bakiyoruz giyinirken ve kahvalti ederken. Dora isimli sevimli bir kizin oldugu hayvanlari kurtardiklari cizgi film.
"did di diddi Doraaa, did di diddi Dora, super coole Doraaaa" diye sarkisi var baslarken onuda söylüyor :) Bu cizgi filmde cogu konusmalar almanca ama arada ayni kelimenin ingilizcesinide tekrarliyorlar, ingilizce ögretmek amacli yani bazi kisimlariyla.

Kizimin üst damakta 8 disi var, altta ise 9. yeni cikti ve simdi 10. cikiyor, ondanda atesi olmus olabilir belkide...Yani toplamda 18 dise sahip olmus olacak :)

Bugün amcasinin kizi 1 yasina giriyor ona gidecekti güya kizim, hediye bile hazirlamistik birlikte paketlemistik falan, ama nasip degilmis iste, hediyeleride bir sekilde ulastiricaz artik.
Dogumgünü bilincinde artik iyice, krestede bazi cocuklarin dogumgünlerini kutlamislardi zaten, "hepi bösdey uuu yuuu" diyor kizim bazen evde :D

Kizimin sabahlari saatin zilinden önce kalkmasini istemiyorum, bakiyorum daha yarim saat var kalkmama, saat 7 de dikiliyor ayaga yaaa, halbuki 9 a yakin evden cikiyoruz, 1 bucuk saat rahat yetiyor bize, gelde anlat.
Ben onu fermuarli tuluma yatiriyorum hala, kücüklügünden beri böyle yaptim hep ki gece üstü acilma sorunu olmasin diye ve cok memnunum.
Sabahlarida kalkinca aciyor fermuarini ve cikiyor icinde tulumun, bende ince üstü sabah ev serin diye mecbur kalkiyorum erken bile olsa...

Kizim burnunu karistiriyor bazen, özellikle gripken falan. "Kizim mendil vereyim ona sil" diyorum, "mendille cikmiyo anne" diyo birde :D

Birde kizim bu ay sonu tam 2 bucuk yasina girdi.

Bu defalik bu kadar...

Bir sonraki sefere cok güzel seyler yazarim insallah kizimla ilgili :)
15

MiniGurumi...o da neymis?

Ben gecenin bu vakti aniden böyle bir blog acmak istedim...
Aslinda cok kez bu girisimde bulunmustum ama geri adim atmistim hep, yani vakit ayiramamaktan korktugumdan belkide...

Ikinci bir blog olarak Amigurumilerime özel bir sayfa hazirlamak istedim.

Örgü severlerle oradan daha yakin görüsebiliriz sadece bu alanda, özel olsun istedim :)

( Baktim yapamiyorum hic belli olmaz kapatirim :D )
BLog ismine gelince, bu oyuncaklar genelde kücük oldugundan, Mini geldi aklima, ee bu teknikte Amigurumi ikisinin sentezi oldu yani isim.

Birde bende sevgili Hamarat Anne gibi yaptiklarima isim vermek istiyorum.

MiNiX
Bu da benim oyuncaklarimin genel markasi olsun, hadi hayirli ugurlu olsun, (sanki dükkan actim :D )
Ayy az daha linki unutuyordum :)


8

Diş Telleri hakkinda Yorumlar

Netten dis teli takmis kisilerin görüslerinden derlemelerle karsinizdayim :)
Bende telli biri olaraktan, farkli görüsler var mi diye merak etmistim ve paylasiyorum baska dis teli kullananlar ve kullanmaya baslayacaklar icin:

* 1 yıl taktığım ve insanın gülüşünü iğrenç kılan ama dişleri inci gibi yapan tıbbi malzeme.
* Dişleri bozuk kadınların hamileyken nasılsa çirkinleşeceği için kullanabilecekleri tel.
( Ilginc, yani hamile kadinlar cirkin mi oluyor, bence güzellesenlerde cok, zaten cirkinim o dönem diye teli o dönem mi taksin yani...)
* Gülmeyi unutturan nesneler. dudak içlerini de kevgire dönüştürür, teli çıkardıktan sonraki ilk hafta ağzınızın suyunu ve dudaklarınızı toparlayamazsınız. asitli içecekler içmek yasaktır. Yasağı çok ciddiye alıp 1 yıl kola içmeyen ben, doktorun "tamam iç ama abartma" sözlerinden sonra aldığım ilk yudumda gözyaşlarına boğulmuştum.
* Tedavi sonucu inci gibi dişlerinizle gülümserken çektiğiniz acıları aklınıza getirirsiniz. harika bir gülüşe sahip olduğunuzu düşünüp megaloman megaloman gezersiniz.
* Oldukça pahalıdır bu teller. mesela 2 sene tel ve 6 ay damaklık için 3000 $ demişti doktor, belki de kandırdı beni bilmiyorum.
* ilk takıldığı hafta "ağzımı bir daha hiç açmayacağım" dedirten bunun yanı sıra damaklarda derin hasar meydana getiren diş üzerine kutu şeklindeki tel plakaların yapıştırılması ve onun üzerine ince bir tel gerilmesi suretiyle oluşan malzeme.
* Pek çok muhabbete konu olan diş tellerinizin yanında bonus olarak gözlükleriniz de varsa ne ala. Her ne kadar her yemekten sonra tüm yediklerinizi başkalarına gösterme gibi bir durum yaratsa da, ayda bir kaç gün dayanılmaz acılar yaşatsa da özenle sevilmelidir.
Yine de doktorla pazarlıklar yapılır, çıkması için haftalar sayılır. ve sonra 3 yılın ardından bir gün çıkar o teller. Heyecanla aynaya konuşulur ama 3yıl önce denen o sözler yinelenir; "ağzımı bir daha hiç açmayacağım".
Her şey iyi hoştur ama geride kalan yılların alışkanlığı bu görüntüyü yabancılar, benimseyemez. şaşkınlığın yerini bir süre sonra hüzün alır. o gece yiten telleriniz için telli turnam şarkısını armağan edersiniz, yetmez, yazar çizersiniz, ne çok şey paylaştıınızı düşünürsünüz.
Henüz sizde bıraktığı boşluklar damağınızın içinde durmaktadır. Günler geçtikçe duruma alışırsınız. O olmadan da yaşabilirisiniz. sonra telsiz daha güzel olduğunuzu anlamaya başlarsınız.
Geçen günler biraz daha unutturur. Her şeye olduğu gibi bu duruma da alışırsınız...
(Bu cikma sonraki agzimda hissedecegim bosluk durumu beni simdiden yormaya basladi hee, ilk günler kalabalik var gibiydi simdi normal sonrada bosluk olacak elbet ama buna alistigim gibi onada alisacagim, alismaliyim :) )

* Gözlükle bir arada kullanıldığında (kızlarda) süper çekici bulduğum aparat.
( Gözlükle kullanmak neden öyle bir görüntü versin anlamadim ben)
* ilk zamanlar insanın kendinden nefret etmesine sebep olur. aynaya bakamaz hale gelirsin. inanılmaz ağrılar çektirir. Tam ağrılar geçti derken kontrol zamanı gelir ve ortodontistin yaptığı değişikliklerle ağrılar yeniden başlar. insanı yemek yemekten soğutur. Cünkü yediğin her lokma zehir olur. zaten erik, mısır, kola gibi brakete zarar verecek şeyleri yemek yasaktır.
(Ben elmada yiyorum, erikte, misirda yedim cok sükür hic kopmadida )
*Bu tellerle diş fırçalamak da ayrı bir zulümdür. 2 tane diş fırçası vardır. biri ara yüz fırçası, diğeri de ortodontik diş fırçası. Teller yetmezmiş gibi bir de bu fırçalara dünyanın parasını verirsin. Dişlerini fırçalamamak gibi bir lüksün yoktur çünkü fırçalamadığın zaman teller dişlerde leke yapar.
(Teller varken dis temizligi cok önemli evet, ben bu konuda bazen cok incelemiyorum ama tam temizleyince kendimi daha iyi hissediyorum)
* Hiç beklemediğin bir anda tellerinden ayrılırsın. Önce insanın içini bir hüzün kaplar. Aynada artık yabancı bir yüz vardır. Ama bu hüzün 1 hafta sonra geçer. Yeni görünümüne alışır ve mutlu mesut hayatına devam edersin.
(Bu duygulari yasamayi bekliyorum sabirsizlikla :) )
* Bu tedaviye mazur kalan diyeyim artık insanların belediye otobüslerinde,devlet daireleri nde,duraklarda ayakta bekletilmemesi,kdv vergilerinden muaf tutulmaları,ramazanda son pidenin bu insanlara verilmesi gerekmektedir.Cünkü çok acıyor,sosyal eziklik de cabası..
( Buna cok güldüm iste, fena olmaz gercektende :D )
* Mevcut duruma en kısa zamanda uyum sağlayan canlının insan olduğunu düşünürsek, alışmak en fazla kişinin 1 haftasını alıyor. Birde bu tellerin zayıflatma özelliği var. Eğer benim gibi tam kilo almaya başlıyorum oley gibi bir zamanda takmaya başlarsanız işte o vakit biraz yıkıcı olabiliyor bu durum.
(Aaa bende zayiflamak istemiyorum, simdilik ayniyim bakalim)
* Tedavi ilerledikçe dişlerinizdeki değişimi farkedersiniz ve bu mutluluk dile gelmez...
(kesinlikle öyle)
* Resmen dişleriniz eğitiliyordur. Yardımcı aparatlar sayesinde yürü diyince yürümeyi, dur deyince durmayı öğreniyordur. Tabi bu durumda asıl terbiye olan sizsiniz. Sabırlı olmayı en acı ama en etkili biçimde öğrenirsiniz.
(Bana iyi gelecek eminim sabirsizlik var biraz..)
11

Love is...

Ben bu " Love is "karikatürlerinin hayraniyim.
Eskiden beri cok severim, bayilirim.

Hala daha koca kadin oldum, burada günlük gazetede oluyor hergün okumadan kesinlikle gecmem :) Sevgi neymis hergün ögrenirim güya oradan :D (Sanki bilmiyoruz ne oldugunuda :P)
Bugün beni sasirtti ilk kez bu karikatür, sevgi bazen cehennemdir yazisiyla...

Ama sonra düsündümde "evet hakliii" dedim, beni sasirtan sadece orada hep pozitif seyler yaziyordu bunca zamandir. Sevgi hep iyi seyler oluyordu!

Sevgi deyince aklima geldi simdi, bugün metroda Türk bir gencin telefon konusmasina kulak verdim, cok sesli konusuyordu daha dogrusu.
" Abi yaa, sende hep böyle ugrasiyorsun arayi düzeltmeye sonra üzülüyorsun iste böyle, en iyisi kenara cek kendini biraz bekle, hanimin alismistir senin zaten cabalayacagina.." gibi laflar etti, telefondakine akil veriyor güya.

Vayyy siz erkekler böyle planli hareket edersiniz hee...Yani erkeklerden böyle seyler duymaya aliskin olmayan bana tuhaf geldi iste...
Amaan, biz kadinlar daha beteriz ona aliskinimda :D

Ahhh Ask, bize hep pamuk sekeri ver hemi :)
19

Seni mor elbiseli $ey :)

Örgüyü özleyince bir taneyle yetinmek olmaz degil mi? :)
Bende o nedenle en son ördügüm biter bitmez bir baskasina basladim hemen.

Kizim bazen krese evden oyuncakta götürüyor ve en son yolda Bunny kaybolmus, farketmedik bile nerede düstügünü.
Onun yerini doldurmaz tabiki ama bende bu oyuncagi örme geregi duydum.
Yani ben bunu tavsan niyetiyle basladim ama sonradan ayicik yapayim derken sonuc kediye benzedi sanki :D
Neye niyet neye kismet :)

Gece bitirdim ki sabaha kizima sürpriz yaptim :)
Ismini Mavi$ koyduk, kendisi 17 cm, elbisesini illaki mor istedi, modayada uyumlu yani bu minik sey :D

Bakalim bir sonraki oyuncak ne olacak, cünkü benim örgülerimde plan olmuyor bazen basladigim seyi yapmiyorum gördügünüz gibi :) Planli öremiyorum, elimdeki tig nereye götürürse beni :P

Vaktim oldugunda birsey daha yapicam, sizlere yönelik :P
Merak edin azcik :)
14

Film izlemek isteyenlere

Biliyorsunuz bazen izledigim ve begendigim filmleri öneriyorum, epey film izledim yine...

Bu yazimda üc tanesini sizlerle paylasicam.

Ilk film bir Kore filmi, film sessiz geciyor, ama sessizlige ragmen akici sekilde izliyor insan, duygusal, degisik ve sevgi dolu bir film.

Filmdeki basrol cocugun evi yok ve evde olmayanlarin yahut tatilde..vs olanlarin evinde durarak sürdürüyor yasamini, birgün böyle bir evdeyken bir bayanla karsilasiyor ve sonrasi hayati ona bagli olarak degisiyor, devaminida izleyinde görün :)
Bende netten izledim, BUYRUN.



Ikinci bir film ise Peri Tozu, filmde sevmedigim kisimlarda vardi ama masalimsi olmasi hosuma gitti, hayati baska bir yönden gösteriyordu sanki...


Ama yabanci bir masali film yapmislar gibi geldi bana.
Ama film bitince esimle kendime dönüp bakmamiz biraz sohbet etmemiz iyi oldu.
Birde filmdeki arkadaslik-kardeslik sevgisine hayran kaldim.



Ücüncüsü ise Angelina Jolie'nin basrollerini oynadigi Wanted filmi.

Ilginc konulari sevenler icin özellikle iyi bi film ama biraz kanli canli :P

Biraz daha anlatacak olursam, hali üreten bir fabrikadakiler, her halidan belirli bir sekilde isim cikariyorlar, örülürken ipin olusturdugu yanlisliklardan falan, bu isimdeki kisiyi öldürüyorlar sonra, devaminda dahada ilginc seyler oluyor tabiki...
Hareket sevenler izleyin mutlaka :)
18

Mutlu musun?

EGER SEN DE, ALLAH’A iNANARAK;

* Hayatin güçlüklerine katlanabilecek kadar iNANÇ,

* Gelecegin daha iyi olacagina inanacak kadar ÜMiT,

* Dogru bildiklerin için mücadele edebilecek kadar CESARET,

* Topluma, ailene, Islam’a faydali olabilecek kadar SAGLIK,

* Ihtiyaçlarina yetebilecek, zekâtini verebilecek kadar PARA,

* Baskalarinin daima iyi yönlerini görebilecek GÖZ,

* Çevrenizdeki insanlara yardim eli uzatacak kadar CÖMERT,

* Insanlardan karsilik beklemeden yapabilecegin iYiLiK,

* Hayatin zorluklarina karsi hayati ve insanlari kusatacak SEVGi,

* Yastik kadar yumuþak ve rahat bir ViCDAN,

* Dili, belini, kalbini, keseni ve gözünü haramdan saklayabilecek iRADE,

* Gördüklerinin, duyduklarinin düzelmesini bekleyebilecek kadar SABIR,

* Günahlarini, noksanlarini itiraf edebilecek kadar FAZiLET,

* En kötü halinde bile Allah’ dan razi olabilecek kadar SÜKÜR varsa,

SEN MUTLUSUN !!!
21

Kendimce evliligin tanimini yaptim sonunda...

Toplumlar ne farkli birbirinden...
Her ülkenin belirli gelenekleri, kültürü, inanclari..vs. degisik bir sürü kendine has özellikleri var.
Hepsi ayni olsaydida dünyanin bir kurulus amaci olmazdi, nasil ki herkesin iyi olamayacagi gibi...

Bunlari yazmak nerden mi esti?
Dün Almanca kursumdan biriyle gezindik, yemege gittik, sohbet ettik biraz..
Kendisi Filipinli.
Onlarinda Türklerle benzeyen yönleri var, mesela yaslilara büyüklere saygi konusunda, cok deger verirlermis! Saglikli beslenmeye deger veriyorlar, zaten hic kilolu bir Filipinlide görmedim simdiye dek! Kendilerine deger veriyorlar, birde belirli masaj teknikleri var cok kullaniyorlar, mesela bas agrisi icin ka$larin bitim noktalarina bir krem sürüp biraz masaj yapiyorlar, yahut ensede bir yere ani baski gibi birsey... sonra agri gitmis oluyor.
Benim gelmek istedigim konu baska ama...
Kadinlar bir araya gelince ne konusur en cok?
E$lerinden, evliliklerinden konusabilirler degil mi :)

Bende bu siralar biraz moralsizim bu konuda, acildim biraz kadina, icimden gecirdim ki bir yandan nasilsa yabanci, bunlarda dedikodu gibi birseyde yok, bir akrabaya, komsuya desen hemen dedikodu yahut birsey duyarsin arkandan!

Bundan sonra yabancilarla dertlesecegim hee :D

Evlilik yasamlarimizda daglar kadar fark gördüm, kiyasladik durduk.
Öyle rahat ki, esine istediklerini belirtiyor gerisi ona kalmis diyor, cok beklentili yasamiyor, o da istedigi gibi yasasin tabiki diyor, özgürlük veriyor bolca, " baska bir kadini zaten karsilayamazsin kocacim, kadinlar pahali" diyormus birde.

Kendime baktigimda gördümki, özgürlük kisitlama(farkinda olmadan), herseye karisma, cok beklentili yasama...vs.
Eslere annesiymis gibi davraniyoruz sanirim bazen, halbuki onlar bunu sevmiyorlar bunu esimden biliyorum.
Oldugu gibi kabullenmek gerek tamam ama bir insani yalanla, yahut kötü bir aliskanlikla nasil oldugu gibi kabul edilebilir? Belki ilk baslarda bu yönünü göstermemistir sonradan cikmistir...

Kadin -Erkek, ikisi farkli canlilar, ayni olamazlar tabikide ama birbirlerini bu yönleriyle tanisalar.

Türk kadinlari cok fedakarlar bence, tüm dünyada Türk kadinlari gibi erkegine deger veren yoktur!
Tabi deger veriyorum derken benimki az abartilmis oluyor gibi geldi bana.
Gercekten hatalarim var ve bunlari kusbakisi uzaktan kendime bakinca görüyorum!

Ama $u da varki Türk erkekleri kadinini cok üzüyor, dürüst olmuyor ve her hatayi yapmaya meyilli nasilsa affeder gibi...

Biz affediyoruz, inancli insanlar olarak Allah bile günahlari herseyi affedebiliyorsa biz neden affetmeyelim diyoruz, kati yaklasmiyoruz ama bu iyiligimizin degeri bilinse keske, bu bilinmiyor iste! Erkekler sonra hataya meyilli oluyor, ders almis olmuyor!

Yabanci kadinlar en ufak seyde bosaniyorlar, gerci artik bu konuda her yerde öyle olmaya basladi, insanlarin birbirine katlanma orani azaldi.

Ne olacak bu durumlar?
Bunun bir formülü var mi?
Bir kadin nasil mutlu olur?

Evliligin tanimini yaptim bende kendimce;
Bazen berbat, cekilmesi güc bir bas agrisi - dis agrisi....
Bazende pamuk sekeri gibi pespembe, yumusacik ve tatli...
Pamuk sekeri yemek icin bu agriyi cekecek miyiz yoksa, agrisiz pamuk sekeri yiyende var mi?

15

Sünger KIZ

Epeydir örgü iplerime hasrettim, aslinda vaktim olduda ben tembellik ettim sanirim.
Ama diger bloglarda örgü oyuncaklari gördükce örmeyi özledigimi farkettim, acayip özlemisim hemde:)
En son amigurumi Chen yapmistim ve bayagi oldu.

Bu defa öylesine birsey yapacagim diye ciktim yola, yani ne eserse, plansiz ve uyduruk olsun istedim :D
Pembe yumusacik ipligim vardi örmeye basladim, sonra onu dikdörtgen seklindeyken diktim, yüzünü isleyincede kolluk olur bundan diye gecirdim aklimdan, alternatifleri degerlendiriyorum güya :)

Sonra saksinin altinada koyulup süslü bir saksi olusturulabilirmis diye düsündüm.
Yahut bardak isitici, icecegimiz sogumasin, üsümesin diye :D

Neyse ben bunu dikeyimde oyuncaga cevireyim en iyisi dedim kizim uyurken.

Sac yaptim gelisigüzel, siyah kurdeleler taktim, hatta o fincanin icinde saklandigi resimde piercing var agzina dikkat ( kalpli bir piercingi var ondan saklaniyor göstermemek icin :D ).
Ama sonra cikardi sacina toka takti hanim hanimcik oldu :P

Kizim görünce sevindi yine her zamanki gibi, hatta hemen ardindan yine ör anne dedi.
Ismi ne olsun dedigimde, atti tuttu birseyler sonunda "bu SpongeBob anne" dedi.
Bende ama kizim bu sari degilki dedim, sadece köseli olusundan benzetti belkide :D
O öyle deyince aklima aslinda SpongeBob'un kiz versiyonu yapilabilir, degisik olur diye düsündüm, sacli falan :)

E buna Sünger Kiz diyeyim ben bari, kizimin yogun istegi üzerine :)
Bu oyuncaginda dünyaya gelisi böyle oldu i$te :)
Bu arada scrapbook teknigiyle resim ilk defa süslüyorum, hosuma gitti ama, bende modaya uyayim biraz :D
13

Dogu$tan Lidermi$im

Test falan filani severim.
Blog gezinirken bir tane yaptim az önce.
Baslik hosuma gitti, insanin nefsini gidikliyor biraz :P

Simdi aynen kopyaliyorum;

Doğuştan Lider

Başkaları sizi heyacanlı, havai, etkileyici bir kişiliğe sahip biri gibi görürler, hızlı kararlar alan doğal bir lider gibisinizdir.

Ama bu kararlar her zaman “en doğruları” olmayabilir.

Insanlar sizi güçlü ve riske girmeyi seven, birşeyi ikinci kere denemekten kaçınan, maceracı biri olarak görürler ve sizinle vakit geçirmekten hoşlanırlar.
Tam anlamıyla sosyal ortamların aranılan simasısınız.

Not: Ailem ismimi bosuna Sultan koymamis demekki :) Sizde yapmak isterseniz buyrun.
Birde bu yandaki kiz ayni Dilanur'a benziyor sanki :)
15

Yarim kalan PuZzLe

Bu Puzzleyi eski blogumda yaparken yayinlamisim (16.08.2006'da), sonra devam etmistim bayagi hatta üstten birkac sira kalmisti sadece bitmesine ve o sira bize misafir gelecekti sanirim, tamda hatirlamiyorum ama misafirle ilgili olduguna eminim, o nedenle yemek masasindan kaldirmistim, kutuyu oldugu gibi depo olarak kullandigimiz minik odamiza attim.
Demekki gelenler cok görüsmedigim biraz yabanci kisilerdi!
Yoksa normalde ortada kücük masamiz var onda yiyoruz biz hep.

1000 parca Puzzleden baslamak iyi degil bunu anladim, yani zorlaniyor insan, önce 500 parcadan baslanilsa iyi olur bence.

Gezerken cocuklar icin Puzzle gördüm ve hemen kizima almak istedim halbuki kizima göre zor henüz ama yinede almak istedim. 4 tane, her biri 25 parca ve ince tahtadan yapilmis bu puzzleler cok kullanisli kizim icin, yirtamaz :D

Simdilik cok sevdigini söyleyebilirim, iki gündür onu oynuyor, parcalari zorla birlestiriyor o kadar kuvvet harciyorki, yani uymayanlarida birlestirmeye cabaladigindan :D
Benim yardimimla az anliyor ama yinede tamamen yapmasi imakansiz henüz :)

Belki kizim az büyüyünce o bitiremedigimi ikimiz yapariz kizimla ve sonrada duvara asariz cerceveletip :)

Hic yapmamis olan var mi icinizde, bence deneyin belkide cok hosunuza gider :)
13

SeViMLi MüZiKLeR

Ipod ile müzik dinlerken bu yaziyi yazmak aklima geldi.
O an metroda Ismail YK romantik mi romantik söylüyordu... Düsündümde bana hic uymuyor bu sarki ama yinede seviyorum dedim, yani bazi sarkilar sözleri uymasada seviliyor, melodisiyle yahut bir sekilde sempatisiyle.

Birde insanin her müzigi dinlememesi gerektigini düsünürüm hep!
Yani insani karamsarliga sürükleyen bir müzik olmamasi lazim, belkide kulagimizdan girip bize negatif seyler birakabilir!
Ayrica dertli insanlar dinlerya hani öyle damardan falan, sonuc ne olurki?
Derdi daha depresir, rahatlamaz yani...

O anlarda aslinda pozitif, civil civil, güzellik birakan türden dinlemeliyiz ki ruhumuz acilsin :)

Bende simdi sizlerin begenerek dinledigi, seker, yumusacik, sevimli ve taptaze duygular katan parcalar varsa onlari ögrenmek istiyorum, öneri istiyorum yani sizlerden :)

Tv'de Türk kanalim olmadigindan yeni cikanlari bile ben yarim sene yahut bir sene sonra duyuyorum, nettende öyle müzik olaylarini pek takip etmiyorum.
Yabanci parcalarda olabilir tabiki ama özellikle Türkceleri soruyorum!

Birde müzikten konu acilmisken kulaklariniza dikkat diyorum!
Yani metroda gözüme takildida, artik mp3 playeri olmayan yok, herkesin kulaginda bir kulaklik, %60 oraninda.

Gazetede bir haber okudum burada, cok sesli bes yil günde en az 4 saat müzik dinleyen birinin sagir olma ihtimali %90, yani kesinlikle biraz yasi ilerleyince duymama sorunuyla karsilasirmis bu kisiler.

Ben genelde tek kulak dinlerim, yani diger kulakligi takmam kulagima, sesinide orta seviyede tutarim. Birde benim kulaklik sorunum var, kulagiman düsüyor cogu kulaklik, kulagimin ici kücük oldugundan uyan bir kulaklik bulamadim gitti, kulagin icine oturan ucuna dogru sivriler var ama bende onu sagliksiz buluyorum.

Hayatiniz rengarenk bir müzik gibi olsun :)
15

Önemli 2 $eyler...

İnsanı iki şey öldürürmüş:
1- Sevmediği insanın silahından gelen mermi
2- Sevdiği insandan gelmeyen ilgi

İki şey "Kalitesiz insan" 'ın özelliğidir:
1-Şikayetçilik
2-Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2-Karşısındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller:
1-Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2-Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür:
1-Demagoji (laf kalabalığı)
2-Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı “Nitelikli İnsan” yapar:
1-İradeye hakim olmak
2-Uyumlu olmak

İki şey “Ekstra Değer” katar:
1-Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2-Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek


İki şey geri bırakır:
1-Kararsızlık
2-Cesaretsizlik

İki şey kaşif yapar:
1-Nitelikli çevre
2-Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1-Baskın yeteneği bulmak
2-Sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır:
1-Ustalardan ustalığı öğrenmek
2-Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1-Niyetin saf olması
2-Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır:
1-Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2-Hayata ve her şeye yeni (özgün,orijinal,farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek.

İki şey gelişmeyi engeller:
1-Aşırılık (mübalağa,abartı,ifrat,tefrit)
2-Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir:
1-Tebessüm (gülümseme)
2-Sükut (susmak)

İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1-Anne
2-Baba

İki şey geri alınmaz:
1-Geçen zaman
2-Söylenen söz

İki şey gerçek sondur:
1-Cennet
2-Cehennem

İki şey ulaşmaya değerdir:
1-Sevgi
2-Bilgi
16

Ne Dönemmis Bee!

Kizim büyümeye hizla devam ediyor :)
Suan ben bunlari yazarken o yine hasta, öksürük ve atesi var biraz.
Kresten birinden gectiginede eminim, cocuklardan bazilari hapsiriyordu bol bol kizimi birakirkenleri...
Ben hastayken götürmüyorum ki baska cocuklara gecmesin diye ama herkes bilincli degil! Benimde mecbur birakmam gerekiyor ama birini buluyorum hastaysa ve evde birakiyorum kizimi!
Neyse konum bu degildi, biraz onun gelisiminden yazmak istiyorum cok oldu yine...
Bazi blogcu arkadaslardanda okuyunca normal bir dönemdeyiz diyorum, hani bu 2 yas sonrasi dönemi cocuklar tuhaf oluyorya ergenlikteki gibi :)

Kizimda bayagi asabi ve yabani mi desem, yani insanlarin en ufak seyine kizabilir bazen sevmek isteseler bile. Bazen kizinca agzini acip "hrrrr" sesler cikarip kükrüyor resmen aslan gibi :D
Sinirlendigini gösteriyor güyaaa!

Bazen birseyi yapamazsa, sapkasini takamazsa mesela hirliyor ve eline alip isiriyor onu :D
"Allaaah, bu kiz simdi böyleyse büyüyünce nasil olur" diyede bayagi telaslaniyorum yani!

Bu aralar bana daha yakin sanki, kucagimda oturmayi seviyor.
Hic kucak cocugu olmadi kendiside, yani yapmadik, kucagimiza almadik alismasin diye.
Tv bakarken falan oturuyor ve yumusuyor kucagimda :D
Benimde cok hosuma gidiyor tabi kucagimda onun dagilmis erimis hali :D

Ben az kaslarim catik olsa, yahut kizgin olsam, " Anne üzüüülmee" diye söyleniyor bana.

Bazen gelip pat diyede vuruyor ve ben kiziyorum. Vurmak iyi degil diyede anlatiyorum ona ama bir anlik o da istemeden yapmis gibi oluyor sanki!

Kresteki arkadaslarinin isimlerini sayip duyuyor evde.
Birde sikayetlerini anlatiyor; " Bu bana bunu yapti, su sunu yapti ".
Bazi durumlarda nasil davranacagini bilmiyor, mesela biri biberonunu alsa icse, aniden geri almazda biraz düsünür diye düsünüyorum, yani "niye aldi, verecekmi" gibi!
Konusmalarindan, anlattiklarindan bunlari seziyorum.

Esimle sinemaya gidelim dedik bir gece, kayinvalidemle kalmak istemedi kizim, agladi diretti biraz, bende anlattim durdum kisa bir süre sonra gelecegimizi, bayagi bir süre sonra pes etti aglamadi. Babasinin gitmesine itirazi hic yokta, benden ayrilirken biraz sorunlar yasiyoruz kres haric, babaannesiyle babasiyla duracaksa falan.
Bensiz yapamiyor bu kiz ama en cokta beni yipratiyor, esyasi gibi kullaniyor!

Kestane cok seviyor bende bol bol yedirmeye calisiyorum hem evde yapip hem yollarda pismis satilanlardan...
Düzenli süt icmiyoruz, benim sucum biraz her aksam hazirlamiyorum, meyve sularina, papatya cayina cok aliskin, kizida bitki cayci yapicam bu gidisle :)

Almanca ögrendigi kelimeler var kresten ama Yugoslav bakicilarindan yugoslavcada ögreniyor maalesef! Evde nemo braje mi öyle birseyler deyip duruyor.
Ben almancayi güzel ögrenmesini istiyorum orada, kendi dilleriyle konusuyorlar demekki cocuklarla! Ilk firsatta cocugumu buradan alicam zatende!

Ahh Allah'im kizima uygun bir kres cikarsan karsima aklim onda kalmasa!

Cicekci önünden gectigimiz zaman babasindan hemen bir tane cicek almasini istiyor :) Babasida "ayni sana cekmis" diyor, bir bana bir ona aliyor, demet demet olmasada bize birer tanede yetiyor :)

Son zamanlarda saclarini cok tarar oldu bizim kiz :D Becerebilse birde... Benim saclarimi yapmak istiyor, oturuyorum haliya, kac tel sacim gidiyor kimbilir, acitmasa birde cok iyi olacakta, tokalari takiyor alirken sündürerek cekiyor bazen. Tokalarini yayiyor evin icine, hergün toka topluyorum, vermeyeyim diyorum ama illa istiyor!
Simdilik bu kadar olsun bakalim, daha neler neler vardirda yazacak, bu saatte ancak bu kadar gelir akla :)
11

Konya'dan Haber Vaaar :)


Ayse'cim mektubunu aldim ve cok tesekkür ediyorum gül resimleriyle dolu güzel mektubun icin, aslinda cok sevinemedim aldigim gün; tam postalarimi aldim merdivenden ciktim ve hirsizin evimize girdigini ögrendim i$te!
Bir süre sonra evden ciktim, az hava alayim hemde mektubunu okuyayim diye, cok iyi geldi mektubun o anda.
Asudeyle tokaya verdiginiz isimler beni cok sevindirdi :)
Asude az daha büyüsün Dilanur ablasiyla tanistiririm onu MSN'den falan :P
Düsünsene cocuklarimizinda birbirleriyle yazistiklarini ileride, ne güzel :)

Biliyor musun kendime bir kutu alicam ve bunu mektup kutusu yapicam...
Yani bundan sonra devami gelecege benziyor mektuplasmalarin :)
Yeni arkaslarda katilabilir bu mektup yazma kampanyasina :)
23

Kötü Rüya Görmekten Korkuyorum

5 yil önce yine bu zamanlar, esim askerdeyken ve ben daha kayinvalidemle otururken herkesin isi oldugu bir sabah eve geri dönüste darmadagin bir evle sarsilmistik...Tüm altinlarim calinmisti, tek kalan kulagimdaki altin küpeydi.
Herseyde hayir vardir elbet...

Gecen haftalarda hirsizlikla ilgili bir rüya gördüm...
Kapimizi sökmüslerdi..vs rüyamda, esimede anlattim ne tuhaf diye.
Sonra bir gecede o eski hirsizlik olayi aklima düstü yine ve esimde iste oldugundan beni korku sardi, tikirti duysam komsulardan kalkip iceri kontrol eder oldum, korkuyla uyudum o gece...

Persembe(6 Kasim) kurstan geldim, merdivendeyim esim ariyor benden 10dk. önce gelmis.
Bende bana sürpriz yaptin hee dedim, sevinerek merdivenden ciktim hatta asansörü beklemedim.

"Eve girmisler" dedi, ben inanmak istemedim.

Cünkü bunun rüyasini ve korkusunu cekmistim ben birkac gün öncesi...

Benim rüyalarim cogunlukla cikiyor :( Kötü rüya görsem o yüzden hemen telaslaniyorum ne olacak diye, cok oldu bu zamana dek bana rüyamda görüp basima gelen seyler...
Yatak odasi dagilmis, birazda oturma odasi...

Kizima ait birkac bilezik ve künyeler vardi büyüyünce ona verecektim hic ellemiyordum onlari, birde annemin hic altinim yok diye bana aldigi 3 bilezik... Ben altin kullanmayi sevmem ve almamda, iyikide sevmiyorum onlarda beni sevmiyor hic durmuyorlar...
Kizimin altinlarina üzüldüm sadece...
Simdi ben yine bir süre bu olayin etkisinde kalirim ve korkarim, esimde geceleri calisiyor bazen...
Esim daha iyi bir kilit takti ama yinede kendimi güvende hissetmiyorum hic!

Ya biz evde olsaydik, böyle bir durumla kizimla ne yapardim..
Yani iyiki biz yokken olmus diyede sükrediyorum.

Ama bunu yapanlarda eminim evden ciktigimizi görmüslerdir, birde ben kizimla her sabah ayni saatte cikiyorum evde kimse olmuyordu, bazen esim oluyor ama o günde o erken calisiyordu iste.
Hirsizlik 2. kez böyle sarsti beni manevi yönden, yoksa maddi yönü önemsemiyorum.

Birde yasadiklarimdan edindigime göre, hirsizlar en cok yatak odasini ariyorlar, aman degerli esya varsada ummadik yere koyun, mutfaga kullanmadiginiz tencereye koyun yahut herhangi evin baska odasina!
Birilerinin benim evimin icinde gezindigini bilmek rahatsiz edici, pis ayaklariyla bastiklarini bilmek...Cantalarima bakmislar birinin fermuari takilmis tam acamamis heralde, elime aldim ve, bu fermuari o kisi elledi dedim ve bende elledim düzelttim.

Merak ediyorum nasil insanlar, belki diger tarafta tanisirim kendileriyle...
13

Pratiklik ne güzel :)

Sizlere begendigim ve beni ilgilendirenlerinden sectigim birkac pratik bilgi yaziyorum.
Umarim isinize yarar!

- Eğer cildiniz kuru ise bir muzu ezin, içerisine bir çay kaşığı bal veya bademyağı karıştırıp yüzünüze sürün. Bir kaç dakika bekleyip ılık su ile yıkayın.

- Eğer ayaklarınız çok hassas ise, sıcak havalarda şikayetleriniz artıyorsa, her sabah bir kaç damla zeytinyağı ile ovalayın.

- Dirsek ve topuklarınızın sertleşmesini istemiyorsanız, bir dilim limon ile ovun. Böylece yumuşacık olacaklardır.

- Bir büyük soğanı rendeleyin ve orta boy bir bal kavanozuna koyup iyice karıştırın. 48 saat bekletin, şurup haline geldiğinde öksürüğü ve soğuk algınlığı olan hastaya sabah akşam bir çorba kaşığı içirin. Soğanın içerdiği yağlar öksürüğü durduracaktır.

- Bisküvileriniz yumuşamışsa onları birkaç dakika fırınlayın.

- Fırında patates yapmadan önce , 10-15 dakika haşlayın ve çatal ile delin. Daha kolay pişecektir.
- Buz kalıplarınızı su ile doldurmadan önce bölmelere portakal, limon ve dilediğiniz meyve parçacıkları yerleştirirseniz dekoratif buzlar elde etmiş olursunuz.

- Ütü yapmayı kolaylaştırmak ve süreyi azaltmak için ütü masasının kılıfının altına alüminyum folyo koyun. Sıcağı geri yansıtacağından ütü yapmak daha kolay olacaktır.

- Çekmeceleri içini boşaltmadan temizlemek istiyorsanız, elektrik süpürgesinin ucuna ince bir çorap geçirin.

- Tahta kaplarınızı suyun içerisinde bekletirseniz çatlarlar. Bunu önlemek için kullandıktan sonra bekletmeden yıkayıp, kurulayın. Böylece tahtaların bozulmalarını önlemiş olursunuz.

- Mobilyaların yerlerini değiştirdiğinizde halıların üzerinde iz bırakır. Bu izleri yok etmek için izlerin üzerine bir parça buz koyun ve erimesini bekleyin. Daha sonra üzerinde elektrik süpürgesini gezdirin. İzden eser kalmadığını göreceksiniz.

- Evinizde hayvan besliyorsanız ve bunların tüyleri koltuklarınıza, kanepelerinize bulaşıyorsa elinize yapışkan bir bant sarın ve tüylü olan yerlerde gezdirin.

- Elbisenize sakız yapışırsa, naylon torbanın içerisinde buzluğa koyun. Bir saat bekletin ve çıkartın. Kolayca çıkacaktır.

- Fermuarlı giyeceklerinizi çamaşır makinesine koymadan önce kapalı olup olmadığını kontrol edin. Açıksa zedelenebilirler.

- Satın aldığınız plastik ve cam eşyaların üzerine yapıştırılan etiketlerden kurtulmak için etiketin üzerine yemeklik margarin sürün ve 15 dakika bekletin. Bir bez ile ovalayıp yıkayın. Üzerinde hiç bir leke ve çizilme oluşmayacaktır.

- Satın aldığınız kahveyi taze saklamak istiyorsanız cam kavanoza boşaltıp içine iki adet kesme şeker atın. Ağzını sıkıca kapatın. Kahvenin taze kaldığını göreceksiniz.

- Kötü kokan spor ayakkabılarınızın içerisine biraz bikarbonat koyun ve bir gece bekletin. Sabahleyin silkeleyin. Kötü kokulardan eser kalmayacaktır.

- Lambalarınızın üzerine kullanmadığınız kokularınızdan veya biraz vanilya sürerseniz, lambalarınızı yaktığınızda mis gibi koku yayılacaktır. (Fazla sürülmez.)

- Kızartma kokularının bütün eve yayılmaması için yağın içerisine bir iki dal maydanoz atın.

- Yoğurttan daha fazla yararlanmak istiyorsanız suyunu atmayın. Yoğurdun tüm mineral ve vitaminleri bu suyun içinde bulunmaktadır.

- Yaptığınız böreğin kıvamında pişmesini istiyorsanız fırına koymadan önce birkaç saat buzdolabında bekletin. Böylece çok daha lezzetli olacaktır.

- Kesilmiş ve açık havada kalmış soğan zararlıdır. Kullanmadığınız soğan parçalarını saklamayın.

Ailem

11

10 Maddeyle Uyku Adabi

Herseyin bir yolu yordami var.
Yani öyle yapildiginda daha anlamli ve güzel...
Nette bazen arastirip bilgi denizinde ufak tefek okudugum oluyor.
Ufak tefek diyorum cünkü cok okuyan biri degilim bildiginiz üzere, en kötü yönümde bu sanirim!
Anlatmak istedigim konuya geleyim en iyisi :P
Uykunun Adabi nedir desem size?
Yani böyle bir adap var midir ve neden gerekli ki?
Hayatta öyle incelikler ve karsiliginda gelen güzellikler varki...Biraz genis bakmak lazim herseye. Bir maddeye bakarken bile atomlarini görmek icabinda diycem abartmis olucam tamam :D
Sorularimi kendim cevaplayayim :)
Uykunun adabi var evet, neden var, cünkü günümüzün 3'te biri uykuda geciyor ve gafletle gecmemesi icin uyku zamaninida degerlendirmek lazim degil mi :)
Yani öyle rastgele yataga girip uyumak dogru degil!
Maddeler halinde siralayalim :

1- Yataga abdestli girmelidir, Hadis-i Serifler'de de belirtilmistir bu :
(Abdestli yatanın ruhu Arşa yükselir ve gördüğü rüyalar doğru olur. Abdestsiz yatanın ruhu yükselmez, gördüğü rüyalar, karışık olur, doğru çıkmaz.) [İ. Gazali]
(Abdestli yatan, gece ibadet eden ve gündüz oruç tutan kimse gibi sevap kazanır.) [Hakim]

2- Misvakla disleri temizleyip sag yani üzerine kibleye karsi yatmak sünnettir.( Günümüzde fircaylada fircalayabiliriz ama misvagin ayri faydalari var bu baska bir yazi konusu olsun ).

3- Borclari, önemli isleri, hayatta iken yapamadiklari, kazaya kalan namaz ve oruclari olan kimseler vasiyet yazmadan yatmamaliymis! ( Bunu hic düsünmemistim, aslinda cok güzel bir düsünce cünkü sabaha cikacagimizi bilmiyoruz ve ölürsek isteklerimizi ögrenmis olurlar geride biraktiklarimiz ve bizim icin yaparlar birseyler belki! Hangimizin var vasiyeti?)
4- Günahlarina tevbe edip uyumali insan! Birde yarin baslayacak gün icin herkese iyilik yapacagina, fenalik yapmayacagina niyet etmeli.

5- Iyice uyku gelmeden yatmamali, kiymetli hayatimizi uykuda harcamamaya calismaliyiz, yani yeterince uyumaliyiz fazla degil.

6- Yatarken Ayet el Kürsi, üc ihlas bir Fatiha ve Felak - Nas süreleri okunmali ki her türlü kötülüklerden korunmak icin.

7- Uykunun bir nevi ölüm, uyanmaninda dirilmek oldugu düsünülebilir.
Hazret-i Lokman, oğluna (Oğlum, ölümden şüphen varsa, uyuma! Uyumak mecburiyetinde kaldığın gibi, ölmeye de mahkumsun. Eğer dirilmekten şüphe ediyorsan, uykudan uyanma! Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin) buyurmuştur.

8- Seher vakti kalkmak berekettir! Eski ninelerimiz hep öyle yaparlardi zaten degil mi! Erkenden camlari acarlar ve evin icine bereketi doldururlardi.
"Sabah uykusu rizka manidir" diye bir Hadis var, yani sabah özellikle günes dogarken uyumak iyi degil. En iyisi aksam erken yatmak ve sabahta erken güne baslamak sanirim imkan oldugu sürece tabiki!
İbni Abbas hazretleri, sabah vakti oğlunu uyur görünce buyurdu ki: (Oğlum, rızıkların dağıtıldığı saatte uyunur mu? Bu saatte uyumak, tembellik alametidir, unutkanlığa sebep olur.) [Şir’a]

9- Tok karnina uyumamaliyiz!Yatana dek biraz ara gecmis olmali yemekten sonra.
Bir Hadis-i Serif'te " Tok karnina uyumak kalbi katilastirir " demis Peygamberimiz ki günümüzde kalbi kati insanlar öyle cokki!

10- Benim önceden yaptigim bir hata, yüzükoyu uyumamak. Yani gövdemiz üstüne uyumamak.
Ben böyle uyumayi cok severdim, yani aliskanlik olmustu sanki öyle cok rahat gibi, sonra cocukken bunu duymustum ve o zamandir hep sag tarafima yatmaya calisirim.

Peygamber efendimiz, yüzükoyun yatan birine, (Kalk, bu yatış, Cehennem ehlinin yatışıdır) buyurdu. Yüzükoyun ve örtüsüz yatan birine de, (Bu, Allahü teâlânın hiç sevmediği bir yatış şekli) buyurdu.
Kim cehennem halki gibi yatmak isterki, kimse istemez sanirim...

Benden paylasmasi, isteyen istedigi gibi yatar tabiki :)
31

Blogculuk Hayatim 4 yasina girdi :)

Blogumda hic yildönümü kutlamadim.
Bir zamanlar hamileyken yine bir Ekim ayinin sonunda blogum dünyaya gözlerini acmisti :D

O zamanlar ben saskin ördek gibiydim, neyi nasil yapsam etsem, ne yazsam...

Hamilelik günlüklerimin disinda birsey yazmazdim hayatimdan, gerisi kopyala yapistirdi.

Zamanla bende kendi tarzimi yakaladim, ilgilendigim alanlardada yazmaya basladim, kopyala yapistiri unuttum, yani cok begendigim yahut duyurmak istedigim birseyse belki öyle.

Eskiyle yeni arasinda cok fark var blogumda, daha reale cevirdim kendimi, önceden daha gizli kisilik olarak dururdum.

Blogum 3 yasini doldurdu ve 4'e adim atti :D
Tabiki hep Blogger'da degildim, toplam blog hayatimdan bahsediyorum.
Zaten eski blogumdaki günlüklerimide tasiyamadim daha, sonra hepten yok edecegim orayi o nedenle.
Sizlerin güzel yorumlari olmasa bu kadar yazarmiydim bilmiyorum!
Ama ilk günki gibi her yorumda yine ayni heyecanla aciyorum, kim acaba ne yazmis diye :)

Ünlü olmak degil amacim, iyi arkadaslar edinmek, kendimi rahatlatmak, birseyler paylasmak, birseyler ögrenmek ayrica sizlerden...vs.

ilk baslar yorumlariniza cevap yaziyordum ve sonradan kizimla birlikte vakit azligindan cvp yazamaz oldum. Bloglari gezeyim, birde yazi yazayim derken zaman yetmiyor artik.
Bu demek degilki yazdiklariniza önem vermiyorum!!!
Eger soru yönelten olursa ilk firsatta geri dönüyorum kendisine, normal görüslerse zevkle okuyorum :)

Bekarlar evlensin, evlenenler cocuk sahibi olsun, okuyanlar meslegini eline alsin, orta yaslilar yaslansin :D ..vs. Ve yine bloglarda devam edelim hayatla birlikte :)

Not: Karikatürde cok hosuma gitti :)
Back to Top